AKP’nin gözü çocuk emeğinde

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yaptığı yönetmelik değişikliği ile 18 yaşından küçüklerin bazı işlerde çalıştırılamayacağı yönündeki sınır, mesleki ve teknik eğitim mezunları için kaldırıldı

16 yaşını doldurmuş mesleki ve teknik eğitim mezunlarının, ihtisas ve mesleklerine uygun işlerde çalıştırılmalarının önünü açtı. Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni yönetmeliğe göre; 16 yaşını doldurmuş, mesleki ve teknik eğitim okulu mezunu genç işçilerin çalıştırılabileceği alanlar genişletildi. Bu alanlar arasında ağır ve tehlikeli işler de var.

4+4+4’lük sömürü

AKP çocuk emeği sömürüsünü derinleştirecek adımlar atmaya devam ediyor. 4+4+4 sistemi ile mesleki ve teknik okullara başlama dolayısıyla mezun olma yaşı düşürüldü. Aynı sistemle genel liselerin ortadan kaldırılması ile Anadolu liselerine giremeyen çocuklar zorla meslek liselerine yönlendirildi.

AKP çıkardığı torba yasada meslek lisesi öğrencilerinin staj yaparlarken aldıkları ücreti, brüt değil, net asgari ücret üzerinden almalarını sağladı ve on personeli olan bir işletmenin stajer sınırını kaldırdı.

Çocuk işçilerin kanı AKP’nin elinde

13 yaşındaki çocuk işçi Ahmet Yıldız 14 Mart 2013 tarihinde Adana’da haftalığı 100 TL’ye çalıştığı fabrikada kafası pres makinesine sıkışarak yaşamını kaybetmişti. 2012’de ise 38 cocuk işçi yaşamını kaybetti.

DİSK-AR 2013 yılında Türkiye İstatistik Kurumu Çocuk İşçiliği İstatistikleri 1994, 1999, 2007, 2012 ve Uluslararası Çalışma Örgütü ILO 2000-2004 ve 2004-2008 eğilim araştırması sonuçlarını ve SGK 2006-2012 istatistiklerini kullanarak Çocuk İşçilik raporu yayımlamıştı. Rapora göre dünya genelinde azalma eğiliminde olan çocuk işçiliği Türkiye’de kriz sürecinde tekrar canlandı. Rapora göre 1999-2006 yılları arasında istihdam edilen çocuk sayısı 2 milyon 270 binden, 890 bin düzeyine düştü. 2006-2012 yılları ise çocuk işçiliğinde azalma eğiliminin durduğu ve özellikle tarım kesimindeki artış ile birlikte çocuk işçi sayısının tekrar arttığı bir dönem oldu. 2012 yılında çocuk işçi sayısı 893 bine ulaştı.

Ev işlerinde milyonlarca çocuk çalışıyor

Ev işlerinde çalışan çocukların sayısı 1999 yılında 4 milyon 447 bin iken, 2006 yılında bu sayı 6 milyon 540 bine ulaştı. 2012 yılı için ise bu rakam yaklaşık 1 milyon kişi artarak 7 milyon 503 bine yükseldi. Böylelikle 5-17 yaş arası toplam çalışan çocukların (istihdama katılan ve ev içinde çalışan) sayısı 8 milyon 397 bine ulaştı. Toplamda çalışan çocukların tüm çocuklara oranı 1999’dan 2012’ye yüzde 41’den yüzde 56’ya çıktı. Raporda 4+4+4 sistemi ile ilişkilendirilen okula devam ederken çalışan çocukların sayısı, 2006-2012 yılları arasında yüzde 64 oranında artarak, 272 binden 445 bine yükseldi. Okuyan çocukların 2006 yılında yüzde 2’si ekonomik bir faaliyette çalışırken 2012 yılında bu oran yüzde 3’e ulaştı. Bu çocuklar arasında ev işlerinde çalışanların oranı da yüzde 43’den yüzde 50 seviyesine yükseldi. Okula devam etmeyen çocukların sayısı 2 milyon 314 binden, 1 milyon 297 bine gerilerken, okula gitmeyen çocuklar arasında ekonomik faaliyetlerde çalışanların oranı yüzde 27’den yüzde 35’e yükseldi. Çocuk işçiliğindeki artış SGK istatistiklerine de yansıyor. 2006 yılı SGK İstatistiklerinde zorunlu sigorta kapsamında ücretli olarak çalışan çocukların (14-17 yaş) sayısı 14 bin 161 iken, 2012 yılında 62 bin 925’e yükseldi. Çırakların sayısı ise aynı dönemde 158 binden 322 bine çıktı.

Raporda “Türkiye’yi Avrupa’nın Çin’i, doğu illerini ise Türkiye’nin Çin’i yapma çabası, çocuk işçiliği açısından, çıraklık, stajyerlik gibi uygulamalar ile kuralsızlık, esneklik ve güvencesizlik ekseninde ağır sonuçlar yaratacaktır. İş kazalarında Çin ile rekabet eden Türkiye, şimdi de çocuk işçiliğinde Asya tipi bir modeli benimsemiş görünüyor.” dendi.  DİSK raporunda “Çocuk işçiliği, yoksulluk ve güvencesizlik zemininde yükselen istihdam stratejilerinin yapısal olarak ürettiği bir sonuç olarak görülmelidir. Dolayısıyla çocuk işçiliği ile mücadele bu strateji ile mücadeleden geçmektedir” denilmişti.