x

Mevsimlik tarım işçileri - Ayşe Toprak

e-Posta Yazdır PDF
Tarımda mevsimlik işçi göçünün başladığı bugünlerde işçileri yine zor, güvencesiz ve güvenliksiz çalışma koşulları bekliyor! Hava koşullarının da etkisiyle biraz gecikse de Mayıs ayı ile birlikte Güneydoğu ve Doğu Anadolu’dan başlayan Kürt işçi göçü Ekim ayı ile birlikte tersine yaşanmaktadır. Bu göç süresince işçiler hem ulaşım hem çalışma hem de barınma konusunda çok büyük sıkıntılar yaşamaktadır.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin iş cinayetleri raporuna göre tarım sektöründe her yıl yüzlerce işçi hayatını kaybediyor ve bu işçilerin önemli bir kısmını da kadın işçiler oluşturmakta. Mevsimlik tarım işçileri en çok göç yollarında servis kazalarında yaşamını yitirmektedirler. Hiçbir trafik denetleme mekanizması bulunmaması ve sonucunda işçilerin güvenli servis araçlarında değil de kamyon ve römork kasalarında taşınması bu kazaların yaşanmasında en büyük etkendir. Yaşanan iş cinayetlerine ve zor çalışma koşullarına rağmen mevsimlik tarım işçileri ile ilgili hiçbir düzenleme yapılmamakta, kulaklar sağır gözler kör olmakta..

Bunun yanında gittikleri yerlerde ise ağır çalışma ve yaşam koşulları onları beklemektedir. Barınma sorunu ise bunlardan başlıcalarıdır. Kürt işçiler gittikleri yerlerde dışlanmakta ve saldırıya uğramaktadır. Mevsimlik tarım işçileri arasında etnisite ayrımcılığı, ücret belirleyici etkenlerden olmaktadır. Kürt işçiler düşük ücretle çalıştıkları için gittikleri yerlerde istenmemektedir. Son üç dört yıldır ise Suriyeli işçiler çok düşük ücretlerle çalıştırılmakta ve işverenler arasında işçiler için bir tehdit unsuru olarak görülmektedir.

Çalışma ve yaşam koşullarının zorluğundan en çok etkilenen kesim ise kadınlar ve çocuklardır. Cinsiyete dayalı ve ücretsiz aile işçiliğinin yaygın olduğu kırsal alanda kadını ‘toprağa can verirken emeği görünmeyen, hatta kendi canından olan kadınlar’ olarak tanımlamak yerinde olacaktır.

Kadınlar ucuz işgücü olmalarının yanında yeniden üretim görevi ile de çifte sömürüye maruz kalmaktadırlar. Çadır işleri, çocuk bakım işleri vb. diğer işler tamamen kadının üzerindedir. Kadınların neredeyse günlük 16-18 saat süren mesaileri vardır. Bütün bunlara rağmen cinsiyet farklılığı da ücret eşitsizliği yaratan faktörlerden biri olarak karşımıza çıkar. Daha ağır ve daha uzun saatler çalışmasına rağmen, kadınlar ve erkekler arasında çarpıcı bir şekilde ücret eşitsizliği vardır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bütün alt başlıklarını burada da görüyoruz.

Geçtiğimiz yıllarda Birleşmiş Milletler ve Harran Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre tarım işçisi kadınların yüzde 6,4’ü cinsel şiddete, yüzde 20’si fiziksel şiddete, yüzde 24,5’i duygusal şiddete maruz kalıyor. Kadınlar ağır ve uzun çalışma koşulları sonucunda hastalıklara maruz kalmaktadır. Bu hastalıklardan bazıları ise şu şekilde karşımıza çıkmaktadır. Solunum sistemi ve deri hastalıkları, nörolojik bozukluklar, bazı kanser türleri, kas ve iskelet sistemi hastalıkları, psikososyal sorunlar, düşük ve ölü doğumlar ve kısırlık. Özellikle kullanılan tarım ilaçları nedeniyle sık sık solunum hastalıkları yaşanmaktadır. Gittikleri yerlerde dışlanma, yoksulluk ve diğer sebeplerden dolayı ise psikososyal sorunlar yaşamaktadır.

Ailelerin giderken yanlarında götürdüğü çocuklar da ucuz işgücünün temel taşını oluşturmaktadır.

Mevsimlik tarım işçilerine dair yasal düzenlemeler ise neredeyse yok denecek kadar az ve yetersiz. Sigortadan yararlanabilmeleri için kendi primlerini ödemeleri gerekir. Ki aldıkları yevmiyeler geçimlerine yetmiyorken bu imkansız görünmektedir. Böylece sosyal güvenlik sisteminin dışına itilmektedirler bir anlamda.

Bir de Mevsimlik Gezici Tarım İşçilerinin Çalışma ve Sosyal Hayatlarının İyileştirilmesine dair Başbakanlık genelgesi var. Bu genelgede de sorunların çözülmesi yerine bu sorunlara değinilmiş ve var olan denetim mekanizmaları daha da artırılmıştır.

Evet, ülkemizde her yıl yaşanan en büyük işgücü göçü başlıyor…