Bu paketi kabul etmiyoruz

Kadın Emeği Platformu’nun düzenlediği forumda konuşan farklı kesimlerden kadınlar, zaten yoğun sömürü altında, güvencesiz ve kötü koşullarda çalıştıklarını, AKP’nin kadın istihdamı ve doğum teşvik paketi ile yaşadıkları sömürünün daha da katmerleşeceğini vurguladı. “Paketi kabul etmiyoruz” diyen kadınlar, bu saldırıya karşı ortak mücadelenin önemine dikkat çekti.
 
40’tan fazla sendika, meslek örgütü, siyasi parti, kadın örgütü, demokratik kitle örgütünden kadınların oluşturduğu Kadın Emeği Platformu, dün İstanbul Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası’nda (İSMMMO) forum düzenledi. Foruma platform bileşenlerinden temsilcilerin yanı sıra, THY direnişçisi kadınlar, Kazova direnişçisi kadınlar, hastanelerde taşeron olarak çalışan sağlık işçileri, mevsimlik tarım işçileri de katıldı.
 
Çerkezoğlu: Kadın hapsediliyor
Forumun açılış konuşmasını yapan DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, AKP’nin bu paketle birlikte kadınları çocuk doğurmaya teşvik ederken, 20 yıl sonrasının ucuz iş gücünü de garanti altına almaya çalıştığını belirtti. Çerkezoğlu, “Siyasi iktidar, kadını aileye hapsederken kadın emeğini değerlendirmeyi, kadınların kazanılmış haklarını ve özgürlüğünü yok etmek istiyor.
 
Bizim kadınlar olarak bu saldırılara karşı söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var” dedi.  Bu amaçla, 40’ı aşkın bileşenden oluşan Kadın Emeği Platformu’nun çalışmalarına başladığını söyleyen Çerkezoğlu, “Kadınlar olarak emeğimize ve bedenimize sahip çıkmak için, bize müjde diye sunulan, emeğimizi değersizleştiren kadın istihdam paketinin bir bütün olarak ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Kadınların talepleri doğrultusunda bir mücadeleyi örgütlemek için adım atmış bulunuyoruz” diye konuştu.

Güvencesizlik artıyor
Açılış konuşmasının ardından söz alan işçi ve emekçi kadınlar ücretli çalışma hallerini anlattı. Zaten kötü koşullarda, düşük ücretlerle çalıştıklarını ve giderek daha da güvencesizleştirildiklerini vurgulayan kadınlar, bu paketle birlikte yaşadıkları sömürünün ve güvencesizliğin katmerleşeceğini belirtti.
 
Forumun ikinci bölümünde ise, paketin içerdiği düzenlemeler hakkında bilgi verildi ve bu saldırılara karşı neler yapılabileceği tartışıldı.
 
***

Forumda konuşan kadın işçiler şunları kaydetti:

Neslihan Karadeniz (Mezopotamya Mevsimlik Tarım İşçileri Derneği): Biz bütün gün güneşin altında çalışıyoruz, sigortasız ve düşük ücretle çalışıyoruz. Çalıştığımız yerlere kamyonlarla gidiyoruz. Üst üste bindiriliyoruz kamyonlara. Kaza çok oluyor. Çalıştığımız yerlere servisle gidelim, sigortamız olsun banyo, kreş, doktor, hemşire olsun; emeğimizin karşılığını alalım güvenceli bir işimiz olsun diye mücadele ediyoruz.
 
Aynur Aydemir (Kazova direnişçisi): 31 Ocak’ta izne gönderildik, bir hafta sonra öğrendik ki işten atılmışız, patron makineleri kaçırmış. ÇHD ile iletişime geçtik. Onlar direnmemiz gerektiğini söylediler, önce korktuk. O zamandan bu yana direnişimiz sürüyor. En son makinelerin bir kısmını hacizle aldık. Şimdi de işçi filmleri festivali yapıyoruz. Patronumuz olmayacak bundan sonra. Bizim kan emicilere ihtiyacımız yok, bunu herkese kanıtlayacağız.
 
Deniz Eralp (THY direnişçisi): 550 gündür direnişteyiz. Biz de bir gece AKP’nin yasasıyla grev hakkımızın elimizden alınacağını duyduk. Basın açıklamasına katıldık diye işten atıldık. Bunun üzerine direnişe geçtik. Grev hakkımızı geri aldık. Sonra da greve çıktık. Derdimizin para olmadığını, insani koşullarda çalışmak olduğunu anlattık. Şimdi de kadın istihdamı paketiyle haklarımıza saldırıyorlar. Bizim için tek yol var, birlik olmak ve mücadele etmek.
 
Güzide (Taşeron sağlık işçisi): Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde işçiyim. Hastanede kreş yok, bu en önemli sorunlarımızdan biri. Kreş olsa bile taşeron işçinin çocuğunu kreşe verme hakkı yok. Kadınlar gece nöbetlerinde çok büyük zorluklar yaşıyorlardı, 16 saat çalıştırılıyorlardı. Taşeron işçi ile kadrolu işçi arasında çifte standart vardı.
Nuray (Taşeron sağlık işçisi): Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde işçiyim. Hastanenin yeri değiştirildi, herkes sürüklenerek götürüldü. Bize hiçbir şekilde sorulmadı. İş güvenliğimiz yok, daha geçen bir arkadaşımız hasta yakınlarının saldırısına uğradı.Haftalık 45 saati doldurmadığımız için acilde nöbet tutmaya zorlandık. Biz Dev Sağlık-İş’te örgütlüyüz, yetkililerle görüştük, kabul etmeyeceğimizi söyledik. Önce sadece iki ay dediler, sonra bir haftaya düşürdüler. Biz direnmezsek, örgütlülüğümüzü göstermezsek bu baskılar artar. Boyun eğmemek gerekiyor.