x

Hukuksuzluk olağan değildir, alışmamak gerek - Murat Özveri

e-Posta Yazdır PDF
Hastanede bekliyorum. Yan masamda bir eli sargılı birisi telefonla konuşuyor. İstemeden konuşmaya kulak misafiri oldum:

“Ağbi kontrole geldim. İki hafta sonra benim bir şeyim kalmıyor. Doktorla konuştum iki hafta sonrası için iş başı yapabileceğimi söyledi. Sorun yok iki hafta sonra iş başı yapabilirim ama abi sen sigorta işini bir daha konuş.”

Konuştuğu kişi ne söylediyse, adam pazarlığa başladı:

“Ağbi, iki hafta sonra işsizlik sigortasından yararlanmaya başlayacağım. Sekiz ay işsizlik parası alacağım. Sekiz ay idare ederim ama sekiz ay sonra beni sigortalı yapması lazım. Tamam asgari ücrete bir itirazım yok da sigortasız çalışmak istemiyorum ağbi, asgari ücret versin sigortamı da yapsın.” Şimdi bu kısa konuşmanın ortaya koyduğu gerçeklere bir bakalım:

1. Bu adam bir işçi.

2. İşçi iş kazası geçirmiş eli yaralı. İş kazası geçirmiş olduğu için 5510 sayılı Yasa’ya göre hem tedavi hizmeti alıyor hem de geçici iş göremezlik ödeneği.

3. Doktor iş başı yapabilir raporu verdikten sonra aldığı geçici iş göremezlik ödeneği kesilecek.

4. İşsizlik parası alacağım dediğinden, geçirdiği iş kazası sonrası işten çıkartılmış olduğu anlaşılıyor. Yani işsiz.

5. İş arıyor. Kendisine asgari ücretle ancak sigortasız çalışması önerilmiş.

6. Asgari ücretle çalışmaya razı. Ancak kazadan gözü korkmuş sigortalı çalışmak istediğini vurguluyor.

7. Bir ara formül olarak işsizlik sigortasından ücret alacağı dönemle sınırlı olarak sigortasız çalışmaya da razı.

8. İşveren asgari ücretle sigortasız çalıştırmayı işçiye önerirken açıkça yasa dışı bir çalışma teklif ediyor.

9. İşveren sadece işçiye yasa dışı çalışma önermiyor ayrıca, vergi kaçıracağını, SGK primi ödemeyeceğini kısaca suç işleyeceğini de açıkça ifade ediyor.

10. İşçinin işsizlik sigortasından yararlandığı dönemde sigortasız çalışmaya razı olmasıyla hem işveren hem işçi gerçekte işsiz olmadığı halde işsizmiş gibi işsizlik sigortasından yararlanma konusunda anlaşarak birlikte suç işlemeyi kararlaştırıyorlar.

Anlaştılar mı bilmiyorum. Eğer anlaşmışlarsa bu işçinin işe girişi işsizlik sigortasından yararlanma süresinin bitiminden sonra yapılacaktır. Yani işveren sekiz ay SGK bildirim zorunluluğuna uymadan yasa dışı işçi çalıştıracaktır.

İşçi yasa dışı çalışmayı kabul ettiği bu sekiz ayı işsizlik sigortasından aldığı parayla telafi ettiğini düşünecektir.

Hiç kimse bu olayın istisnai tekil bir olay olduğunu düşünmesin. Pazarlık yapanların yaptıklarını çok doğal olarak görüyor olmaları dahi tek başına benzeri onlarca yüzlerce anlaşmanın yapıldığının en somut kanıtıdır.

Çalışma yaşamını denetlemekle görevli devlet, vergi kaçırıldığı, SGK primi kaçırıldığı halde bunları görmez. Aynı devlet işçinin işsizlik sigortasından haksız yararlandığını ise emin olun hiç atlamaz.

Barış akademisyenlerinin peşini bırakmayan devlet, vergi kaçıran suç işleyen işverenin peşine düşmek gereksinimi dahi duymaz. Sadece kaydını tutar. Devletin resmi kurumları açıklama yaparlar: Şu kadar çalışan kayıt dışı çalışıyor. Şu kadar insan gerçekte asgari ücretin altında ücret alıyor, şu kadar insan asgari ücretin üzerinde almasına karşın kayıtlarda asgari ücretten gösteriliyor, derler.

Hukuk kurallarının işletilmediği yerde hukuksuzluk kural olur. Sürekli hukuksuzlukla karşı karşıya kalanlar yaşadıklarının doğal, herkes için geçerli bir durum olduğunu düşünerek kabullenirler.

Bu kabulün rahatlığı ile devletin bakanı da çıkar, işçiler kıdem tazminatlarını alamıyorlar, kıdem tazminatının güvencesi yok, fon kurarak kıdem tazminatına güvence getireceğiz der, diyebilir.

Hukuksuzluğun sıradanlaştırıldığı dönemlerde, hukuksuzluğun olağan bir durum olmadığını, hukuksuzluğa alışmamak gerektiğini anlatmak, hukuksuzluklara karşılaşan herkesle paydaş olmayı gerektirir. Ayrımsız herkesle.