x

İş cinayetindeki parmak izi - Yusuf Karataş

e-Posta Yazdır PDF
“Sakarya Hendek’te fındık işçilerini taşıyan traktörün devrilmesi sonucu 7 işçi öldü, 9 işçi yaralandı.”

Her yıl yerlere saçılmış işçi cesetleri eşliğinde benzer birçok haber izliyoruz. Bu haberlerde “fail” yoktur, “kader” vardır. Çünkü mevsimlik tarım işçileri “en alttakiler”dir. Onlar sadece 30-40lira yevmiye için insanlık dışı yaşam koşullarında kölece çalışmazlar. Aynı zamanda kamyon-traktör kasalarında ya da tıkış tıkış dolduruldukları minibüslerde her gün ölümüne bir yolculuk yaparak giderler çalışacakları tarlalara...

Devlet-İktidar için bu cinayetler sıradan bir “kaza”dır. Bu cinayetleri “vakayı adiye”den görmek, mevsimlik tarım işçilerinin İş Kanunu kapsamına alınması için yapılan çağrılara, verilen yasa tekliflerine gözünü-kulağını tıkayan bir iktidarın “fıtrat”ına da uygundur zaten.

“Şüphelinin Viranşehir’de mevsimlik tarım işçileri ile ilgili yapılan kurultaya katıldığı anlaşılmıştır. DTK tarafından 07.04.2013 tarihinde Urfa ili Viranşehir ilçesinde Mezopotamya Mevsimlik Tarım İşçileri Kurultayı altında toplantı yapılmıştır.”

Yukarıdaki alıntı Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının benimle ilgili hazırladığı iddianameden. Evrensel okurları biliyor.

Emek Partisini temsilen Demokratik Toplum Kongresi (DTK) çalışmalarına katıldığım gerekçesiyle tutuklanmıştım. Hazırlanan iddianamede en büyük “suçum” DTK’nin “Emek, Göç ve Yoksulluk” çalışma grubunda yer almam ve bu kapsamda yapılan “Mezopotamya Mevsimlik Tarım İşçileri Kurultayı”na katılmış olmam.

Türkiye’de sayıları 1 milyonu aşan mevsimlik tarım işçilerinin büyük çoğunluğunu kentlerin varoşlarına “zorunlu göç” ile gelmiş olan Kürt yoksulları oluşturuyor. Son yıllarda bunlara Suriye’den gelen mülteci işçilerin katıldığı biliniyor. En fazla mevsimlik tarım işçisinin Urfa ve Diyarbakır’da olması bu işçilerin kimliği konusunda yeterince bilgi veriyor. İşte bünyesinde siyasi partileri, emek örgütlerini, çeşitli kurum-kuruluşları barındıran DTK, nisan 2013’te “Mezopotamya Mevsimlik Tarım İşçileri Kurultayı”nı yapmıştı. Bu kurultaya katılan mevsimlik tarım işçileri, ulaşımdan temiz içme suyuna, barınmadan sağlığa ve elektrikten çocuklarının eğitimine kadar hiçbir insani ihtiyaçlarının karşılanmadığı koşullarda gün doğumundan gün batımına kadar 12-13 saat nasıl kölece çalıştırıldıklarını anlatmışlardı. Üstelik ülkedeki siyasi duruma -Kürt sorunundan kaynaklı gerilim ve çatışmalara- göre uğradıkları ırkçı saldırılarda cabasıydı.

Bu kurultaydan sonra mevsimlik tarım işçilerinin dernekleşmesi-sendikalaşması için bir-iki girişim yapıldıysa da bu girişimler sonuçsuz kaldı. Çünkü bu kurultay “görüşme süreci”nin etkisiyle “normalleşme”nin yaşandığı koşullarda yapılmış ama sonra bilindiği gibi ülke hızla yeniden bir çatışma ortamına sürüklenmişti. Oysa mevsimlik tarım işçilerinin hakları için örgütlenmesi amacıyla yapılan bu çalışma ve girişimler sonuçsuz kalmasaydı, bugün belki Hendek’teki iş cinayeti yaşanmayacaktı.

Bir yanda Sakarya Hendek’te yollara saçılmış işçi cesetleri öte yanda mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarının çözümü için yapılan çalışmalardan “suç” icat eden zihniyet.

Peki, sizce bu cinayetin parmak izi kimi işaret ediyor?