x

Bir mühendisin ölümü üzerine… – Hayati Can

e-Posta Yazdır PDF
Ölüm, bir yaşam formunun sona ermesidir. Son yıllarda bolca kullanılan kavramlardan biri haline geldi ölüm. Yaşam formunun sonunun muhtelif biçimleri var. Dumanlı veya tozlu hava sonucu boğularak veya kanser olarak yaşamınız sonlanabilir. Genetiği değiştirilmiş gıdaları tüketip yine kanser ya da başka biçimlerde hayatınızı kaybedebilirsiniz. Yeterli ve dengeli beslenmezseniz, açlıktan iflas eden organlarınız sizi öldürebilir. Gündelik yaşamın içinde altyapıların yanlış kurgulanmasından veya bakımsızlığından, bir kanala düşerek ya da benzer şekillerde yine hayatınız son bulabilir. Doğal olayların felakete dönüştüğü kentlerde sel, salgın, yangın, deprem gibi sebeplerle, evinizde, işyerinizde, arabanızla alt geçitten giderken, metrobüsteyken yine yaşamınız noktalanabilir. Bir otobüste yolculuk ederken son durağa varamayabilirsiniz. Bir arabada veya otobüs beklerken hayatınız sonlanabilir. Bayramı ailenizle geçirmek isterken yaşam formunuz son bulabilir.

Savunma, bir saldırıya karşı korunma halidir. Son yıllarda bolca kullanılan kavramlardan biri haline geldi. Yaşam savunucuları ormanların, tarım alanlarının, yaşam alanlarının yok edilmesine karşı savunma yapıyor. Yani havanın kirlenmesine, toprağın kurumasına, suyun zehirlenmesine karşı yaşamı savunuyorlar. Kent-orman savunmalarını bolca duyuyoruz. Savunan varsa, saldıran da var…

Ülkelere bakıyorum. Savunma bakanlığı tüm ülkelerde var. Saldırı bakanlığı olan ülke duymadım. Amerikan Savunma Bakanlığı, Rus Savunma Bakanlığı, Türkiye Milli Savunma Bakanlığı… Atom bombası Hiroşima’ya atılırken adı “küçük çocuk”tu. Açıklama ABD Savunma Bakanlığı’ndan geldi. Kore iç savaşına müdahale eden ABD, Türkiye’nin de ölen ve öldüren olarak taraf olduğu, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ile giriştiği savaşta, 1948 ile 1953 yılları arasında yaptığı bombardımanla 2 milyon insanın ölümüne yol açarken neyi savunuyordu? Tomahawk füzeleri Suriye’de neyi savunuyordu? Başika’da neyi savunuyoruz? Ya İdlip’te?

Savunma Bakanlığı varsa savunma sanayi de oluyor…

Sanayi, hammaddeleri işleyerek kullanılabilir yeni ürünlere dönüştüren sistem ve yöntemlerin bütünüdür. Hammadde olarak her şeyi kullanabilirsiniz. Ürettiğiniz ürünlere bağlı olarak isimler alır sanayi kolları. Makina sanayi, gıda sanayi, tekstil sanayi, maden sanayi, ahşap sanayi, uçak sanayi vb. uzayıp gider. Peki savunma sanayi ne üretir? İşte burada kavram farklılaşır. Çünkü bu kavram altında her şeyi üretebilirsiniz. Ama adınız savunma sanayi diye geçer. Kimyasal, biyolojik, nükleer bombalar, tabancalar, mermiler, tanklar vb. Nasıl ki faşist uygulamalar toplumlara demokrasi diye sunuluyorsa, savaş sanayi ve ölüm makinaları da, savunma adıyla sunulabiliyor.

Tüketim, üretilen şeylerin harcanması, kullanılmasıdır. Gıdaları, eşyaları tüketir ve çevrime yeniden dâhil oluruz. İnsan da üreyen ve üretilen bir canlı formu olarak bu tüketim çevriminin bir parçasıdır. Tüketim kavramının temelinde, doğal varlıkların, canlıların ve insan emeğinin üretkenliğinin tüketilmesi yatar.

Tüm bu çevrim içinde kilit bir meslek alanı var: mühendislik. Yukarıda saydığımız tüm uygulamaların temel kilit noktasını oluşturur.

Nitelikli insan emeğinin geldiği nokta, insan tüketmenin insansız formlarını üretmeye başladı. Yukarıda değindiğimiz insansız savunma değil, savaş araçları bunun sonucu. Üzerlerinde silahları var. Ateş ediyor, bomba atıyor ve yerlerine dönüyorlar. Silahlı İnsansız Hava Araçları’nız (SİHA) varsa, siz büyükler ligine girecek yarışta, daha fazla insan tüketebilirsiniz. Dünya silahlı-silahsız İHA yarışına girdi. İHA ile vurulan teröristler, örgüt militanları, yanlışlıkla(!) vurulan köylüler, yanlışlıkla vurulan insanlar, yanlışlıkla çıkarılan orman yangınları, İHA saldırılarının bolca duyduğumuz haberleri.

Geçtiğimiz günlerde bir üzücü haber daha aldık. Vestel Savunma’nın Eskişehir’de yaptığı bir iş sırasında bir kaza oldu ve İTÜ Uçak ve Uzay Mühendisliği bölümünden 2013 yılında mezun olan ve halen aynı bölümde yüksek lisans yapan Erdi Canbay, hayatını kaybetti. Üzüldüm… Bu genç yaşta gidişine, ailesini, dostlarını, sevdiklerini acıyla yüz yüze bırakmasına üzüldüm. Son yıllarda insansız hava araçları yapımıyla fevkalade övünen Vestel Savunma’da, belki de insan tüketmenin insansız formunu üretirken hayatını kaybettiği için daha çok üzüldüm.

Erdi öğrenciyken, savunma sanayisini bolca övmüştür fakültesindeki bazı hocaları. Ne de olsa teknolojinin hızla geliştiği bir alandı. Ve böylelikle kariyer basamaklarını hızlıca tırmanmak mümkündü. Üniversitelerin ve akademik kadrolarının sermaye ile ilişkisinin arttığı günümüzde verilen bu tavsiyeler-önermeler ne yazık ki devam ediyor. Böylelikle akademisyen sorumluluğunu ve onurunu yok sayan hocalar, Erdi’ye ve daha birçok meslektaşıma mühendislik mesleğinin sorumluluklarını ve meslek onurunu yok saymayı öğretiyor.

İşine-üretimine yabancı, teknolojiyi kendi yaşamı ve toplumsal çıkarlardan bağımsız gören, geleceğini ise çoğu zaman mesleği ile yıkan mühendis profili de üretiliyor bu zincirde. Böyle olunca mühendis tüketmek de öyle ‘kolay’ oluyor ki!

Efsanevi insansız hava aracı teknolojisinin üretildiği bir Türkiyeli firma olan Vestel Savunma’nın şatafatlı PR çalışmalarının yanında, yok sayılan işçi sağlığı iş güvenliği ile öldürülen Erdi Canbay için verilen VESTEL’in kupkuru, zerre kadar sorumluluk taşımayan, güya baş sağlığı dileğinde bile saklı bu durum.

Haklarımız yok sayılıyorsa, canlarımız bu kadar ucuzsa, mesleki bilgilerimiz kendi yaşamlarımızı yıkar hale gelmişse, yaptıklarımızın-işimizin-üretimlerimizin sonuçlarıyla da yüzleşme vakti çoktan geldi.

Ekmeğin aslanın ağzında olması gerçeği kadar dayanışmanın güzelliği en az o kadar gerçek ve deneyimlerle defalarca kanıtlanmış durumda. Nasıl bir mühendislik sorusunu cüretle sorma, dayanışmayla da cevaplarını gösterme zamanı.

Bir süredir dile getirdiğimiz gibi halkın mühendisi, mimarı, plancısı olma zamanı.

Ölümün değil, yaşamın parçası olmak için…