x

Haftada 80 saat çalıştırıldı, iş cinayetine kurban gitti

e-Posta Yazdır PDF
Ankara Sincan OSB'deki Hidromek Fabrikasında iş cinayetine kurban giden Sedat Berikpak'ın eşi: Bizden şikayet dilekçesi dahi alınmadı.

Sedat Berikpak, Sincan OSB’de Hidromek Fabrikasında 25 Aralık 2016 tarihinde meydana gelen iş cinayetinde hayatını kaybetti. İki çocuk sahibi işçinin eşi Filik Berikpak şimdi hayata tutunmaya çalışıyor. Eşinin ölümü sonrası kendilerinden şikayet dilekçesi dahi alınmadığını belirten Berikpak, Türk Metal üyesi olan eşinin zorunlu mesai denilerek haftanın 6 günü günde 12 saat çalıştırıldığını, pazar günleri de 8 saat fazla mesai yaptırıldığını anlattı. Filiz Berikpak, “Eşim ‘Bu mesailere gitmek zorundayım Filiz. İşimizden, ekmeğimizden olmayalım’ derdi hep. Öldüğü gün son mesai günüydü. Sözde erken gelecekti. Bana yemek sözü vardı çocukları da AVM’ye götürecektik, oyun parkına” diyerek acıyla anlattı.

2016 yılının son günlerinde Sincan Organize Sanayi Bölgesinde bulunan Hidromek fabrikasında yaşanan iş cinayetinde 36 yaşındaki iki çocuk sahibi Sedat Berikpak adlı işçi can verdi. Sedat Berikpak’ın eşi Filiz Berikpak iki çocuğuyla bir yandan hayata tutunmaya çalışırken, diğer yandan adaletin yerini bulması için çabalıyor. Filiz Berikpak ile cinayete nasıl davetiye çıkarıldığını, sonrasında neler yaşandığını, dava sürecinden beklentilerini konuştuk. 

CİNAYET GELİYORUM DEDİ

Filiz Berikpak, kazadan önce eşinin üç ay boyunca haftanın her günü çalıştığını belirterek şunları söyledi: “İş makineleri fuarı için zorunlu mesailer oluyordu fabrikada. Eşim pazar da dahil haftada 7 gün çalışıyordu. Hafta içi ve cumartesi sabah 8.00 akşam 20.00 çalışıyordu. Pazarları da 8.00’de gidip 16.00’da geliyordu. Üç ay boyunca çocuklarım babasıyla vakit geçiremedi. Adam işten gelip yatıyordu zaten. Eşimin çalıştığı bölümden 4 işçi seçilmişti. Öldüğü gün son mesai günüydü. Sözde erken gelecekti bana yemek sözü vardı. Çocukları da AVM’ye götürecektik, oyun parkına. Eşim ‘Bu mesailere gitmek zorundayım Filiz. İşimizden, ekmeğimizden olmayalım’ derdi hep. Avukatlara da anlattım bunu.’’ 

YASİN OKUYUP GİTTİLER

Eşinin Türk Metal’e üye olduğunu söyleyen Berikpak, sendikadan kimsenin onlarla ilgilenmediğini, sadece fabrikanın insan kaynakları bölümünden birkaç kişi ve sendika temsilcisinin taziyeye gelip Yasin okuduklarını anlattı. “Bir daha da arayıp sormadılar” diyen Berikpak, şunları  dile getirdi: “Fabrikanın insan kaynakları bölümünden birileri geldi. Kardeşim eve gelenleri bayağı sıkıştırdı. ‘Ambulans var mıydı’, ‘işyeri hekimi var mıydı’, ‘ilk müdahale nasıl yapıldı’ gibi sorular sordu ama hepsine ‘bilmiyoruz’ diye cevap verdiler. ‘Bizim bu konuda bilgimiz yok bilen arkadaşlara sorun’ dediler ama başka da gelen giden olmadı. Belki de eşim ambulans olmadığı için, geç müdahale ettikleri için kanamadan öldü.’’ Berikpak, eşinin 6 yıla yakın Hidromek’e emek verdiğini, karşılığının bu olmaması gerektiğini söyledi. 

Dava açmak için bir süre beklediklerini, uzlaşma yoluna gitmek için fabrikadan birilerinin gelmesini beklediklerini anlatan Berikpak, “İlla ki birileri gelir dedik. ‘Bu adamın iki tane çocuğu kaldı geride. Patron da insan evladı sonuçta arayıp sorarlar bize sahip çıkarlar’ dedik ama kimsenin umurunda değilmiş. Benim çocuklarım neler yaşıyor, ‘Baba’ diye ağlıyor mu bunları bilen yok. Benimkiler de çocuk. Benim çocuklarım da onların ki kadar değerli” sözleriyle isyan ediyor yaşananlara. 

ŞİKAYET DİLEKÇESİ BİLE ALINMAMIŞ

Eşinin ölümünden günler sonra şikayet dilekçesi alınmadığını öğrendiğinde bütün gün ağladığını anlatan Filiz Berikpak, basit bir trafik kazasında bile “Şikayetçi misin” diye sorulduğunu, ortada bir ölüm varken böyle ihmallerin yaşanmasına çok sinirlendiğini söyledi. 

Berikpak, şöyle devam etti: “Bizim şikayet dilekçemizi almamışlar. Eşimin vefatından 37 gün sonra ilk verilen ifadelere bakmak için karakola gittim. Allah razı olsun orda bir abi bizimle ilgilendi. Dosyayı bize veremezmiş ama dosyaya bakmamıza izin verdi. Sonra o fark etti, ‘Sizin niye şikayet dilekçeniz yok’ dedi. Karakoldaki polislere kızdı ‘Niye dilekçe almadınız’ diye.” 

“Aklıma her şey geldi. ‘Belki de patron bunları susturuyor’ dedim kendi kendime. Sonuçta kaza günü 4 avukatla gitmişler karakola’’ diyen Filiz Berikap, bu yaşananların ardından ancak bir avukat yardımıyla davayı takip edebileceğini anladığını söyledi. 

Davayı takip etmekten vazgeçmeyeceğini belirten Filiz Berikap “Kimse mağdur olmak istemez. Ben de istemiyorum. Eşim çocuklarım için mesaiye gitti. Her şeyden önce bu çocukların geleceği için bu davayı takip etmek zorundayım. Sizler de bizim sesimizi duyurun” diye konuştu.  

HER ŞEY YARIM KALDI

Nasıl geçindiğini, hayatına nasıl devam ettiğini ve dava sürecinden neler beklediğini sorduğumuz Filiz Berikpak, eşiyle kurduğu hayalleri anlatmaya başlayınca gözyaşlarını tutamadı: “Çocuklarımızı birlikte büyütecektik. Çok hayallerimiz vardı. 2018’de çocuklarımıza sünnet düğünü yapacaktık. Her şey yarım kaldı. Hem anne hem baba olmak çok zor. Eşimden maaş bağlandı. İşte bir sokak ilerde de annemler oturuyor, onlar yardım ediyor. Ama böyle nereye kadar bilmiyorum. Bu çocukların askerliği var, düğünü var. Eşim hayattayken bunları düşünmezdim, ‘çalışır eder, yapar’ derdim ama şimdi düşünmekten kendimi alamıyorum. Geçenlerde evin yolunu kaybettim inanın.’’