Ekonomi serbestleştikçe işyeri faciaları artıyor - Nazlı Somel

Yazdır
Aralık 2017’de Sociological Forum dergisinde yayımlanan bir makale, serbest piyasa ekonomisinin ve neoliberal ekonomi politikalarının büyük endüstri facialarının yaşanmasında başlıca etmenler olduğuna işaret ediyor. Robert G. Blanton ve Dursun Peksen’in yürüttüğü çalışmada, 1981-2011 yılları arasında 127 ülkede gerçekleşmiş endüstriyel facialar incelendi. Sonuçlar piyasacı reformlar ile büyük facialar arasında hatrı sayılır bir pozitif ilişki olduğunu gösterdi. Araştırmacılar ekonomik serbestleşmenin iki yönünün, iş yaşamının daha fazla piyasacı düzenlemelerle regüle edilmesi ve ekonomik dışa açılımın, bu pozitif ilişkiyi ortaya çıkardığına işaret ediyor.

Blanton ve Peksen makalelerine, 1970 ila 2012 yılları arasında her yıl ortalama 29 büyük işyeri faciasının yaşandığını ve bunlarda 40.000’den fazla işçinin yaşamını yitirdiğine işaret ederek başlıyorlar. Endüstri faciası diye nitelendirdikleri olaylar, tamamen insan ürünü, doğal olmayan felaketler. Araştırma, bu faciaların artık literatürde tekil vakalar olarak incelenmelerinin ötesine geçilmesinin ve geniş, karşılaştırmalı çalışmaların gerekliliğini vurguluyor.

Bu çerçevede araştırmacılar, neoliberal politikaların işçi, sermaye ve devlet arasındaki dengeleri değiştirici yönlerine odaklanarak, dört hipotezi test etmişler. Birinci hipotez, piyasacı düzenlemelerin yarattığı ortamda devlet organlarının ‘düzenlemeci toleransı’nda artış yaşandığı ve bunun işçi güvenliğinde gerilemeye neden olduğu.

İkincisi, global ekonomik ilişkileri geliştirme politikalarının aynı zamanda ‘risk ihracatı’nı da tetiklediği. Yani riskli sektörlerin fakir ülkelere ihraç edildiği.

Üçüncüsü, devletlerin kamusal faaliyetleri sermayeye açmalarıyla, buralarda ortaya çıkan sorunlara müdahale ve temel toplumsal hakları koruma kapasitelerinin azalması.

Ve son olarak, tüm bu üç etmenin bir toplamı olarak serbest piyasa politikalarının ve kurumlarının endüstriyel felaketlerin yaşanma ihtimalini arttırdığı.

Bu hipotezleri test etmek üzere araştırmacılar iki veri setini bir arada çözümlemişler: endüstriyel facialara dair en kapsamlı verileri sunan Emergency Events Database ile Fraser Enstitüsü’nün piyasacı kurum ve politikaları çok yönlü bir şekilde sunan Economic Freedom of the World veri setleri. Bu yolla 127 ülkede 1981-2011 yılları arasında yaşanan endüstriyel facialar ile bu ülkelerde yürürlüğe giren neoliberal politikaların farklı yönleri arasındaki ilişkiyi test etmişler. Söz konusu 40 yıl boyunca ülke başına ortalama 29 büyük facia yaşandığı ve bunlarda toplam 40 bin işçinin katledildiğini ekleyelim. 

Bu karşılaştırmalı analiz piyasacı politikalar ve endüstriyel facialar arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya çıkarmış.

Araştırma sonuçları dört hipotezi de destekler nitelikte. Araştırmacılar piyasaya daha fazla alan açılmasının, devlet tarafından işçi güvenliğini sağlayacak uzun erimli düzenlemelerin yapılmasını engellediği ve bunun yerine daha kısa erimli hedeflere yoğunlaşıldığına işaret ediyorlar. Yani sermayenin toplumsal ve ekonomik süreçlerde ağırlığı artarken, işçi güvenliği ve hakları, kamusal alanda önemini kaybetmekte ve tüm bunlar büyük endüstri facialarına kapı aralamakta.    

Her ne kadar bu sonuçlar gündelik gözlemlerimize dayalı olarak dahi tahmin edilebilir gözükse de, istatistiksel olarak ortaya konmaları, her bir iş cinayetini ayrı bir vaka olarak algılayanlara karşı -bunların ortak kaynağına dair- daha ikna edici bir resim sunmayı kolaylaştırıyor.

Tabii bu incelemenin yalnızca 2014 Soma Katliamı ya da Hindistan'da 1984'de 4000 bine yakın işçi ve yurttaşın ölümüne yol açan Bhupal kimya fabrikası faciası gibi büyük işyerlerinde yaşanan büyük faciaları ele aldığını belirtmeliyiz. Küçük işyerlerinde yaşanan işçi cinayetleri ise ayrıca ele alınmayı bekliyor. 

Öte yandan makalenin sistem dışı bir bakış açışı olmadığı da fark ediliyor. Araştırmalarının sonuçlarını değerlendirirken yazarlar, neoliberal dönemin daha fazla endüstri faciası anlamına geldiğini, “serbest piyasanın toplumsal olarak optimal bir sonuç yaratmadığını” belirtiyorlar. İş yeri facialarını önlemek için ise hem şirketlerin önlemler almasını ve aynı zamanda devletin işçi sağlığı ve güvenliği konularında etkili konumuna ‘geri dönmesini’ savunuyorlar. Bu yaklaşımla, kar güdüsüyle işçi sağlığını gözardı etme sorununun ortadan kaldırılmasını değil azaltılmasını talep ediyorlar. Oysa makalenin kendisi, işçi ölümlerinin kaynağının özel girişimin bizzat kendisi olduğuna ve birincisinin ortadan kalkmasının ikincisinin ortadan kalkmasıyla mümkün olacağına dair açık veriler sunmakta.

İlgili makale: Robert G. Blanton, Dursun Peksen. 2017. Pro-Market Policies and Major Industrial Disasters—A Dangerous Combination? Sociological Forum

Sol.Org