‘Ciğerimizin yarısı kum’

Bingöl’ün Karlıova ilçesine bağlı Taşlıçay köyünde, kot kumlama işçisi olarak çalışan 15’i yatalak 170 hasta oksijene bağlı yaşıyor. Ancak köydeki elektrik kesintisinden dolayı pek çoğu göç etmek zorunda kalmış...

Geçtiğimiz günlerde silikozis hastalığı nedeniyle hayatını kaybeden Ramazan Bilgiç, sayısız işçi ile aynı kaderi paylaşan kişilerden yalnızca biriydi. Bingöl Karlıova doğumlu olan Bilgiç, kot kumlama atölyesinde çalışırken yakalandığı silikozis hastalığına yenik düştü. Bilgiç’in kardeşi Bilal Bilgiç de 5 ay önce yine silikozis nedeniyle hayatını kaybetmişti.
 
Karlıova’ya bağlı köyler, 1990’lı yılların sonunda İstanbul’da tekstil atölyelerinde çalışarak silikozis hastalığına yakalanmış eski işçilerle biliniyor. Ancak aralarından özellikle Taşlıçay köyü, her hanede en az bir silikozis hastası bulunması nedeniyle dikkati çekiyor.

‘Mücadeleye başladım’
Abdülhalim Demir, ‘Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi’ kurucu üyelerinden. Taşlıçay köyünden olan Abdülhalim, telefonu açtığında uzun bir süre öksürmekten konuşamıyor. Yüzde 40 oranında akciğer kaybı var. Üzerinde durulmayacak bir soğuk algınlığının bile silikozis hastalarını nasıl etkilediğini anlatmaya başlıyor:
“Grip bir insanı çok etkilemez. Bizse yatağa mahkum oluyoruz. Merdiven çıkamıyorsun, oksijen yardımına ihtiyaç duyuyorsun. Bana 2007’de teşhis konulduğunda çok kötü olmuştum. Ancak mücadeleye başladım, komiteyi kurdum.”

‘Bakanlık çağrı yapmadı’
Abdülhalim, 2001’de torba yasa kapsamında maaş bağlanabilmesi için tanınan başvuru süresinin yetersizliğinden şikâyetçi.
 
Bir de akciğer kaybı yüzde 15 oranının altında olanlara maaş bağlanmamasından:
 
“3 ay içinde başvuru yapanlara maaş bağlandı. Ek süre tanınmadı. O dönem 3 ay içinde 2 bin kişi başvurdu. Bir kısmına bağlandı, bazısının hâlâ işlemi sürüyor. Bazılarına oranı az denildi. Akciğer kaybında oran yüzde 15-34 arası olana bir kademe ödeme, yaklaşık 525 lira aylık bağlanıyor. Yüzde 35-54, ikinci kademeye giriyor. Yüzde 55 ve üzeri ise üçüncü kademe, maaş ona göre yükseliyor. Kaybı yüzde 15 altındakilere ise maaş bağlanmıyor. Başvuru sürecinden haberi olmayanlar vardı. Sağlık Bakanlığı’ndan çağrı yapmalarını istedik, yapmadılar. O zaman kaybı düşük olup da şimdi yükselen hastalar var.  

‘Elektriğimiz kesiliyor’
Taşlıçay köyü muhtarı Atik Oral, elektrik kesintisi için yetkililere birden fazla defa başvuruda bulunduğunu anlatıyor. Ancak Atik Bey, hâlâ oksijen hastalarının sağlık durumunu etkileyen kesintiye çare bulamamış:
 
“Şu anda köyde 170 hastamız var. Sadece 60’ı maaş alıyor. Her sene 1-2 kişi vefat ediyor. Geçen sene 3 kişi öldü. En sıkıntı çektiğimiz şey, elektrik kesintisi. Kış gelmeden oksijene bağlı bazı hastalar köyü terk etti. Birini Diyarbakır’a, birini İstanbul’a, bazılarını Karlıova merkeze götürdüler. Elektrik kesilince nefesleri kesiliyor. Köyde jeneratör de yok. Sürekli makinaya bağlı 15 yatalak hastamız var. Kaç defa Ankara’ya gittim ancak halen elektriğimiz kesiliyor.”

Kâğıt için İstanbul’a gidiyor
Burhanettin Oral, 1990 doğumlu. Yani 24 yaşında. Henüz 10 yaşındayken, 2000-2005 yılları arasında kot kumlama işinde çalışmış. “O zaman bilmiyordum, ‘merdiven altı’ diye tabir edilen bir işti. İşverenler biliyordu, bize bir şey söylemediler” diyor. Burhanettin, 2004 yılında, hasta olduğunu öğrendikten 1 yıl sonra, işi bırakıp köye dönmüş. Askerlikten muaf tutulmuş. Maaş için başvuruda bulunmuş ancak daha cevap yok. Raporu, kaybın yüzde 10’lara denk geldiğini gösteriyor. Para kazanmak için yılda 1-2 kez kâğıt toplamaya İstanbul’a gidiyor.

‘Tedavi olmak istiyorum’
Şahin Oral ise 26 yaşında. O da çocuk yaşta çalışmaya başlamış köydeki çoğu silikozis hastası gibi. Çalıştığı yere dava açmış ancak bir gelişme yok. Şahin, konuşmamız sırasında birçok kez tedavi olmak istediğini tekrarlıyor:
 
“Tedavi olmak istiyorum. Bazı arkadaşlarımız burada nefes alamıyor. Ciğerimizin yarısı kum tutmuş, yarısı tutmamış. Bazı doktorlar durdurabilir belki...”

HALİT KARABULAK: Oksijen almaya gidiyorum
Köyde herkes akrabasının yanına gidecek ya da şehri terk edecek kadar şanslı değil. Halit Karabulak onlardan biri. O da çocuk işçilerden. 1999 yılında İstanbul’da çalışmaya başlamış. Dört sene ekmek parasını iyi köyü çıkardıktan sonra bırakmış. Erzurum’da silikozis teşhis koymuşlar. Akciğer kaybı yüzde 80. Oksijene bağlı yaşamak zorunda. Torba yasa kapsamında maaş alıyor. Elektrik kesintisinden dolayı yaşadığı sıkıntıyı ise şöyle aktarıyor: “Elektrik günde 5-6 saat olmuyor bazen. Bazı zamanlar akşama kadar gelmiyor. Elektrik olmayınca hemen, mecburen hastaneye gidiyorum. Karlıova Devlet Hastanesi’nde oksijen almaya gidiyorum. Kolay değil, zor oluyor tabii.”

Kesin bir tedavisi henüz yok
Silikozis, kristal yapıya sahip silika tozlarının solunması sonucu akciğerlerde kalıcı ve ilerleyebilen hasara yol açan bir meslek hastalığıdır. Hastalığın, akciğer nakli haricinde henüz kanıtlanmış kesin bir tedavisi bulunmuyor.