x

İşçiler neden intihar ediyor? - İ.Sabri Durmaz

e-Posta Yazdır PDF
İşçilerin aldığı ücretle geçinememe, ağır çalışma koşulları ya da uzun süre işsiz kalması, borç batağına sürüklenmesi... sonucu düştükleri sefaletin onları canlarına kıymaya kadar götürdüğü haberleri daha sık duyulmaya başlandı. Ki, bu yılın başında, (12 Ocak günü) geçirdiği iş kazası sonucu 5 yıldır işsiz olan ve geçim sıkıntısı nedeniyle ruhsal bunalıma girdiği belirtilen inşaat işçisi Sıtkı Aydın’ın Meclis önünde kendisini yakmaya kalkmasıyla, işçi intiharları kamuoyu gündemine de geldi.

İşçilerin yaşma ve çalışma koşulları, bu vesileyle Mecliste de gündeme geldi. Ama bu soruların giderilmesi için gerekli yasal düzenlemeler için değil, ana muhalefetle iktidar arasında süren laf düellosunun malzemesi olarak!

Ama son yıllarda işçi intiharlarının hızla arttığı da bir gerçek!

Yani kapitalist çalışma koşulları; işçilerin hayatına kastetmede, “iş cinayetleri”ne bir de işçinin intiharını da eklemiştir. 

Nitekim, “iş cinayetleri”nde dünyada ilk sıralarda yer alan Türkiye’de, “işçi intiharları” da olağanüstü boyutlara ulaşmıştır. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, raporuna göre 2013 yılında en az 15 işçi, 2014 yılında en az 25 işçi, 2015 yılında en az 59 işçi, 2016 yılında en az 90 işçi, 2017 yılında ise en az 89 işçi intihar ederek yaşamını yitirmiştir.

Önceki gün gazetemizde Mert Samyeli ve Sinan Çavuş arkadaşlarımızın Kocaelili işçilerle konuşarak yaptıklar haberde işçiler; işsizliğin, aldıkları ücretin geçinmelerine yetmemesinin, zamların, enflasyonun karşısında ücretlerin sürekli erimesinin, banka (kredi kartı) borçlarını hızla artmasının, işyerlerindeki “mobbing uygulamaları”nın işçileri bunalıma sürükleyecek boyutlarda oluğun dikkat çekiyorlar. İşçi intiharlarını bu baskı ve gün be gün ağılaşan geçim ve çalışma koşullarına bağlıyorlar. 

Kuşkusuz ki; işçilerin şikayetleri gayet haklı. İşçilerin intihara sürüklenmesiyle, onlar reva görülen çalışma ve yaşama koşullarında dayanılmaz düzeye gelmesi, içinde bulundukları koşullarda sorunlarını çözmek için bir çıkış yolu bulamamalarının sonucu olduğu arasında kurdukları bağ da yanlış değil. Ama sorunun sadece bir boyutuna dikkat çekildiği için de en azından eksik! 

Çünkü örgütsüz işçi, kapitalistler karşısında çaresizdir ve kapitalist hangi koşulları dayatırsa örgütsüz işçi ona boyun eğer. Dolayısıyla da geçinemeyince geçinmek için daha çok çalışma, kredi kartına yüklenme, patron ve adamlarına yaranmak için kırk takla atma... gibi çözüm olmayan yollara ve yöntemlere başvurur.

Öte yanda dünya ve ülkemiz işçi sınıfının mücadele tarihi açıkça gösterir ki, işçiler örgütlendiğinde, sorunlarını kişisel olmaktan çıkarıp sınıfsal olarak ele aldıklarında, çalışma ve yaşama koşullarıyla ilgili taleplerini çözüm için adımlar atabilecek gücü de bir araya getirmiş  olur. Dahası işçiler, asıl sorunlarının patronlara, kapitalist sömürü koşullarına karşı ortak mücadele edememekten geldiğini fark ederek, aralarındaki dayanışma ve sınıf birliği duygusu tarafından sarılıp sarmalanır, sorularını kişisel bunalımlarının içine çekilme yerine mücadelenin bir parçası olarak sorunlarını aşmanın yoluna girerler.

Örgütlenen işçiler, yaşadıkları sorunların kendilerinden değil, kapitalist çalışma koşullarıyla bağlantılı olduğunu sorunu kedileri tarafından değil, patronlar ve sermaye sınıfını dayatmaları sonucu olduğunun farkına vararak, bu koşulları işçiler lehine değiştirmek üzere patronlara ve sistemlerine karşı mücadele etmenin ihtiyacını da duyarlar. 

Bu yüzdendir ki; intiharlar için işçilerin “teşhisi” kısmen de olsa doğrudur ama tedavisini gündeme almadıkça, bu “teşhislerin” yakınmanın ötesine geçmesi beklenmez. 

Bu yüzdendir ki; işçi intiharlarından söz ettiğimizde asıl önemli olan ve işçi tarafında “en aza indirilmesinin mümkün” olduğu, bunu da işçilerin sendikalarda, kendi partilerinde örgütlendiklerinde başarabileceklerini anlamasıdır. Bunun için de “intihar konusu”nun işçiler arasında sadece işçiler intihara sürükleyen kötü koşullarda tartışmasıyla sınırlı kalmamalıdır. Çünkü işçi intiharları engellemenin yolu, yaşama ve çalışma koşullarını iyileştirme, kapitalist sömürüyü ortadan kaldırma mücadelesi, bunun yol ve yöntemleri, işçilere ve sendikalarına yüklediği sorumlukları tartamaya açmak, bunun için örgütlenmek ve mücadele etmekten geçmektedir.

(*) Sendika deyince, elbette ki, mücadeleci sendikalardan söz ediyoruz. Yoksa işçiyle kapitalist arasındaki arabuluculuğu esas alan sendikalardan değil. Bu da elbette bu sorunda da görev ileri işçilere ve mücadeleci sendikalara düşmektedir.

 

İşkolları