Hem Evde Hem İşte Çalışıyoruz, Sağlığımızdan Olmak İstemiyoruz! - İSİG Kadın Meclisi

8 Mart 1857’de ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi kadın çalışma saatlerinin kısaltılması, insanca yaşam koşulları, daha iyi ücret için grev ve direnişe geçtiler. Polis saldırısı gerçekleşti ve 129 kadın barikatlarda can verdi. 1908’de tekstil işçisi 15.000 kadın oy hakkı, çalışma saatlerinin azaltılması, çocuk işçi çalıştırılmasının yasaklanması gibi taleplerle yürüdü. Ekmek ekonomik adaleti ve gül ise güvenceyi, daha iyi yaşam koşullarını simgeliyor diyerek “Ekmek de İstiyoruz Gül de!” diye yükseltiyorlardı sloganlarını. Yine New York’da 25 Mart 1911’de Triangle Gömlek  Fabrikası’nda içlerinde küçük çocukların ve göçmenlerin olduğu, çok zor şartlarda çalışan beş yüz kadar işçinin 148’i iş yerinde çıkan yangında öldü. Bugün bizlerin sağlıklı, güvenli, güvenceli, insan onuruna yakışır işler ve çalışma düzeni için verdiğimiz mücadele, böyle büyük bedeller ödeyen kadınlardan aldığımız bir mirastır aynı zamanda. 

Sermayenin doymak bilmez kâr hırsı yüzünden, tamamı öngörülebilir ve engellenebilir olan işyerindeki kazalar ve işten kaynaklanan rahatsızlıklar nedeniyle iş cinayetleri, meslek hastalıkları ve sakatlanmalar ortaya çıkıyor. Patronlar, emekçilerin can güvenliğini ve sağlığını dikkate almazken devlet de bu olaylar karşısında adeta kör sağır dilsiz kalarak bunların üzerlerinin örtbas edilmesini sağlıyor. Kadının ne ev içindeki emeği ne de işyerindeki emeği hak ettiği değeri görmüyor, görünmez kılınıyor ve kadın emekçiler işçi sağlığı ve iş güvenliği yasalarında bile kendilerine yer bulamıyor. Ev işçileri ise iş kanununa göre işçi olarak bile kabul edilmiyor. Söz konusu kadın emeği olunca kadın işçilerin çalışırken hastalanmaları, sakatlanmaları ve ölmeleri dahi görülmüyor, görülse de sıradanmış, olağanmış gibi gösteriliyor. Canımız, sağlığımız, emeğimiz sermaye-devlet işbirliği ile adeta yağmalanıyor.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin hazırladığı raporlara göre 2012 yılında 61 kadın işçi yaşamını yitirdi. 2013 yılında iş cinayetlerinde en az 59 çocuk işçi, en az 103 kadın işçi, en az 1235 işçi yaşamını yitirdi. Diğer taraftan kadın katillerine ağır ve caydırıcı cezaların verilmediği ve kadına yönelik şiddetin sistematik-politik şiddet haline geldiği Türkiye’de erkek şiddeti sonucu her gün ortalama dört kadının yaşam hakkı elinden alınıyor. AKP iktidarı boyunca erkeklerin işlediği cinayetlerin oranı yüzde 400 arttı. 4+4+4 eğitim düzenlemesi ile kız çocuklarının okullardan alınmasının, ücretsiz aile/ev işçisi olmalarının, zorla evlendirilmelerinin önü açıldı. Kamusal alanda ve kamu tarafından çözülmesi gereken  nitelikli, ücretsiz, adil, eşit bir şekilde sunulması gereken sağlık, eğitim, barınma; çocuk, hasta, yaşlı kişiler için bakım hizmetleri gibi hizmetlerin özel alan olan evde kadına yüklenildiği koşullarda kadınlar giderek ücretli istihdamdan uzaklaştırılıyor ve diğer taraftan da küçük ölçekli, esnek uzmanlaşmaya, güvencesizliğe dayanan işler kadınlaştırılıyor. Siyasal iktidar, “aile ve iş yaşamını uzlaştırma” adı altında “çalışma yaşamında kadın istihdamını artırmak” iddiası ile kadınları kandırmaya çalışırken, bir de üstüne üç çocuk hibe edilmesini istiyor ve fiilen kürtajı da yasaklıyor. Kadının kimliği, bedeni ve emeği üzerinde kurulmaya çalışılan erkek egemen kapitalist sistemin tahakkümü her geçen gün ağırlaşarak hissediliyor.

Biz İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kadın Meclisi olarak bu 8 Mart’ta sesimizi yükseltiyor ve diyoruz ki:
 
1. Toplumsal cinsiyetçi iş bölümüne son verilmelidir.
2. Kadın işlerinin ‘tehlikesiz ve basit’ olduğu ön yargısı yıkılmalıdır.
3. Yeniden üretim atölyelerine dönüşen evler ve iş yerleri sağlık ve güvenlik risklerine karşı güvenli hale getirilmelidir.
4. Gerek devlet tarafından gerekse emek ve meslek örgütleri tarafından oluşturulan işçi sağlığı ve iş güvenliği politikaları toplumsal cinsiyet açısından düzenlenmelidir.
5. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, işyerlerinde ve evlerde kadınların ağırlıklı olarak çalıştığı işler ve bu işlerde çalışan kadınlarda rastlanan ortak sağlık sorunları ve riskleri rapor edilmeli ve kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılmalıdır.
6. Kadınların çalışma alanlarındaki kimyasal, biyolojik, fiziksel, ergonomik vb. riskler saptanmalıdır.
7. İşyerinde kadına yönelik cinsel şiddet, taciz, cinsel sataşma tehlikesine karşı başvuru masası oluşturulmalıdır.
8. Emek ve meslek örgütleri kadın işçi sağlığı konusunda sektörlerine göre veri toplamalı ve raporlandırmalıdır.
9. Tüm çalışma alanlarında kadınların örgütlenmesi ve birleşik mücadelesi gereklidir.
10. Kadınların çifte mesainin yıpratıcılığı ve üstlerindeki aşırı iş yüküne bağlı fiziksel ve ruhsal zararlar toplamı birlikte ele alınarak, buna bir meslek hastalığı tanımı getirilmelidir.
11. Ücretli-ücretsiz kadın işçilere yıpranma payı / erken emeklilik uygulamaları getirilmelidir.
12. Ev ve bakım hizmetleri azami ölçüde kamusal alandan ücretsiz karşılanmalıdır.

8 Mart Resmi Tatil İlan Edilsin!
Yaşasın 8 Mart! 
Yaşasın Kadın Dayanışması! 

İletişim
http://www.yanginkulesi.org
http://www.guvenlicalisma.org
http://www.facebook.com/guvenli.calisma 
https://www.facebook.com/yanginkulesi
http://twitter.com/guvenlicalisma
guvenlicalisma@gmail.com
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kadın Meclisi