Maden Şirketleri, Sermaye Birikim Rejimi ve İşçilerin Durumu: Şırnak Maden Proletaryasından Bir Kesit - Kansu Yıldırım

Yazdır
Türkiye’de sermaye birikim rejiminin önemli bileşenlerinden birisi madencilik sektörüdür. Sektörün 2012 yılında 4.2 milyar doları bulan ihracatı, 2013 yılında 5 milyar dolara ulaştı. 2014 yılında 4.7 milyar dolara yükselen ihracat, 2015 yılında 3.9 milyar dolara geriledi. 2016 yılında ise 3.8 milyar dolar maden ihracatı yapılırken en çok ihracat yapılan beş ülke ise Çin, ABD, İtalya, Belçika ve Suudi Arabistan oldu. Madencilik sektörü 2015 yılında 143,7 milyar dolar olarak gerçekleşen (tüm sektörler) toplam ihracattan yüzde 2,7 pay aldı.[1]


2017 yılının ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 36,77 artışla 1,02 milyar dolar ihracat gerçekleştiren madencilik sektörü 1,02 milyar dolarlık ihracatla 2014 yılından bu yana elde ettiği en iyi ilk 3 aylık ivmeyi yakaladı. İhracat rakamı ve miktardaki artışın yanı sıra, Cibuti, Burkina Faso, Liberya, Zimbabve ve Benin Afrika’da; Nikaragua, Virjin Adaları, Aruba ise Orta ve Güney Amerika’da yeni pazarlara eklendi.[2]

Sektörün büyümesini takip edebileceğimiz başka bir kalemse GSYH içerisindeki payıdır. GSYH içerisinde pay 2014 yılında yüzde 1.5 iken, 2015’te yüzde 1.3’e ve 2016 yılında ise yüzde 1.1'e geriledi.

Veri akışında görüleceği üzere 2014 yılı Türkiye’de madencilik sektörü açısından başlı başına kritik bir yıldır, genel olarak azalma trendi söz konusudur. 2014 yılında Cumhuriyet tarihinin en büyük iş cinayeti ve maden katliamı olan Manisa’nın Soma ilçesinde 301 madenci yaşamını yitirdi. Soma Katliamı, başlı başına sermaye birikim rejiminin AKP iktidarındaki aktüel niteliğini gözler önüne sermesi açısından gösterge niteliğinde bir olaydır. Meslek örgütleri ve sendika raporlarından anlaşıldığı üzere katliamın asli nedeni üretim zorlaması ve buna karşın maden işçilerine yaşam odası gibi tedbirlerin sağlanmayışıdır.[3] Soma Holding'in kar maksimizasyonu odaklı politikaları sonucunda ocaktaki kömür üretimi 4 yılda 15 kattan fazla arttırılmıştır. Soma Holding’in sahibi Alp Gürkan 2012’de yaptığı bir açıklamada Türkiye Kömür İşletmeleri’nin 130-140 dolara mal ettiği kömürün tonunu kendilerinin 23.8 dolar maliyetle çıkardıklarını söylemiştir.[4]

Soma Katliamından sonra özelleştirilen madenler ve AKP’nin sektöre dönük politikasına yönelik eleştiri dozunun yükselmesi, kamuoyunun oluşması üretim çılgınlığını bir süreliğine yavaşlatmıştır. Bu da rakamlarda 2014 sonrası görece azalış olarak yansımıştır.

Ne var ki, maliyetleri kısmak için emek yoğun, taşeronluğa dayalı, rodövans gibi yöntem ve çalışma şekilleri ile madencilik sektörü yol almaya devam etmektedir. 2017 yılı Ocak-Haziran döneminde enerji ve madencilik sektörlerinde özel sektöre verilen teşvik belgesi sayısı, 2016 yılının aynı dönemine kıyasla yüzde 25 artmıştır. Tarım, imalat, hizmet, enerji ve madencilik sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlere toplam 3.781 yatırım teşvik belgesi verilirken, 1.371'i enerji, 93'ü ise maden projelerine verilmiştir. Böylece, enerji ve madencilik sektörlerindeki yatırımlar için düzenlenen teşvik belgesi sayısı yılın ilk 6 aylık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 artarak 1.464 olmuştur. Enerji ve madencilik sektörlerindeki projelerin sabit yatırım tutarı ise 17 milyar lira olarak tespit edilmiştir.[5]

Maden şirketleri teşvik edilirken, maden işçilerinin yaşam mücadelesi sürmektedir. Soma, Ermenek, Küre, Dursunbey, Mustafakemalpaşa ve Kozlu katliamları yakın dönemde madencilik sektöründeki toplu iş cinayetleridir. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin verilerine göre 2017 yılının ilk 11 ayında 84 maden işçisi iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiştir. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından 2017 yılının ilk dört ayına maden işkolundaki iş cinayeti vakası en az 1571’i bulmuştur: [6]

2002 yılının son iki ayında en az 11 maden işçisi,
2003 yılında en az 81 maden işçisi,
2004 yılında en az 68 maden işçisi,
2005 yılında en az 121 maden işçisi,
2006 yılında en az 80 maden işçisi,
2007 yılında en az 77 maden işçisi,
2008 yılında en az 66 maden işçisi,
2009 yılında en az 92 maden işçisi,
2010 yılında en az 125 maden işçisi,
2011 yılında en az 117 maden işçisi,
2012 yılında en az 81 maden işçisi,
2013 yılında en az 93 maden işçisi,
2014 yılında en az 386 maden işçisi,
2015 yılında en az 67 maden işçisi,
2016 yılında en az 74 maden işçisi,
2017 yılının ilk dört ayında ise en az 32 maden işçisi yaşamını yitirmiştir.

Günümüz Türkiye’sindeki maden işçilerinin durumu, Friedrich Engels’in 1800’ler İngiltere’sindeki işçi sınıfına dair gözlem ve raporlar eşliğinde aktardığı durumu aklımıza getirebilir. Kuzey Galler, Cornwall, Northumberland-Durham sınırında Alston Moor gibi yörelerde maden proletaryası fizyolojik geçimlik ihtiyaçları için ölümün kıyısında çalışmaktadır. Herhangi bir tedbirin alınmadığı madenlerde gaz sıkışması veya benzer bir faciada ölümden kıl payı kurtulan erkek, kadın ve çocuklar (kronik) meslek hastalıklarıyla ve sağlık problemleriyle boğuşmaktadır.


Engels, Cornwall’da toprak altı işine 12 yaşında başlandığını, tıbbi verilere göre çoğunluğun 40-50 yaş arasında öldüğünü belirtmektedir. Yörenin nüfus kayıtlarına göre ortalama 45 yaşında ölen 79 madenciden 37’sinin ölüm nedeni verem, 6’sınınki astımdır. Çevre yörelerdeki Allendale, Stanhope ve Middleton’da yaşam ortalaması –sırasıyla– 49, 48 ve 47 yıldır. Göğüs hastalıklarından ölenlerin oranı sırasıyla yüzde 48, yüzde 54 ve yüzde 56’dır. İskoçya’nın bazı kesimlerinde yirmili veya otuzlu yaşlarda görülen rahatsızlıklar akciğer, göğüs ağırları ile bunları ateşli hastalıklar izler. Bu işçilere özgü bir hastalık da “kara salya”dır. Korunmasız çalışan işçilerin akciğerlerinin kömür parçacıklarıyla dolmasından ileri gelen bu rahatsızlığın belirtileri takatsizlik, baş ağrısı, göğüste baskı ve koyu kıvamlı siyah balgamdır. İskoçya’da kara salya tedavi edilemez ölçüde ciddidir. Ortalama ocaklarda normal işgünü 11-12 saat, bazen daha da uzundur; İskoçya’da 14 saate çıkar ve çift mesaidir. Engels’in aktardığı çarpıcı verilerden birisi de yer altına inen işçilerin bazen gün yüzü görmeden 24 veya 36 saat aralıksız çalıştığıdır. Yemek arası ya yoktur ya da mola araları oldukça kısadır.[7]

Bu tablonun çok uzak olmayan bir benzeri “Yeni Türkiye”dedir. 4 Aralık Dünya Madenciler gününde Şırnak’ta 3 maden işçisinin cansız bedenine ulaşılması sermaye birikim rejiminin yalın halini gözler önüne göstermektedir. Bundan birkaç ay önce yine Şırnak’ta başka bir iş cinayeti yaşanmıştır. 17 Ekim 2017 tarihinde meydana gelen ve 8 işçinin ölümüne neden olan maden katliamı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre kaçak çalıştırıla bir ocaktır. Şırnak’ta üretime kapatılan maden ocaklarında 2014’ten bu yana yapılan kaçak çalışmalarda 14 işçi hayatını kaybetti, 15 işçi de yaralandı. 17 Ekim’de 8 işçinin yaşamını yitirdiği ocakta ise daha önce 3 kez göçük yaşandığı ve 3 işçinin hayatını kaybettiği, 8 işçinin de yaralandığı bilgisi ortaya çıktı.[8]

Şırnak’taki madencilik sektöründe üretici güçlerin gelişmişlik seviyesine dair tahlil yapmak zordur çünkü yoktur. “Ölüm Kuyuları” olarak bilinen ocaklarda maden işçileri bellerine bağlanan bir iple kuyulara girmekte, o iple yaşama tutunmaktadır. Hemen tüm ocaklardaki maden işçileri baret veya maskesiz çalışmaktadır. Yüzey ile haberleşme için ise borular kullanarak, bağırarak haberleşmektedirler.

Çoğu kaçak olan çok sayıda kömür ocağında yaklaşık 3.500 maden işçisi sendikasız, sigortasız adeta kölelik koşullarında her gün çalışmak zorundadır.[9] İşçilerin sabit bir yevmiyeleri bulunmamaktadır. Performansa dayalı ödeme sistemi usulüyle kömür miktarına göre ücret almaktadırlar. Ocaklarda çalışan bir maden işçisi her zaman kömür çıkmadığını şöyle belirtmektedir: “Bazen aylarca çalışmamıza rağmen para alamayız. Çünkü kömür çıkmaz. Sadece toprak kazarız.” Maden işçileri madenden çıkardıkları kömürün 1 tonunu madeni işletenlere 80 liraya satmaktadır. Çoğu zaman 1 ton kömürü iki işçi çıkarmakta ve bu 80 lirayı paylaşmaktadırlar. Bu da kişi başına 40 lira yevmiye anlamına gelmektedir. İşçilerden kömürün tonunu 80 liraya alan işletmeci ya da taşeron firmalar ise bunu en az 3 katı fiyata satmaktadır.[10]


Şırnaklı başka bir maden işçisi ise özelleştirmenin yol açtığı yıkıma dikkat çekmektedir. Türkiye Kömür İşletmelerinden emekli olan bir işçi Şırnak maden ocaklarının 1979 yılında kamulaştırıldığını ve Türkiye Kömür İşletmelerine devredildiğini, o günlerde kamunun elinde olduğu dönemde her türlü güvenlik önlemleri alındığını söylemektedir. O dönemde de iş kazası olduğunu söyleyen emekli maden işçisi kazaların nadir olduğunu eklemektedir. Şırnak’taki madenlerde çıkarılan kömürün 1985-90 yılları arasında 29 ilin kömür ihtiyacını karşılarken 1990’lardan sonra devlet güvenlik bahanesiyle kömür üretimini azalttı. 2002’den itibaren de özel sektör bölgede kömür çıkarmaya başlamıştır.[11]

Maden işçiliği bölge halkı açısından bir zorunluluğa dönüş(türül)müştür. Tıpkı Soma’dakine benzer bir şekilde katliamdan sağ kurtulan işçiler nasıl “Yeniden madene girmeye mecburuz” diyorsa, Şırnaklı maden işçileri de benzer bir söylemi dile getirmektedir. 1990’larda boşaltılan köylerden kent merkezlerine doğru zorunlu göçün başlaması sınıfsal açıdan dezavantajlı konumu daha da derinleştirmiştir. Babasını Şırnak’taki göçükte kaybeden bir maden işçisi çocuğu, kent merkezinde tarım ya da yapabilecekleri başka bir iş olmadığını söylemekte, işsizlik ve borçlar nedeniyle çaresizlikten yoksulluk ve çaresizlikten madende çalıştıklarını dile getirmektedir: “Eğer başka bir iş bulamazsam ben de mecburen madene ineceğim”.[12]

Şırnak’taki “Ölüm Kuyu”ları sınıfsal ve bölgesel uçurumun (güvencesizliğin ve geleceksizliğin) en yalın ve çarpıcı göstergesidir. Maden işçileri ve aileleri geçim sıkıntısı ile boğuşurken maden şirketleri sahipleri de bazı şeylerden “rahatsızdır”. Ne var ki, sermaye sınıflarının “rahatsızlık” duyduğu konu yatırımlarının önündeki bürokratik engellerdir. TOBB’un Ekonomik Forum dergisine konuşan Türkiye Madencilik Meclisi Başkanı, “orman bedellerinin fahiş̧ olduğunu” söylemekte ve izin süreçlerinin çok fazla zaman almasından şikayetçidir. Altın Madencileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, madencilik sektöründeki yatırımcıların büyük bedeller ödeyerek altyapı hizmetlerinin kendilerinin yaptığını ama izin prosedürlerinin uzun olmasından, mülkiyet sorunlarının çözümünün yıllara yayılmasından, orman izin bedellerinin yüksek olmasından şikayet etmektedir. Orman izin bedellerinin birçok altın madeni projesinde yatırım bedelinin yüzde 50’isini bulacak düzeye gelmesinden yakınmaktadır. Türkiye Madenciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ise orman bedelleri fahiş düzeyini korumaya devam ederken izin süreçlerinin fazla zaman aldığını söylemektedir. Sermaye çevreleri kamu yetkililerinin madenciye sahip çıkması talebinde bulunmaktadır.[13]


Maden şirketleri sahiplerinin talepleri bireysel içerikli değil, aksine, ait oldukları sınıfın nesnel ihtiyaçlarıdır. Üç farklı sermaye temsilcisinin açıklamalarında öne çıkan iki ortak noktadan birisi kamudaki bürokratik prosedürlerinin azaltılması, izin alma ve teşvik sisteminin hızlandırılmasıdır. İkincisi ise orman bedellerinin düşürülmesine yönelik çağrıdır. Bunun anlamı ekolojik tahribatın hızlandırılması için maliyetlerin kısılmasıdır. Talana dayalı ekonomik büyüme modelinin (plunder capitalism) sermaye birikim sürecindeki rolü maden sahipleri/işletmecileri açısından önemlidir. Yine açıklamalardan görüleceği üzere sektör sözcüleri maden işçilerinin can güvenliğine dair herhangi bir talepte bulunmamaktadır.

Toparlarsak, Şırnak ili ve “Ölüm Kuyuları” peş peşe iş cinayetlerinin yaşandığı, vahşi kapitalist üretim tarzının belirli semptomları gözler önüne sermesi nedeniyle çarpıcı bir kesittir. Soma, Ermenek, Karadon, Küre, Dursunbey, Şirvan,... Türkiye’nin pek çok maden sahasında araştırma yapıldığında da benzer bir tablo ortaya çıkacaktır. Özel sektöre devredilmiş ve/veya yetkililerin göz yumduğu kaçak ocaklarda maden işçilerinin yaşadığı sorunlar hemen hemen aynıdır. Her gün ekmek parası ile ölüm arasındaki ince çizgide gelip giden yaşamlar vardır ve sermaye birikim rejimi bu karakteri ile devam ettikçe varolmaya devam edecektir. Türkiye’de madencilik sektöründeki (hem ücretli emeği hem de doğayı tehdit eden) kanlı sömürü çarklarının durdurulması için tüm yeraltı ve yerüstü kaynakları hiçbir şekilde (mülkiyetin gayri-ayni haklar tesisi, satış veya kiralama gibi yöntemlerle) özel sektörün kontrolüne geçirilmemeli, kamulaştırılmalıdır. Nihai çözüm ise toplumsal üretim araçlarının mülkiyetinin emekçi sınıfların kontrolü ve denetiminde olmasıdır.

Kansu Yıldırım
[1] “Madencilik Sektöründe Yatırım İştahı Kaçıyor”, TOBB, Ekonomik Forum, Sayı 279, sf. 66-67. Tablonun kaynağı için bkz. Maden Sektörü İhracatının Değerlendirilmesi, https://www.immib.org.tr/tr/birliklerimiz-istanbul-maden-ihracatcilari-birligi-maden-sektoru-ihracatinin-degerlendirilmesi-1.html
[2] Maden sektörü ihracatı yüzde 36 arttı, http://www.imib.org.tr/tr/maden-sektoru-ihracati-yuzde-36-artti/
[3] “Meslek odalarından çarpıcı Soma raporu: Katliam önlenebilirdi”, BirGün, 13.04.2016, https://www.birgun.net/haber-detay/meslek-odalarindan-carpici-soma-raporu-katliam-onlenebilirdi-108889.html
[4] “Soma Holding, TKİ’nin 130-140 dolar mal ettiği kömürün maliyetini 23 dolara düşürmüştü”, Enerji Enstitüsü, 14.05.2014, http://enerjienstitusu.com/2014/05/14/soma-holding-tkinin-130-140-dolar-mal-ettigi-komuru-23-dolara-dusurmustu/
[5] “Enerji ve madende teşvik belgesi sayısı arttı”, Dünya, 20.11.2017
[6] “AKP’li yıllarda madenlerde en az 1571 işçi yaşamını yitirdi”, İSİG, 11.05.2017, http://www.guvenlicalisma.org/index.php?option=com_content&view=article&id=18652:3-somada-301-ermenekte-18-karadonda-30-dursunbeyde-17-kurede-19-sirvanda-16-akpli-yillarda-madenlerde-en-az-1571-isci-yasamini-yitirdi&catid=152:haberler
[7] Friedrich Engels, İngiltere'de Emekçi Sınıfın Durumu, çev. Yurdakul Fincancı, Sol Yayınları, 1997
[8] Şırnak’taki madende 2014 ve 2015 yıllarında 3 kez göçük yaşanmış, BirGün, 17.10.2017
 https://www.birgun.net/haber-detay/sirnak-taki-madende-2014-ve-2015-yillarinda-3-kez-gocuk-yasanmis-185063.html
[9] “Şırnak'ın ölüm kuyuları”, Evrensel,  https://www.evrensel.net/kategori/375/sirnakin-olum-kuyulari
[10] “Baretsiz madenciler”, Evrensel, https://www.evrensel.net/haber/86825/baretsiz-madenciler
[11] “Maden özelleşti işçiler köleleşti”, Evrensel, https://www.evrensel.net/haber/86959/maden-ozellesti-isciler-kolelesti
[12] “O iple inme sırası oğlunda!”, Evrensel, https://www.evrensel.net/haber/86892/o-iple-inme-sirasi-oglunda
[13] “Madencilik Sektöründe Yatırım İştahı Kaçıyor”, TOBB, Ekonomik Forum, Sayı 279, sf. 68-69

Devlet ve Sınıflar