x

Tarihte ilk toplu iş sözleşmesi efsanesi! - Aziz Çelik

e-Posta Yazdır PDF
1 Mayıs 2017, Türkiye tarihinin en yaygın 1 Mayıs kutlamalarından birine tanıklık etti. 60’ı aşkın ilde 1 Mayıs mitingleri yapıldı. 1 Mayıs kutlamalarının yaygınlığı ve katılım düzeyi olumlu olsa da 1 Mayıs bu yıl darmadağınıktı. Geçmiş yıllarda ortak 1 Mayıs mitingleri yapan işçi ve memur konfederasyonlarının her biri ayrı bir alanda 1 Mayıs kutladı. Bunun tek istisnası İzmir oldu. İzmir ortak 1 Mayıs kutlamasına sahne oldu. Bu yıl 1 Mayıs’ın kutlandığı illerden biri de Kütahya oldu.

Memur-Sen, insanlık tarihinde ilk toplu iş sözleşmesinin 13 Temmuz 1766 (Hicri 4 Sefer 1180) tarihinde Kütahya’da imzalandığı gerekçesiyle “şükranlarını ifade etmek” için 1 Mayıs’ı Kütahya’da kutlamış. Böylece zaman zaman ortaya atılan bu gerçek dışı iddia bu kez 1 Mayıs kutlamasına vesile oldu. Toplu pazarlık hakkının hâlâ kısıtlı olduğu 2017 Türkiyesi’nde, insanlık tarihinin ilk toplu iş sözleşmesinin 250 yıl önce Kütahya’da imzalandığına ilişkin iddialarla karşılaşmak insanı şaşkına çeviriyor.

Tarihte ilk toplu iş sözleşmesinin 1766 tarihinde (bazı kaynaklara göre 1776) Kütahya’da imzalandığı iddiası yeni değil. Bu iddia yaklaşık 50 yıldır 13 Temmuz günlerinde Kütahya Belediye Başkanlığı, Valiliği ve Müze Müdürlüğü tarafından temcit pilavı gibi gündeme getirilen kronik bir ısrar ve dayanaksız bir iddia. Bu iddianın gerçek dışı olduğunun defalarca yazılmış olmasına rağmen gücünü koruması, yanlış bilgilerin dayanma gücünü gösteriyor. Israrla sürdürülen ve düzeltilmeyen bir yanlış bir süre sonra tartışmasız bir doğru olarak karşımıza çıkabiliyor. Özellikle emek tarihi bunun örnekleriyle dolu.

“Türk usulü” toplu iş sözleşmesi!
Emek tarihi ile ilgili ciddi hiçbir kaynakta yer verilmeyen hatta bazı kaynaklarda yanlış olduğu açıkça yazılan bu iddia ilk kez 1969 yılında zamanın Kütahya Belediye Başkanı tarafından ortaya atılmış. Başkan bu iddiayı 1975 yılında yinelemiş. İddiaya 1990’lı yıllarda çeşitli gazetelerde de yer verilmiş. Israrlar sonraki yıllarda da devam etmiş. 10.12.2002 tarihli Hürriyet’te Müze Müdürü Metin Türktüzün iddiayı tekrarlamış. Türktüzün’e göre, ‘’Belge, ilk toplu iş sözleşmesinin 1815 yılında İngiltere’de imzalandığı iddiasını çürütüyor. Çünkü bizimki 49 yıl önce imzalanmış.’’ 13 Temmuz 2006’da bir başka Müze Müdürü Ömer Bozoğlu, “İlk toplu iş sözleşmesi Kütahya’da imzalandı” iddiasını tekrarladı. Bu iddia bu yıl Memur-Sen’in Kütahya 1 Mayısı ile en “görkemli” dönemini yaşıyor! Böylece Türk usulü başkanlıktan sonra Türk usulü toplu iş sözleşmesi ile tanışmış oluyoruz.

Tarihte ilk toplu iş sözleşmesi olarak adlandırılan Kütahya belgesi (13 Temmuz 1766), gerçekte mahalli idarecilerin/devlet ricalinin çini atölyesi ustalarının şikâyetleri üzerine düzenledikleri ücretlere ilişkin hükümlerin yer aldığı ve kalfa ve çıraklar için ağır cezalar (ömür boyu kürek cezası dahil) içeren bir tutanaktan, bir çeşit yerel kararnameden ibaret. Tutanağın altında atölye sahibi ustaların, kalfa ve çırakların imzası yok, tüm imzalar devlet ricaline ait. Oysa toplu iş sözleşmesi taraflar olmaksızın olmaz. Toplu iş sözleşmesinin olmazsa olmaz özeliği, tarafların serbest pazarlığına dayanması ve çalışan tarafın örgütlü veya toplu temsilidir. Ortada işçi yok, toplu temsil yok, toplu pazarlık yok, sendika veya benzeri bir kurum yok, ama toplu iş sözleşmesi var! Türk usulü toplu sözleşme bu olsa gerek!

Kütahya’da keşfedilen “ilk toplu sözleşme” efsanesi burada kalmadı. Daha sonra gazeteci Sadık Albayrak, Batı Emperyalizmine Karşı Osmanlı’nın Direnişi kitabında ilk toplu iş sözleşmesinin 1774 yılında İstanbul’da imzalandığını iddia etti. Albayrak’ın sözünü ettiği belge de bir toplu iş sözleşmesi değil, idari makamların tek taraflı olarak düzenlediği ücretlere ilişkin bir belgedir. Son iddia ise Bergama’dan geldi. Tarihin ilk toplu iş sözleşmesinin İÖ 241 yılında Pergamon (Bergama) Kralı ile askerleri arasında imzalandığı iddia edildi. Sürekli savaşlardan yorgun düşen askerler hak istemişler ve oturup kralla sözleşme imzalamışlar (Gazete Poyraz, 10 Ekim 2016). Böylece sadece ilk toplu iş sözleşmesi değil, tarihte askerlere ilk toplu pazarlık hakkı bu topraklarda tanınmış!

Bilgisizlik mi sendikal lapsus mu?
Tarihte ücretlerle ilgili mücadeleler çok eskiye dayanıyor. Ancak bunları toplu iş sözleşmesi olarak adlandıramayız. Toplu pazarlık, ücretli emeğin, “özgür” işgücünün, kapitalizmin ortaya çıkmasıyla mümkün oldu. Siyasal zora dayalı çalışma düzeninde “sözleşme” olmaz. Eski Mısır’da piramitlerin yapımında duvarcıların iş bıraktıkları ve ücret artışı istedikleri biliniyor. Benzer ücret mücadelelerine Ortaçağ’da da rastlanıyor. Ancak tarihte toplu pazarlığa dayalı ilk toplu iş sözleşmelerinin 1700’lerin başlarında İngiltere’de yapıldığı biliniyor. Bunun için Sidney ve Beatrice Webb’in The History of Trade Unionism-Sendikacılık Tarihi kitabına göz atmak kâfi.

Bu tip iddialara tarih yazımında anakronizm (tarih yanılgısı, tarih uyumsuzluğu) deniyor. Anakronizm bir kavramın veya olgunun onunla ilgisiz ve uyumsuz bir başka tarihi döneme taşınmasıdır. İstanbul’un fethinin anlatıldığı bir sinema filminde surlarda bir çatışma sırasında gökyüzünde bir uçak görülmesi veya askerlerin kolunda saat olması gibi. Anakronizm bazen kasıtla, tarihin tahrif edilmesi amacıyla yapılır bazen de bilgisizlik nedeniyle.
 
Yerel yöneticilerin ve bürokratların şehirlerini tanıtma çabaları bir dereceye kadar anlaşılabilir. Ama çalışanların toplu pazarlığının ve “özgür“ emeğin sözünün bile edilemeyeceği bir dönemde, çalışanların imzasını taşımayan bir devlet zaptını toplu iş sözleşmesi olarak ısrarla ortaya sürmek bilimle ve akılla bağdaşmaz, emeğin mücadelesine katkı sağlamaz. Dahası yanlış bilinç oluşturur.

“İlk toplu iş sözleşmesi Kütahya’da imzalandı” iddiası, Memur-Sen’in 1 Mayıs’ı Kütahya’da kutlaması ile iyice ironik bir hal aldı. Buna bir çeşit sendikal lapsus da demek mümkün. Kütahya belgesini toplu iş sözleşmesi olarak ilan eden Memur-Sen, toplu iş sözleşmesinden ne anladığını, sendikal bilinçaltını da ortaya koymuş oldu. 4688 sayılı Yasa ile oluşturulan düzen Kütahya belgesi ile büyük benzerlik oluşturuyor: Devletin tek taraflı ihsanına dayalı bir sözde “toplu sözleşme” düzenidir bu.

Türkiye işçi sınıfının tarihindeki gerçek mücadeleleri hatırlamayıp, “İlk toplu iş sözleşmesi Kütahya’da imzalandı” efsanesine sarılmak, son zamanlarda siyasal alanda yaygınlaşan tarih anlatısının sendikal alandaki uzantısından başka bir şey değil. Çanakkale’ye karşı Kut’ül Amare’nin, Atatürk’e karşı 2. Abdülhamit’in öne çıkarılması siyasal tarih alanında ne ise emek tarihi açısından 1766’da Kütahya’da ilk toplu iş sözleşmesini keşfetmek de odur.