Türkiye’de göçmen olmak...

Emperyalizmin bölgesel çıkarları için uygulanan savaş politikaları bu ülkede göçmen nüfusu arttırırken, aynı zamanda göçmenler insanlık dışı koşullara mahkum edilmektedir.

Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle farklı milliyetlere mensup insanların göç yolu olmakta. Çevrelendiği ülkelerde yaşananlar doğrudan Türkiye’ye göç olarak yansıyabilmekte. Eski Sovyet ve Doğu Bloku ülkelerinden farklı etnik kimliğe sahip insanların gelişleri artık geride kaldı. Zamanla Asya ve Afrika ülkelerinden gelen insanlar için Türkiye, hem geçiş noktası hem de uygun olduğunda yeni bir yaşam alanı oldu.

 
İstanbul’da bir ‘Somaliler Sokağı’

İstanbul’da bir ‘Somaliler Sokağı’nın olması, Türkiye’de yabancı göçmen nüfusun geçekliğini göstermesi açısından şaşırtıcı bir gerçektir. Göçmenlerin ikametleri büyük çoğunlukla yasal olmadığı gibi çalışma koşulları da yasal değildir. Göçmenler ucuz iş gücü kaynağı olarak kullanılırken, çalışma koşulları da daha çok denetimden uzak yerler olmaktadır. Tekstil, inşaat, gıda, eğlence hatta tüm vahametiyle fuhuş...

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) 2011 istatistiklerine göre Türkiye’de yasal, ya da diğer adıyla “düzenli göçmen” sayısı 220 bindi. İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası'nın (İSMMMO) ''Yabancı Kaçak İşçiler ve Türkiye'ye Göç Hareketi'' adlı raporunda, Türkiye'de aynı yıl 200 bin kaçak işçiden bahsedilmektedir. Birkaç yıl önce konuyla ilgili konuşan TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu da göçmen işçi sayısının 1 milyon civarında olduğunu söylemişti.

Kolluk kuvvetlerinin rakamlarına göre ise Suriyeli sığınmacılar hariç her yıl 200 bine yakın göçmen yasa dışı yollarla Türkiye’ye giriş yapıyor. Bunlardan yaklaşık 100 bini Türkiye’yi transit olarak kullanarak Avrupa’ya geçiyor. Türkiye’deki Suriyeli sığınmacı sayısının ise 2014 yılı sonunda 1,5 milyon olması bekleniyor. Suriyelilerin haricinde ülkede 500 bine yakın yasa dışı göçmen olduğu tahmin ediliyor ancak tam sayı bilinmiyor.

 
Hiçbir altyapısı olmayan yasalar

Türkiye’de 2013 Nisanı’nda “Yabancılar ve Uluslararası Koruma Yasası” adında yeni bir yasa çıktı. Sığınma talebi ile gelenlerin ve her türlü yabancının Türkiye‘ye gelişi ile ilgili yeni bir sistem oluşturuldu. Ancak “uluslararası standartlara göre” hazırlanan bu yasanın hiçbir alt yapısı yok. Yani gelenlerin insanca yaşama imkanlarını sağlayacak bir hazırlık yok.

 
Türkiye, göçmenler için bir toplama kampı olacak

Yanı sıra yine 2013 Aralık ayında AB ile Geri Kabul Anlaşması (GKA) yapıldı. AB ülkelerine Türkiye üzerinden yasa dışı yollarla giden 3. ülke vatandaşlarının ülkeye iadesini öngören GKA, Türkiye’yi bir tampon bölgeye dönüştürecek. Çünkü AB’nin iade edeceği göçmenler, memleketleri ile Türkiye arasında geri kabul protokolü yoksa sınır dışı edilemiyor. AB ülkeleri göçmenlerden kurtulmak için Türkiye’yi bir toplama kampına dönüştürecek.

Her ne kadar Suriyeli sığınmacılar AKP tarafından ayrıcalığa tabii tutuluyor gibi görünse de bu tümü için geçerli değildir. Emperyalistlerin ve işbirlikçilerin çıkarı için kan donduran cinayetler işleyebilen çok az bir kısmı dışında, bugün Suriyeli göçmenler ucuz işgücü olarak sömürülmektedir.

Türkiye’de çalışma koşullarının kölelikle eş değer olduğunu düşünürsek, göçmen işçileri için durumun ne kadar vahim olduğunu daha iyi anlayabiliriz. Öyle ki, Güngören’de bir tekstil atölyesinde çalışan Suriyeli bir işçi, zam isteyince dövülebilir. Hatta işyerinde gündüz çalıştırıldıktan sonra gece bir odaya kapatılıp oradan ayrılmasına izin verilmeyebilir. Bugün Suriyeli işçilerin yevmiyesi 5 TL’dir. Ayrıca Türkiye’de 2014 yılının ilk 3 ayında 22 Suriyeli işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiş olması onlara verilen bir diğer “ayrıcalıktır.”

Suriyeli sığınmacılar vesilesiyle yeniden gündeme gelen göçmen nüfus, Türkiye’de siyasi bir propaganda aracı ve oy deposudur. Gerektiğinde tetikçi olarak kullanılmak dışında, insanlık dışı koşullarda yaşamak zorunda kalmaktadırlar. Emperyalizmin bölgesel çıkarları için uygulanan savaş politikaları ise yazık ki daha çok insanın bu faturayı ödemesine neden olacaktır.