x

İş cinayetlerinde 2017 rakamlarına bakış - Gökmen Özceylan

e-Posta Yazdır PDF
"Hiç unutamayacağım bir yıl oldu 2017. 2006 işçi bu sene evinden işine gitti ve geriye tekrar evlerine dönemedi. Yani 2006 arkadaşımız öldü..."

2017 yılının yıl sonu değerlendirme raporlarını bitirip, dosyalarımı tamamladım. İş kazası verilerim, yıl sonu değerlendirmem ve istatistiklerimi her yıl olduğu gibi kapattım. Her yıl bu çalışmamın sonunda bu rakamların anlamları üzerine bir düşünme ve analiz süreci geçirip sizlerle paylaşma alışkanlığım beni bir sene sonrasını hem takip, hem de hedef belirleme açısından motive ediyor.

2017 yılının değerlendirmesine gelince, hiç unutamayacağım bir yıl oldu 2017. Öyle ki şimdiye kadar ülkemizde yaşanan iş cinayetlerinde yeni bir rekor kırıldı. 2006 işçi bu sene evinden işine gitti ve geriye tekrar evlerine dönemedi.

Yani 2006 ARKADAŞIMIZ ÖLDÜ.

Zaten hepiniz bir şekilde bu zamana kadar bu rakamı bir sebepten duydunuz. Peki bu duyduğunuz rakamın anlamı ne? Onu şöyle biraz açıklamaya çalışayım. 2017 yılında ortalama AYDA 167 ARKADAŞIMIZ ÖLDÜ.

Daha anlaşılır kılmak açısından; GÜNDE 5-6 ARKADAŞIMIZ ÖLDÜ.

Bu rakamı pazar günleri çalışmadığımızı düşünürsek, ve haftanın 6 gününe göre açıklamaya çalışırsak, ortalama 310 iş günü ve bunların ortalama da en az 15 bayram ve diğer tatilleri düşersek çalışma günümüz 295 iş gününe göre hesaplarsak, yani; BİR ÇALIŞMA GÜNÜNDE 7 ARKADAŞIMIZ ÖLDÜ. 

Yani haberlerde tek tük gibi gelen bu iş kazası ve cinayetlerinin yıl sonu yüzümüze tokat gibi çarpması gereken rakamlar bunlar. Bu rakamların sadece bir rakam olmadığını en iyi bu işyerlerinde çalışan biz profesyonel işyeri hekimleri, iş güvenliği uzmanları, işçiler bildik yaşadık. Bir de bu ölen işçi arkadaşlarımızın aileleri. Her çalışma gününde evden kalkıp işlerimize gittik. Geriye 7 arkadaşımız dönmedi. Sizce nasıl bir anlamı var bilmiyorum ancak ben utanıyorum. Çünkü insanlarımızı çalışırken yaşatamıyoruz. Aynı yıl içinde meslek hastalığından yani zamana yayılan ölümleri de bu sayıya eklersek durumu artık siz düşünün. Ekleyemiyoruz çünkü gerçekçi ve altyapısı olan verilere sahip değiliz. 2017 öyle bir yıl oldu ki bir de bu rakamlara şu açıdan bakalım isterseniz. Öyle büyük rakamlarla açıklanabilecek bir SOMA faciası gibi bir maden faciası olmadı. Veya ne bileyim onlu, yüzlü sayılarla ifade edebileceğimiz ciddi bir toplu ölüm olmadı. Yani bu dehşet rakamın süreğen, alışılmış, düzenli bir akışla oluştuğu bir gerçekle karşı karşıyayız. Bu durum bile tablonun ne kadar ciddi bir hal aldığını göstermek zorunda hepimiz için. Tekrara düştüğümü bilerek söylüyorum. BU BİR TOKAT GİBİ VURMALI HERKESİN SURATINA...

Gelelim bu iş cinayetlerinin ayrıntılı dağılımına...

Öncelikle şu tespiti yapmam lazım. Fabrika veya kapalı alan işyerlerinde iş kazası sayılarında ve işçi cinayetlerinde biraz azalma gözlemliyorum. Kendi verilerim ve ileride açıklanacak resmi verilerde eminim ki bu sonuca yaklaşıyoruz. Ancak açık alan çalışma alanlarında bu sayının artışı çok dikkat çekici. İş kollarına göre bakarsak, özellikle inşaat sektöründeki artış dikkat çekici. Her yıl artarak devam eden bu sektörde meydana gelen ölümlerin nedenini, benim tuttuğum istatistiklere göre yüzde 65’ini yüksekten düşme oluşturuyor. Yani sadece bir çelik germe işlemiyle önlenebilecek bir sebep. Yani bir inşaata sadece 25-30 bine mal olabilecek bir önlemle sıfırlanabilecek bir cinayet sebebi. Düşünsenize her yükselen kattan sonra bir alt kata serilecek bir çelik örgünün maliyeti bu kadar. Bunu evlerin maliyetine eklerseniz evlerin maliyeti maximum bin lira daha fazla artacak. Ama olmadı yine. Yine 2017 yılında örmedik o çelik örgüleri. 317 arkadaşımız sadece bu yüzden öldü.

Birisi UTANMAK mı demişti?

Gelelim maden ve enerji sektörüne. İkinci yüksek artış bu sektörde gözleniyor. Evet enerji alanında üretimdeki artış biliniyor. Ancak Soma gibi, Kozlu gibi inanılmaz acıları yaşayan bir halk değil miydik biz? Çok ciddi önlemler alacağımızı söylemiyor muyduk ERMENEK’teki o babanın oğlunu sorduğu ağlayan videolarının karşısında? Ama 2017 demek ki bunlardan da pek ders almadığımızı yüzümüze tokat gibi vurdu. 

Tarım işçilerine bakalım isterseniz. Bu alanda da artış ciddi olarak dikkat çekmekte. Hani bir minibüse doldurulup ölüme gittiler diye haberlerde hep beraber ağladığımızda yetkililer sözler veriyordu hatırladınız mı? Hani 20-25 kişilik minübüslere 50-60 kişiyi tıka basa doldurmaları sonucu kazalar olmuştu ya 2016’da ve bizlere bu tablo bir daha olmayacak diye sözler verilmişti ya, işte bu yılın rakamlarına göre 385 ARKADAŞIMIZ bu şekilde öldü bu yıl. Evet bazılarınızı duyuyor gibiyim. Bu sene öyle toplu bir kaza haberi hatırlamıyorum der gibi. EVET işin daha kötüsü de o ki bu artık süreğen ve rutine dönmüş gibi görülüyor. Her gün 1 veya 2 ARKADAŞIMIZ ÖLDÜ.

Diğer sektörlere uzanmayacağım. Biraz daha bu rakamların gerçek yüzüyle tanıştırmak istiyorum sizleri. Ölen arkadaşlarımız diyorum ya işte bunlardan 60 tanesi çocuğunuzdu.

15 yaş altında 60 ÇOCUK İŞÇİ ÖLDÜ. Yani ayda 5 çocuğumuz yaşı itibariyle okula veya oynamaya gitmesi lazımken işe gitti. Ki bu bile bir utançtır anlayana, bir de bu çocuklar ÖLDÜ.

İnanın sizi rahatsız etmek derdim. Oldunuz mu bilmiyorum. Ben utancımdan yerin dibine girdim. Sonra kadınlarımız, eşlerimiz, annelerimiz, kız kardeşlerimiz 116 KADINIMIZ İŞ CİNAYETLERİNDE ÖLDÜ.

Bir de mülteci işçi ölümlerindeki artış dikkat çekici. Hani savaştan, açlıktan kaçıp ülkelerini terk eden misafirlerimiz. Hatırladınız mı dünyanın en misafirperver halkıyız biz. İşte onlardan da çoğunluğu Suriyeli ve Afgan olmak üzere 88 işçi öldü. Onlar pek haber olmadı. Onların ölümleri pek haber değeri taşımadı ancak onlar da geldikleri bu ülkede çalışırken ÖLDÜ. 

Bilmiyorum hangi rakam size daha çarpıcıysa 2018’e o rakamla başlayın artık. Ben bir işyeri hekimi olarak bütün bu rakamlardan üzerime düşen utanç payını alıyorum. Hak ettim. Siz de neresinden bakarsanız... Bu çalışma hayatının hangi hattından bakarsanız bence bir ucundan tutun bu utancın.

Ki bir şarkı geliyor aklıma gece gece adamlar söylüyordu. 

UTAN UTAN

UTANMAYAN İNSAN OLUR MU LAN?

Ki 2018 için değiştirebilelim bir şeyleri…

Saygılarımla...