x

İş Mahkemeleri Kanunu’nun değişiklilerinin getirdikleri-1 - Murat Özveri

e-Posta Yazdır PDF
İş Mahkemeleri Kanunu değişti. Değişiklikle kanunun zorunlu arabuluculuğun dışındaki hükümleri kanunun yayım tarihi olan 25 Ekim 2017 tarihinden itibaren uygulanmaya başlayacak. Ara buluculuğa ilişkin hükümler ise 1 Ocak 2018 tarihinde yürürlüğe gerecektir.

İş Mahkemeleri Kanunu’nun değişmesi neden önemlidir?

Sendika ve grev hakkının yeterince gelişmediği ülkelerde, işvereni dizginleyebilecek elde tek araç olarak bireysel iş yasaları kalmaktadır. Bu saptamanın tersi de doğrudur: Eğer bir ülkede bireysel iş yasalarından beklentiler artmış, işçilerin bireysel iş yasalarıyla korunup korunmadığı tartışmanın merkezine oturmuşsa, o ülkede sendika, grev ve toplusözleşme hakları yeterince gelişmemiştir.

Bir ülkede bireysel iş yasasının olması bize o ülkede sanayinin olduğunu, işçi ve işverenlerin bulunduğunu, bağımlı çalışmanın var olduğunu söyler. Bir ülkenin siyasal sisteminin ne olduğunu, bireysel iş yasasından hareketle tahmin edemezsiniz. Bireysel iş yasasının bulunduğu bir ülke, monarşiyle, faşizmle, demokrasiyle yönetiliyor olabilir. Buna karşılık bir ülkede sendika, toplusözleşme ve grev hakkını güvence altına alan yasal bir sistem varsa, bu sistem bize o ülkede uygulanan rejimin demokrasi olduğunu söyler. Kısaca özgür toplu pazarlık düzeni ancak siyasal sistemi gelişmiş demokrasi olan ülkelerde görülür.

Biz bu ülkede çok uzun süredir işçi haklarını bireysel iş yasaları üzerinden tartışıyoruz. Toplu iş hukuku neredeyse unutuldu. Sendika, grev, toplusözleşme haklarına ilişkin uyuşmazlıklar işverenlerin sendikalaşmayı engellemek için toplu iş sözleşme yetkisine itiraz davaları ile sendika içi çekişmeler olmasa nerdeyse ortadan kalktı. Siyasal sistemimizin ne olduğunu artık siz düşünün. 

İş Mahkemeleri Kanunu ne işe yarar

Toplu iş hukukunun gelişmediği, sendika toplusözleşme ve grev hakkının küçük bir azınlık çalışan grubunun şeklen yararlanabildiği bir hak haline geldiği durumlarda, işveren karşısında işçiyi koruyacak en önemli araç iş yasasıdır. 

Bireysel iş yasaları işçinin haklarının en alt sınırlarının neler olduğunu, işverenin yönetim hakkının nerede başlayıp nerede bittiğini belirlerler. Bu belirlemeyi yaparken işçinin korunması hedefinden hareket ederler. Kısaca eğer uygulanırsa iş yasaları işçiyi korur. İşçi korumak iş yasasının varlık sebebidir. Tabii uygulanırsa. 

İş Mahkemeleri Kanunu ise, iş yasasının uygulanmadığı, işverenlerin iş yasasına aykırı davrandığı durumlarda işçinin hakkını nerede, nasıl arayacağını saptayan kanundur.

İşçinin iş yasasından, iş sözleşmesinden, toplu iş sözleşmesinden doğan hakları ödenmediğinde işçi hakkını yeni İş Mahkemeleri Kanunu’na göre öncelikle zorunlu arabulucu önünde aramak zorundadır. Bu konudaki açmazları geçen hafta somut olay üzerinden yazdığımız yazıda ele aldık. Bu yazıda kaldığımız yerden devam edelim:

İşçiler haklarını nerede hangi süreler içerisinde arayacaklar

Artık hukuk sistemimiz içerisinde adına “Arabuluculuk Daire Başkanlığı” denilen bir kurum yer almıştır. Arabuluculuk Daire Başkanlığı arabulucu sicili oluşturmuş, arabuluculuk belgesi olanları bu sicile kayıt etmiştir. Bu liste bölgelerine ve uzmanlık alanlarına göre her adliyede bulunan adalet komisyonlarına gönderilecektir. Adalet komisyonları kendi yargı çevreleri içerisinde arabuluculuk büroları kuracaktır.

İşte işçiler önce işverenin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna başvuru yaparak listede yer alan bir ara bulucunun kendi davası için atanmasını isteyecektir. Eğer işçi ve işveren listede yer alan bir ara bulucuda anlaşmışlarsa arabuluculuk bürosu tarafların anlaştığı ara bulucuyu atayacaktır.

Ara bulucunun görev süresi görevlendirildiği tarihten itibaren üç haftadır. Bu süre tarafların anlaşması halinde en fazla bir hafta uzatılabilecektir. Ara bulucu taraflara ulaşamadığı, taraflar toplantıya katılmadığı, tarafların katılmasına karşın anlaşamadıkları hallerde ara buluculuk faaliyetini sonlandıracak ve son tutanağı düzenleyip durumu DERHAL arabuluculuk bürosuna bildirecektir.

Ara bulucu büroya başvurudan kaç gün sonra atanacaktır? Üç hafta sonunda anlaşılmadığında “DERHAL” olarak kanunda tanımlanan süre nedir? Bir saat mi, bir gün mü, beş gün mü, her duruma göre değişecek midir? Bu soruların yanıtı yasada yok. Yaşayıp da göreceğiz.

Ara bulucu aşamasından sonra işçi işe iade davası açmışsa, ara bulucunun son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açabilecektir. İş kazası ve meslek hastalıklarından kaynaklanan tazminatların dışında kalan diğer işçilik alacaklarını ise zaman aşımı süreleri içerisinde ara bulucu aşamasından sonra iş mahkemesinde dava edebilecektir.

Kanunla kıdem ihbar tazminatı için fesihten itibaren 10 yıl olan zaman aşımı süresi 5 yıla indirilmiştir. Kullanılmayan yıllık izinler için Borçlar Yasası ile 10 yıla çıkartılmış olan zaman aşımı süresi de 5 yıla indirilmiştir.

Köşenin sınırları el vermiyor, gelecek hafta zaman aşımı sürelerinden başlayarak yasayı değerlendirmeye devam edeceğiz.