x

Erdoğan: OHAL'i grev tehdidi olan yere müdahale için kullanıyoruz

e-Posta Yazdır PDF
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaptığı konuşmada "OHAL'i grev tehdidi olan yere müdahale için kullanıyoruz" ifadelerini kullandı.

Yabancı yatırımcılarla yaptığı toplantıda konuşan Erdoğan, "Açık ve net söylüyorum: Basında sınırsız bir özgürlük sözkonusu olamaz. Medya ülkeyi karıştırmak için, kendi içinde tahrik etmek için her türlü özgürlük alanlarını istismar ediyorsa onlar için de yargı vardır." dedi.

Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:

Ekonomideki gelişmeleri özellikle ifade ederek, geleceğimizin aydınlık olduğunu ifade etmiştim. Gezi olaylarına ve FETÖ'nün 17-25 Aralık saldırılarına rağmen 2013 yılını yüzde 8.5 büyüme ile kapatmıştık.

Cumhurbaşkanlığı seçimini yaşadık bunlara rağmen ve yüzde 5.2'lik bir büyüme oranı elde ettik. 2015 yılında yaşadığımız iki genel seçime ve terör olaylarına karşın yüzde 6.1'lik bir büyüme ile adeta bu tezgahları kuranlara meydan okuduk. 2016 yılında ise 15 Temmuz'a terörle mücadele sınırları ve dışında verdiğimiz mücadeleye rağmen yüzde 2.9 büyüme elde ettik.

2017 yılı içinde oldukça iyi bir ekonomik performans sergilediğimizi söyleyebiliriz. Birinci çeyrekteki yüzde 5'lik büyüme oranımız hepimize ümit vermiştir. Bu yılı beklentilerin çok üzerinde büyüme oranları ile tamamlayacağımızı umuyorum. İhracatımız yılın ilk 6 ayında yüzde 8.2 artışla yükseliş trendini sürdürüyor.

BORSA İSTANBUL HER GÜN REKOR KIRIYOR

Borsa İstanbul neredeyse her gün yeni rakamlar kırıyor. Merkez bankasındaki döviz rezervimiz 110 milyar dolara ulaşarak tırmanışa geçti. Turizm de kayıpları telafi etmeye başladığımız döneme giriyoruz dünyanın 17'nci, Avrupa'nın ise 6'ncı büyük ekonomisi olarak çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.

Yatırımcıları, girişimcileri özellikle de uluslararası sermayeyi kalkınmamızda temel unsur görüyor ve değer veriyoruz.
Uluslararası firma sayısının 5 binden 51 bine çıkmasından memnuniyet duyuyoruz. Yerli yabancı ayrımını ortadan kaldırarak herkes için cazip yatırım fikri oluşturduk.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimiz ile yatırımcılarımızla yakından ilgilendiğini biliyorum. Geçtiğimiz yıl yaşadığımız onca sıkıntıya rağmen yılı 12.3 milyar dolarlık uluslararası yatırımla kapattık. Bu yılın ilk dört ayında 3.6 milyarlık bir performans ile geçen yılın üzerine çıktık. Yatırım portföyümüzle Amerika ve Avrupa ile birlikte Körfez ve Uzak Doğu Asya ülkelerinin payının da giderek yükseldiğini görüyoruz. Yatırımların geldiği alanların çeşitleniyor olması da güzeldir. Türkiye'nin uluslararası yatırımlardan aldığı payın hala yüzde 1'in altında olması ülkemizin potansiyeline yakışan durum değildir.

"TÜRKİYE'Yİ DİĞER ÜLKELERLE KARIŞTIRMAYIN"

Türkiye'yi lütfen çevresindeki ülkelerle kıyaslayıp onlarla karıştırmayın. Türkiye bu noktada çok farklı ve güçlü bir ülke. Yaşadığımız coğrafyadaki bin yıllık varlığımız ve geleceğe ilişkin iddialı hedeflerimizle biz farklı bir ülkeyiz.

Uluslararası Enerji Kongresi var... Her şey çok açık ve net. Dostlarımızla yaptığımız görüşmelerde iyi niyet mesajlarını kendilerinden dinliyoruz. Artık dünyada en önemli güç, potansiyel enerji ve bu enerjide de İstanbul adeta bir İpek Yolu'dur. Böyle bir güce böyle bir potansiyele sahip olan Türkiye yeni arayışların içerisindedir. 3T olarak ifade ettiğim yani tedarik, transik, tüketim bu noktada Türkiye bu üçünü de yakalar duruma gelmiştir.

FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi ekonomimizi de hedef alıyordu. Ekonomimizin geleceğini güvence altına almalıydık. YASED'in değerli yöneticilerine bir şeyi hatırlatmak fayda görüyorum;

G20 Zirvesi için Hamburg'daydık, Hamburg yanıyordu.. Yüzlerce güvenlik görevlisi her yerde tetikteydi. Bizim G20'de gürültü patırtı olmadı. Aynı anda bir taraftan G20 yaparken bir taraftan da Kadın 20 yaptık, Gençlik 20 yaptık, hepsini huzur ve mutluluk içerisinde yaptık.

Tüm dostlar da "Antalya bambaşkaydı" diyorlar. Değerli dostlar, biz attığımız adımlarda dürüst ve samimi olduk. Şimdi de tüm dostlarımıza şunu söylüyorum ki; "Sizler de temsilcisi olduğunuz ülkeler ve firmalar adına "Türkiye güvenli bir limandır" demelisiniz"

"DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNDEN KORKUYORLAR"

Hamburg G20'de soydaşlarımızla salon toplantısı yapalım dedik. Hamburg şart değil başka bir yerde yapalım dedik izin vermediler. Nerede özgürlük? Siz gelin, biz burada istediğiniz yerde izin verelim, konuşturalım. Hepsi öyle... Niye? Düşünce özgürlüğünden korkuyorlar?

Biz düşüncemize güvendiğimiz için düşünce özgürlüğünden korkmuyoruz. İşte buyrun 25 gün yürüdüler. Vatandaşlarımız herhangi bir şey yaptılar mı? Mitinglerini de yaptılar mı? Yaptılar. Bu OHAL olmamış olsaydı, bu yürüyüş ve adımlar bu kadar rahat ve huzurlu atılmamış olurdu.

İş dünyasında herhangi bir sıkıntınız aksamanız var mı? Biz göreve geldiğimizde OHAL vardı. Şimdi grev tehdidi olan yere OHAL'den istifade izin vermiyoruz. Bunun için kullanıyoruz OHAL'i. Fotoğraf oldukça net. Bir yanda 80 milyon vatandaş, diğer yanda ruhunu ve bedenini şarlatana adamış terörist vardır.

“Biz OHAL’i iş dünyasının daha rahat çalışması için getirdik. İş dünyasında herhangi bir sıkıntınız aksamanız var mı? Biz göreve geldiğimizde OHAL vardı. Şimdi grev tehdidi olan yere OHAL’den istifade izin vermiyoruz. Bunun için kullanıyoruz OHAL’i. Fotoğraf oldukça net.”

"SORUN YAŞAYANLAR BANA BAŞVURSUN"

Değerli arkadaşlar, çevremizde olup bitenler ve içimizde yaşadığımız sorunlar, odaklandığımız asıl çalışmalarımızın önünde bir engel değildir. Türkiye'nin 15 yılda 3 kat büyümesini gerçekleştirdiğimiz reformlar sayesinde gerçekleştirdiğimizi çok iyi biliyoruz. O yüzden reformları, yatırımları kesintisiz devam ettireceğiz.

Ne kendi vatandaşlarımızdan ne de uluslararası yatırımcılarımızdan OHAL sebebi ile mağduriyet yaşaması söz konusu değildir. Bu sorunları yaşayanlar ilgili arkadaşlara hatta bana başvursun. OHAL'i bahane ederek Türkiye'nin büyümesini, gelişmesinin ilerlemesinin önüne takoz koyan kimsenin gözünün yaşına bakmayız.

"OHAL'İN KALKMASI MÜMKÜN"

FETÖ davaları yavaş yavaş şekillenmeye başladı, PKK ile mücadele önemli mesafeler aldık. OHAL'in çok uzak olmayan bir gelecekte kalkması mümkündür. Yeni teşvik paketlerimiz başta olmak üzere birçok reform mahiyetindeki kanunu meclisten çıkardık. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimiz ekonomi alanındaki reformlarımızla en yakın çalıştığımız kurumumuzdur.

Ekonomi, önceliklerimizin başında yer almaya devam edecektir. Dünya ekonomisindeki gelişmelere paralel olarak ülkemizde de devam ediyoruz. Gelişmekte olan ülkeler arasından gelişmiş ülkeler statüsüne geçmek için her zamankinden daha çok çalışacağız.

Türkiye'de yapılacak daha çok yatırım hayata geçirilecek daha çok hizmet var. Tüm yatırımcılara diyoruz ki "Gelin birlikte çalışalım. Sizler sermayenizi, teknolojinizi, organizasyon gücünüzü koyacaksınız biz ise pazarımızı, insan kaynağımızı, bölgesel gücümüzü ortaya koyacağız ve hep birlikte yol yürüyeceğiz.

“25 gün yürüdüler. Nasıl yürüdüler? Hükümetimizin güvencesinde yürüdüler. İstanbul’a yürüdüler. Mitinglerini yaptılar, herhangi bir şey olmadı. Hala bu hükümete kalkıp ‘Ülkede güvenlik yok’ diyemezsiniz.”

Önce 2023'e yürüyeceğiz sonra 2030'lu yılları arkada bırakacağız. Bu işbirliğinin kaybedeni yoktur. Bizim çağrımız "Kazan, kazan" çağrısıdır. Bu duygularla cumartesi gecesi senei devriyesine ulaşacağımız 15 Temmuz Darbe Girişiminde alçakça katledilen tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.

 
Darbe girişiminin ardından işçi sınıfı ve emekçilerin haklarını gasp etmeye dönük çok yönlü saldırılar sürerken, işçi ve emekçilerin hak arama eylemleri de OHAL bahanesiyle engelleniyor. Kıdem tazminatının gaspı için atılan adımlar, hafta sonu tatilinin kaldırılmasının önünün açılması, iş güvenliği önlemlerine dair yasanın yürürlüğe girmesinin ertelenmesi gibi saldırılar sermayenin elindeki OHAL silahıyla devreye sokulmuştu.

Referandumla birlikte sermayenin demir yumruğu olmaya soyunan Erdoğan son olarak, OHAL’in işçi sınıfının hak arama mücadelesine dönük olduğunu itiraf etti. Bunun “15 Temmuz anma etkinliği”nde olması ise tesadüf olmadı.

“OHAL’i grevleri yasaklamak için kullanıyoruz”
OHAL’in, iddia edildiği gibi “darbeyle mücadele”, “demokrasinin korunması”, “huzur ve güvenlik” için değil, işçi sınıfının haklarını gasp etmek için devreye sokulduğu sermaye devletinin dinci-gerici şefi Erdoğan tarafından da itiraf edildi. 15 Temmuz anma etkinliği adı altında Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin düzenlediği bir toplantıda konuşan Erdoğan, OHAL’den istifade grevleri yasakladıklarını söyledi. Sermayeye güven vererek kendi konumunu sağlamlaştırmaya çalışan Erdoğan şunları söyledi: “İş dünyasında herhangi bir sıkıntınız aksamanız var mı? Biz göreve geldiğimizde OHAL vardı. Şimdi grev tehdidi olan yere OHAL'den istifade izin vermiyoruz. Bunun için kullanıyoruz OHAL'i. Milletin verdiği yetkiyle OHAL’i iş dünyamız daha rahat çalışsın diye yapıyoruz.”

Zulmünü meşrulaştırmak için demagoji
Muhalif kesimlere dönük baskı ve zorbalığını da “hiçbir ülkede sınırsız özgürlük olmadığını” söyleyerek meşrulaştırmaya çalışan Erdoğan, “Yargı medya için var” dedi. İşçi ve emekçilere zulmettiklerini açıkça itiraf eden Erdoğan, “mağdur” pozlarını da sürdürerek Almanya’nın kendisine izin vermemesine değindi. Kamudaki hukuksuz ihraçlarla ilgili de “başka ülkelerde de var” diyen Erdoğan, “Almanya birleştiğinde 500 bin kişiyi kamudan çıkardı. Kimse sordu mu?” diye konuştu.