x

Tek dil, tek din, tek millet, tek sendika – Erdoğan Demir*

e-Posta Yazdır PDF
Kamuda ve özelde çalışan sayıları 2,5 milyona yaklaşan taşeron işçiler için 2017 yılının sonlarında çıkarılan bir KHK ile özellikle kamuda çalışan taşeron işçiler için bir umut ışığı belirmişti. Yıllardır kadro bekleyen 1 milyona yakın taşeron işçiyi ilgilendiren taşeron işçilere kadro müjdesi 24 Aralık 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 696 sayılı torba KHK ile düzenlendi. Kendi yaptıkları anayasaya, hukukun temel ilkelerine ve sosyal diyalog anlayışına aykırı olarak hazırlanan 696 sayılı KHK’nin taşeron işçilerin kadro sorununu çözemeyeceği kısa sürede açığa çıktı. Aksine bu KHK çalışma hayatında yeni sorunlar, eşitsizlikler, adaletsizlikler ve haksızlıklar yaratacak nitelikte olduğunu söyleyebiliriz.

Saray-Erdoğan neden kadro verdi? Kamuda sayıları 1 milyona yaklaşan taşeron işçilerin taleplerinin bütün sendikalar olmasa bile bazı sendikalar tarafından ele alınması bu çalışma rejiminin toplumsal meşruiyetini ortadan kaldırmıştır. Ayrıca söz konusu bu taşeron işçilerin hemen hepsinin geçmişe dönük muvazaalı çalıştırılmalarından kaynaklı büyük miktarlarda ek tediye alacakları söz konusu idi. Öncelikle saray böyle bir ekonomik yükten kurtulmuş oldu. Ama bu ekonomik tablonun arkasında daha büyük bir beklentinin olduğu açık. AKP’nin kendi parti kongrelerinde bile artık kendi partisine üye işçiler bile ‘ne olacak bizim kadro işi reis’ diye bağırmaktan geri durmuyorlar. Taşeron işçiler AKP açısından çok büyük bir oy deposu idi ve hep umutla oya tahvil ettiği bu deponun su aldığını gördüğü için böyle bir çalışma yapmak zorunda kaldı.

Tek Dil, Tek Din, Tek Millet, Tek Sendika. Bilindiği üzere 696 sayılı KHK ile aynı zamanda terör bağlantılı olduğu düşünülen eylemlere sivillerin yapacağı müdahalelerin cezasızlık kapsamına alınmış olması emek ve demokrasi güçleri tarafından ‘AKP’nin iç savaş hazırlığı’ olarak tanımlanmıştı. 2019 seçimleri sürecinde önüne çıkabilecek bütün potansiyel direniş mevzilerini temizlemeyi hedefleyen Saray-Erdoğan, taşeron düzenlemesini Meclis’ten bir kanunla çıkarmak yerine KHK ile çıkarması kadronun tek adam tarafından bahşedilmiş gibi gösterilmesine yol açmaktadır. Kamuda aynı zamanda yandaş sendikasını (Hak-İş) büyütmenin bir yolu olarak kullanılacak olan kadro meselesi emek alanının da Hak-İş aracılığıyla tahakküm altına alınmasını sağlayacağı açıkça görülmektedir.

Kadro ama nasıl? Erdoğan 900 bin kişiye kadro verdik diye bağırsa da, işin böyle olmadığını anlatmakta fayda var. 900 binin 450 bini belediyede çalışan taşeron işçiler. Bu işçiler belediyenin kuracağı şirketlerde çalışmaya devam edecekler. Yani statü olarak aslında çok da bir şey değişmemiş olacak. Geriye kalan 450 binlik kesim ise 657 Sayılı Kanunun 4/D Maddesi kapsamında daimi işçi statüsünde çalıştırılacağı duyuruldu. Ancak bu işlilerin halen çalıştırılmakta olan 4/D’li işçilerle aynı haklara sahip olmadan çalıştırılacaklar.

4/D’ye geçirilecek işçilerin yaklaşık 300 binini oluşturan sağlık işçilerini ise ayrı bir sorun ve eşitsizlik bekliyor. Hastanelerde çalışıp kadroya alınmayan yemekhane işçileri, röntgen/MR gibi görüntüleme ve laboratuvar işçileri varken, sınavı güvenlik soruşturmasını geçip de kadroya alınma başarısını gösteren sağlık işçilerini ayrı bir sorun bekliyor. Şu anda 4 tanesi açılmış olan şehir hastanelerinde çalışanlar ve Sağlık Bakanlığı ‘kadrosuna’ taşerondan geçen işçilerin şehir hastanelerinde çalışamayacağını Çalışma Bakanı söyledi. Çünkü şehir hastaneleri devletin değil o hastaneyi yapan şirketin malı. Bu işçileri şu anda büyük bir belirsizlik beklemekte.

Sonuç yerine bir alıntı ile bitirelim: ‘Taşerona kadro’ diyen işçiye Afrin anlatıyor, asgari ücreti beğenmeyen işçiyi azarlıyor, grevleri daha başlamadan yasaklıyor. Nafile! Savaş tamtamları açların sesini bastıramıyor, gerçek dalga dalga büyüyor: ‘Geçinemiyoruz!’ 

* Dev Sağlık-İş Örgütlenme Uzmanı
 
 

İşkolları