x

Murat Çakır #ETHAiçin yazdı: 1 Mayıs’ta iş cinayetlerine karşı da alanlardaydık

e-Posta Yazdır PDF
Öncelikle işçi sağlığı mücadelesinde her zaman yanımızda olan, eylemlerimize katılan, fotoğraflarını paylaşan, etkinliklerimizde kapsamlı olarak tutanak tutan ve şimdi birçok arkadaşımızın tutuklu olduğu Etkin Haber Ajansı emekçilerine teşekkür ediyorum. Dayanışmayla...
 
2000'li yıllarda işçi sınıfı hareketinde kurucu bir unsur olarak iş cinayetlerine karşı mücadele çizgisi, işçilerin can güvenliği talebi belirginleşti. Dün de ülkemizin dört bir yanında gerçekleşen 1 Mayıs mitinglerinde sıkça bu talep dile getirildi. Bu talebin temel unsurları şöyle:
 
"Çıkartılan yasalarla her geçen gün kısıtlanan sosyal güvenlik sisteminin tüm çalışanları kapsayıcı bir hale dönüşmesi; iş yasalarının ev hizmetleri, güvenlik, esnaf, çiftçi, göçmen işçi gibi tüm çalışan kesimlerin yaşadığı iş kazalarını kapsaması,
 
Sadece sigortalı işçilerin değil; sigortalı, sigortasız tüm işçilerin/çalışanların ölümlerini; işyeri içinde veya dışında; çalışırken, işe gelip giderken, barınırken, beslenirken… yani 'iş süreçlerinin bütününde' yaşanan iş kazalarının kayıt altına alınması,
 
İşçinin değil işin sağlığını yani işletmenin verimliliğini, kârlılığını hedefleyen bir anlayışı ifade eden 'iş sağlığı' kavramı yerine; işçilerin sağlığının her türlü ekonomik çıkardan, büyümeden önce geldiğini ifade eden 'işçi sağlığı' hakkının savunulması,
 
Bütün iş kazalarının önlenebilir olduğunun bilinciyle, yaşanan işçi ölümlerinin 'iş kazası' değil 'iş cinayeti' olarak tanımlanması,
 
Her yıl iş cinayetlerinde ölenlerin altı katı kadar meslek hastalığından can kaybının gerçekleştiği ve ILO’ya göre çalışan nüfusun binde 4’ü ila binde 8’i arasında meslek hastalığı görüleceği bilinciyle, meslek hastalıklarının gizlenmesinden vazgeçilmesi ve bu noktada sağlık örgütlerimizin yürütücülüğünde tespit eden/önleyen bir yaklaşımın hayata geçirilmesi,
 
Trafik, servis kazalarında yaşamını yitirenlerin beşte birinin iş başında ya da işe gelirken, giderken işçi olduğu bilinciyle sorunun bir iş cinayeti ve halk sağlığı sorunu olarak da ele alınması,
 
İşsizliğin işçi sağlığı talebini savunmanın önüne bir sopa olarak çıkarılması sebebiyle işçi sağlığı talebi ile iş güvencesi talebinin birbirinden ayrılmaması,
 
Emeğin korunmasının yolunun insanca yaşayacak bir ücret alma gerekliliği ile işçi sağlığı talebi ve asgari ücret mücadelesinin içiçe geçmesi,
 
İşçilerin sağlıklı yaşamak ve can güvenliklerini sağlamak için insanca ulaşım, barınma ve beslenme hakkı olduğunun savunulması,
 
Güvencesiz çalışmanın işçileri korunmasız bırakması ve en somut olarak taşeron çalıştırmanın işçi sağlığının en görünür biçimi olan ölüm ve hastalık riskini artırdığının belirtilmesi,
 
Ailelerin yoksulluğunun, köyden kente göçün, eğitime ulaşamamanın, 4+4+4 eğitim sisteminin ve paralılaştırılma süreci ile kapitalizmin duyduğu ucuz emek gücü ihtiyacı sonucu çocuk işçiliğinin güvencesizliğin kaynağı haline gelmesi, bu noktada 'çocuk işçiliğe son' denilmesi,
 
Yoksulluğun her geçen gün derinleştiği ülkemizde küçük yaşlarda çalışma hayatının başlaması ve neredeyse ömür boyu sürmesi; emekçilerin belli bir çalışma yılından sonra emekli olma haklarının olduğu ve bunun da çalıştıkları mesleğe ve cinsiyetlerine göre belirlenmesi,
 
Tarımda, sanayide, hizmet sektöründe ve evde çalışırken görünmeyen emek olan kadın emeğinin; ücret, iş güvencesi, çalışma saatlerinin azaltılması, aşağılamaya, tacize, mobbinge mücadelesinin savunulması ve kadını da temel alan bir işçi sağlığı anlayışının tanımlanması,
 
Başta sağlık hakkı olmak üzere temel düzenlemelerden mahrum bırakılan göçmen işçilerin haklarının savunulması,
 
Yaşanan işçi ölümlerinde adaletin sağlanması, sorumluların en ağır biçimde cezalandırılması,
 
Sendikal örgütlenme özgürlüğü üzerindeki baskıların sona erdirilmesi,
 
İşçi sağlığı ve iş güvenliği kurullarının her işyerinde bulunması, işler hale getirilmesi, kurulların en az yarısının işçi temsilcilerinden oluşması ve işçi temsilcilerinin işten atılmalarının yasaklanması...
 
Yani işçi sağlığı mücadelesi, iş güvencesi ve asgari ücret mücadeleleri ile birlikte yeni işçi sınıfı hareketinin ana çıkış noktalarını oluşturmaktadır. Tabi ki ufkumuzu salt demokratik taleplerle sınırlamayarak ve kapitalizmi tarihin çöplüğüne atma bilincimizle birleştirerek...
 
Tam da bu yüzden iş cinayetlerinin sorumlusu sermayeye ve devlete karşı 1 Mayıs’ta alanlardaydık...

 

İşkolları