x

Hedef sıfır kaza gerçek 353 can kaybı - İSİG Meclisi

e-Posta Yazdır PDF
Çalışma Bakanı başta olmak üzere, sırayla bürokratlara kadar aynı nakarat: “AKP iktidara geldiğinde binde 16,6 olan ölüm oranı binde 9,6’ya geriledi. Yani işçi ölümleri yüzde 40 azaldı ve burada bir başarı var…” Bu açıklamaların doğru olmadığını verilen güncel bilgilerden de anlayabiliriz. Örneğin SGK Kurum Başkanı Mehmet Selim Bağlı Kocaeli ziyaretinde şehirde bu yılın ilk altı ayında 22 işçinin yaşamını yitirdiğini belirtiyor ama İSİG Meclisi olarak bizler kısıtlı imkanlarımızla en az 38 iş cinayeti tespit ediyoruz. Benzer şekilde Bakanlık bürokratları yılın ilk altı ayında Manisa’da 8 işçi ve Urfa’da 6 işçi ölümü tespit ettiklerini belirtirken bizler Manisa’da 30, Urfa’da 19 iş cinayeti tespit ediyoruz. Bu veriler Bakanlığın “AKP döneminde iş kazaları yüzde 40 azaldı” söylemine verilen gerçek cevaplardır…

Bakanlığın hedef sıfır kaza kampanyasının ilk iki ayında 353 işçi yaşamını yitirdi. Kampanyanın ekseni olan inşaat sektöründe ise 78 işçi… Bu noktada kısaca inşaat işçilerinin çalışma koşullarına değinelim… İnşaatlarda 2017 itibariyle bir buçuk milyonun üstünde işçi çalışıyor ve daha çok mevsimsel, sözleşmeli ve kayıt dışı çalışma hakim. İnşaat işkolu aynı zamanda üçte bir oranla kayıtdışı çalışmanın en yüksek olduğu sektör. Yıllar itibariyle sektörde kayıtdışı istihdam oranında kayda değer bir düşüş yaşanmaması Bakanlığın kayıtdışı çalışmaya karşı başlattığı çalışmaların bir etkisinin olmadığını gösteriyor.
Üretim artışının olduğu inşaat sektöründeki ücretler ise tüm meslek gruplarındaki ortalamanın altında. Bugün için İstanbul’da çalışan bir inşaat ustası ortalama olarak 100 ila 130 TL arası bir yevmiye alıyor. Göçmen işçiler ise bunun çok daha altında, 50-60 TL civarında yevmiye alıyor. Diğer şehirlerde ise ücretler oldukça düşüyor.

İnşaat işkolundaki kuralsız çalışma koşulları aynı zamanda çalışma saatlerinin de giderek yükselmesine sebep olmakta. Sektördeki iş kazalarının güvenlik önlemlerinin alınmaması dışındaki önemli nedenlerinden biri de uzun çalışma saatleri ve yoğun çalışma. Yasal azami süre olan 45 saatin üzerinde çalışılan ve turizmden sonra en fazla çalışılan işkolu olan inşaatta, 24 saat çalışmanın olduğu şantiyelerde vardiyaların ortalaması 12 saati buluyor.

İnşaat işçileri çalışma koşullarında olduğu gibi barınma koşulları bakımından da oldukça kötü koşullara mahkum edilmekte. İşkolundaki ölümlerde son yıllarda barınma koşullarına bağlı ölümler ve yaralanmalar da oldukça dikkat çekici. İnşaat işçileri özellikle de özel sektör ve mevsimsel çalışan işçiler inşaat alanının içinde ya da yakınlarında yaşıyor. Baraka, çadır ya da konteynerlarda yaşayan işçiler kimi zaman da inşaatın yaptıkları katlarında elektrik, su, beslenme, lavabo, ısınma problemleriyle karşı karşıya. Çoğu zaman tek göz yerlerde bütün yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalan ve çalıştığı yerde yaşayıp, yaşadığı yerde çalışan işçilerin koşulları Nazi kamplarından farksız.

İnşaatlar, Türkiye’de sendikalaşma önündeki yasal ve politik engellerin yanı sıra sektörün kendine has koşulları nedeniyle de örgütlenmenin en düşük olduğu işkolu. 2017 Ocak istatistiklerine göre işkolundaki işçilerin yalnızca yüzde 3’ünün örgütlü olduğu sektörde 43 bin civarı sendikalı işçi var. Sendikalı ve toplu sözleşmesi olan işçilerin çoğu ise kamu sektöründe. Bu demek oluyor ki, özel sektörde sendikal örgütlülük neredeyse yok!

Diğer yandan henüz kayda değer bir sıçrama olmasa da inşaat işçilerinin örgütlenme deneyimlerinde umut vaat eden gelişmeler yaşanıyor. İşyerlerinde azami 45 saat çalışma kuralının uygulanması örgütlenilen kimi yerlerde kazanılan haklardan birisi. Örgütlülük sonucu kazanılan bir diğer önemli alan da işçi sağlığı ve güvenliğinin önemli bir boyutu olan şantiye denetiminin aynı zamanda sendika tarafından da yapılması. Özetle can güvenliği, iş güvencemiz ve insanca çalışma koşullarının sağlanması için mücadeleyi yükseltmemiz gerekiyor…