x

(1) Tarım işçileri sürekli asker ve polis gözetiminde

e-Posta Yazdır PDF
Mevsimlik tarım işçileri sezona yeni sorunlarla girdi. Karadeniz Bölgesi için “ikamet” şartı getirilirken, Çukurova ve İç Anadolu’da barınma, eğitim, sağlık, ulaşım sorunları yanı sıra işçiler izole edilmiş bölgelere hapsediliyor. Tüm Köy Sen uzmanı Sedat Başkavak, işçilere “Vebalı” muamelesi yapıldığını ve sürekli gözetim altında tutulduklarını söyledi. 

Yaz ayları ile birlikte Urfa, Diyarbakır, Mardin, Adıyaman, Şırnak gibi kentlerden göç yollarına düşen mevsimlik tarım işçileri, sezona yeni sorunlarla girdi. Rize, Trabzon, Artvin ve Giresun illerini kapsayan bölgesel işçi alımı için bu illerde ikamet etme şartı getirilirken, Çukurova ve İç Anadolu bölgesinde, barınma, sağlık, ulaşım, eğitim, su ve elektrik gibi sonunlar yanı sıra işçiler ve aileleri, kent ve toplumla bağı kesilmiş bölgelerde hapsediliyor. Tarım işçilerinin sorunları için sayısız çıkartılmış yönetmenliklere rağmen hiçbir önlemin alınmadığına dikkat çeken Tüm Köy Sen Eğitim ve Örgütlenme Uzmanı Sedat Başkavak, denetim mekanizmasındaki eksikliği hatırlattı. 

BARINMA SORUNU SÜRÜYOR 

Tarım işçilerinin en önemli sorunların başında barınma sorunu olduğunu hatırlatan Başkavak, işçilerin insan haysiyetine yakışacak ortamından yoksun olduklarını ifade etti. 

Konut, elektrik, su, eğitim, sağlık, banyo, tuvalet, çöp, salgın hastalık, hayvan saldırıları ve benzeri sorunlarının kalıcı bir şekilde çözülmesi gerektiğini dile getiren Başkavak, konuya ilişkin Sağlık Bakanlığı ile Çalışma Bakanlığı’nın sahada somut adımlar atması gerektiğini söyledi. 

‘SAĞLIK KONTROLLERİ KENDİLERİ İÇİN YAPILIYOR’

Mevsimlik tarım işçilerine yönelik sağlık taramasının kendileri için bir tedbir olarak yapıldığını ve “Geldikleri bölgeye bulaşıcı hastalık taşırlar mı” yargısıyla hareket edildiğini kaydeden Başkavak, “Yapılan sağlık kontrolleri, işçilerin sağlığı için yapılmıyor. İşçi ve ailelerin geldikleri bölgeye ‘hastalık’ taşımasınlar diye yapılıyor. Tarım işçilerini bir tarafıyla ‘vebalı’ olarak gördükleri için 'Bunların sağlık kontrolleri yapılsın' diyorlar. Oysa sağlık bir insan hakkıdır ve ücretsiz bir şekilde sunulmalı” diye konuştu. 

JANDARMA VE POLİS DENETİMİNDE TUTULUYOR 

Mevsimlik tarım işçilerinin “güvenlik” meselesi olarak görüldüğünü ve “sıkıntı olabilir” diye yaşam merkezlerinden uzak, toplumdan izole edilmiş bölgelerde hapsedildiğine işaret eden Başkavak, bu alanların sürekli jandarma ve polis devrilerinin gözetiminde tutulduğunu ifade etti. 

BELLİ SAATLERDE KAMYON KASALARI YASAK 

Başbakan Binali Yıldırım imzasıyla 19 Nisan'da mevsimlik tarım işçilerini ilgilendiren 30043 Sayılı Genelge'de, işçilerin ulaşım şekline ilişkin, "(...) Ayrıca, münhasıran mevsimlik tarım işçilerini taşıyan karayolu araçlarının 24.00-06.00 saatleri arasında şehirlerarası yolculuk yapmamaları sağlanacaktır." geçen cümleye dikkat çeken Başkavak, yönetmelik dışındaki saatlerde denetim ve kontrolün nasıl olacağını sordu. Başkavak, “Yani bu caydırıcı mıdır? Mesele trafik denetlemesi ile çözülebilecek bir mesele midir? Asıl caydırıcı cezalar üzerinde durulmalı” dedi.

‘ÇOK CİDDİ ÇOCUK EMEĞİ SÖMÜRÜSÜ VAR’

Mevsimlik tarım işçileri arasında yaygın olan çocuk emeği sömürüsünü de dile getiren Başkavak, sorunun çözümü için sendika, demokratik kitle örgütleri, örgütlü mekanizmalar ile kamu tarafından yapılacak sıkı denetimlerle aşılabilineceğini belirtti. 

‘GERÇEK BİR ÖRGÜTLENMEYE İHTİYAÇ VAR’

İşçilerin özelikle dayıbaşı sisteminden kurtarılması gerektiğini sözlerine ekleyen Başkavak, şunları söyledi: “Açlık, yoksulluk doğal olarak rekabette dönüşüyor. Bundan kaynaklı yevmiyeler arttırılmalı. Bütün bunlar denetleyecek bir mekanizmaya ihtiyaç var. Bunun en önemli dayanağı örgütlülük. Tarım işçilerinin tamamı örgütsüz. Bir dönem belli başlı dernekler kuruldu. Ancak bu derneklerde tarım işçilerinin emeği üzerinden kendilerine bir pay çıkardılar çünkü bu dernekleri kuranlar dayıbaşı diye tabir edilen komisyoncu/ elçilerden oluşuyor. Bunlar bu dernekler aracılığıyla kendi paylarını büyütmek için çalışıyorlar. Tarım işçilerinin hakkını koruyacak ve onları örgütleyecek gerçek bir mücadele birliğine ihtiyacı var.” (DİHABER)