Çalışma Bakanlığı’nın işletmeyi işçi sağlığı iş güvenliği konusunda denetlemesi ve işletmenin derhal bir işyeri hekimi istihdam etmesi gerektiğini dile getiren Atalay şöyle konuştu: “Bölgedeki çocuklar da özel olarak ele alınmalı hızlıca taranmalıdır. Atık havuzlarına su basılıp basılmadığının kontrol edilmesi gerekiyor. Havuzun kurumaması lazım. Buharlaşmayla beraber siyanür zehirlenmesi, sürekli yayılıyor. Havuzun kuruduğu yerlerden bu buharlaşma daha çok oluyor. Eldeki tüm bilgilerin kurumlarla ve kamuoyu ile şeffaf biçimde paylaşılması gerekiyor. Ankara’da TTB’nin de içinde olduğu Kütahya’daki sağlık ve çevre sorununu izleyen platform ile ilgili Bakanlıkların birlikte hareket etmesi beklenen ve gereken tutumdur. Söz konusu tehdit tüm Kütahya halkı için geçerli olabilir. Eğer böyle bir durum varsa, Sağlık Bakanlığımızın bu tehdide cevap verecek tesis ve ekip bakımından yeterli hazırlığı yoktur. Türkiye’de ciddi bir hata yaparak meslek hastalıkları hastanelerini zayıflatıyoruz. Oysa tersine daha da kuvvetlendirmemiz gerekiyor. Kütahya halkını bu maruziyetlerden korumak, 900 işçiyi ve bu metallere maruz kalan tüm vatandaşlarımızı uzun dönemde kanserden korumak devletin görevi olarak ortada durmaktadır.”

TTB Merkez Konsey Üyesi Gülriz Ersöz konuşmasında konu ile ilgili TTB’nin içinde bulunduğu bir bilimsel izleme kurulu oluşturulacağı bilgisini verirken, Meteoroloji Mühendisleri Odası Genel Sekreteri Hüseyin Savaş, şu ana kadar işçilerin tamamına ve bölge halkına yönelik hiçbir tarama yapılmamasını eleştirdi. Savaş, işletmenin bir an önce kapatılması gerektiğini vurgulayarak ilgili bakanlıkları görev çağırdı.

BASIN AÇIKLAMASI
29 TEMMUZ 2011

Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi’nde Kütahya’dan gelmiş 65 vatandaşımız halen yatıyor. Dün Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu olarak kendilerini ziyaret ettik. Bu vatandaşlarımız kamuoyu tarafından da dikkatle takip edilen Kütahya Eti Maden işletmesinde çalışıyorlar. Kendilerine yapılan tetkiklerde vücutlarında ağır metaller ve arsenik tespit edilmiş durumda. Bugün itibarı ile Kütahya’da “zehirlenme” endişesi taşıyan birçok işçi ve vatandaş tedirginlik içinde tatmin edici açıklamalar bekliyor.

İşletmenin şoföründe, yani havuzun kenarında bile olmayan, linç tankında olmayan, işin laboratuarında olmayan, filtrelemesinde olmayan yani tüm üretimden uzak olan yerde çalışan işçide bile işletmenin içindeki işçi ile aynı sonuçlar çıkmış durumda. Yapılan tetkiklerde arsenik aşçıda bile var. Dolayısı ile arseniğin toz, toprağın içinde olduğu anlaşılıyor. Bunun Kütahya genelinde olma ihtimali de vardır.

Meslek Hastalıkları Hastanesi’nde halen yatan 65 gümüş madeni işçisinin genel durumlarında “görünür” bir bozukluk tespit edilmemiş. Hastane kendilerinden yeni tetkikler için tekrar numuneler alıyor. Meslek Hastalıkları Hastanesi’nde hekim meslektaşlarımız konuyla ilgili gayretli bir çalışma içindeler. Hastane Başhekimimiz 3-4 gün içinde tetkik sonuçlarının çıkacağı bilgisini veriyor.

Kütahya’da bugün asıl tedirginliği oluşturan ağır metaller ve arsenik. Havaya suya ve toprağa karışması sonucu arsenik vücuda üç farklı yolla alınıyor:

1. Hava yoluyla
İşyeri ortamında ve yakın çevrede maruz kalma, Endüstriyel tesisler, Maden işletmeleri
2. Ağız yoluyla
İçme suyu, gıdalar
3. Cilt yoluyla (temas)

Kanda arsenik ölçümü akut zehirlenmeler dışında çalışma ortamları için az kullanılır. Yakın zamandaki maruz kalmayı yansıtır; maruz kalışın yoğunluğu ile ilişkisi net olarak ortaya konmamıştır. Çalışanlarda arsenik maruz kalışının etkisini görmek için gün sonunda yapılan analizde idrarda 130 mikrogram/litre arsenik bulunması (arsenik trioksit) çalışanların ortamdan kaynaklanan günlük 10-100 mikrogram metreküp arseniğe maruz kaldığının göstergesidir. İdrarda arsenik ölçümlerini değerlendirmek için, uyulması gereken kurallar vardır. Saç ve tırnaklarda ölçümün de çalışma ortamında rutin olarak kullanılması önerilmez çünkü kişilerarası değişikler ve kontaminasyon olasılığı yüksektir. Adli tıpta daha geçerlidir.

Siyanür kullanılan madenlerin yakınlarında yapılan ölçümlerde çevrenin ağır metallerle kirlendiğini gösteren çeşitli kanıtlar bulunmaktadır. Yüzey sularından, topraktan, suda yaşayan bitki ve böceklerden, kara bitkilerinden, kuşlardan alınan örneklerde arsenik düzeyinin yükseldiği saptanmış, artışının atık havuzlarıyla ilişkili olduğu, atık depo alanlarından gerçekleşen sızıntı ve taşmalar, ayrıca asit-maden drenajı sonucunda suya ve toprağa arsenik başta olmak üzere kadmiyum, civa, kurşun, çinko ve benzer ağır metallerin (yörenin jeolojik yapısına bağlı olarak daha başka ağır metaller de katılabilir) karıştığı görülmüştür.

Madencileri ve altın, gümüş madenlerinin yakınlarında yaşayan okul çocuklarını kapsayan çalışmalarda idrardaki arsenik düzeyinin arttığı ve arsenik maruziyetinin tipik belirtilerinin gözlendiği bildirilmiştir. Çalışmalar madencilerde akciğer kanserine bağlı ölüm riskinin karşılaştırma toplumlarına göre 1.5-3.7 kat daha yüksek olduğunu ve maden maruziyeti ile akciğer kanseri gelişimi arasında bir doz-yanıt ilişkisinin bulunduğunu da göstermiştir. Madencilerde akciğer kanserinde görülen artışından tek başına sorumlu tutulabilecek bir etmen tanımlanamamış, cevherin içinde doğal olarak bulunan elementlerin yanı sıra işlem sırasında kullanılan potansiyel kanserojenlerin birlikte rol oynadığı sonucuna varılmıştır.

Kütahya’da sözü geçen gümüş madeni işletmesi 1986 yılında kurulmuş ve 2006 yılında özelleştirilmiştir. İşletmenin İstanbul Sanayi Odası'nın yıllık en fazla kar eden şirketler sıralamasında 6. sırada yer aldığı görülüyor. İşletme bugün kapasitesinin %360 ile çalışıyormuş. Avrupa’nın gümüş ihtiyacının %60’ını karşılıyor deniyor. Ama bu para insanlarımızın sağlığı pahasına kazanılamaz.

İşletmenin 900 işçi çalıştırmasına, “çok tehlikeli işyeri” sınıfında yer almasına rağmen uzun süredir haftada bazı günler işyeri hekimi çalıştırdığı anlaşılmaktadır. Meslek Hastalıkları Hastanesi tarafından işletmeden istenen yıllık periyodik sağlık muayene raporlarının alınamadığı anlaşılmaktadır. Bu tablo işletmenin işçi sağlığı iş güvenliği önlemleri konusunda yetersiz olduğu düşüncesini kuvvetlendirmektedir. Bugün itibarı ile işletmenin kayıtlı işyeri hekimi de tespit edilememiştir.

Yapılan çalışmalara göre köylülerin kronik maruziyet içinde olduğu düşünülüyor. Kan kurşun düzeyleri bunu gösteriyor. Burada genel bir ortam maruziyeti olduğu anlaşılıyor.  Maruziyet kökeninin de siyanür atık havuzu olduğu tahmin ediliyor.

Şimdi işçilerin vücudunda krom, nikel, çinko, bakır, bizmut, kalay, alüminyum, civa, arsenik, kurşun ve diğer metaller araştırılıyor. Bölgedeki insanlar toprakla karışmışlar. Suda, toprakta, bölgede ne varsa insanlarda da o var. Madende ne varsa insanda onu arıyoruz. İstanbul’da bir laboratuarda yapılan çalışmada işletmenin 100 işçisinin 98’de arsenik maruziyeti tespit edilmiş durumda.

1.    Sadece 65 işçinin değil tüm işçilerin maruziyet açısından taranması gerekiyor.
2.    Öncelikle işletmeye çok yakın olan Yukarı Köprüören, Gümüşköy ve Dulkadir köylerindeki vatandaşlarımızın hem tetkiklerinin yapılması hem de klinik olarak değerlendirilmesi gerekiyor.
3.    Bölgedeki riskin tam olarak ortaya çıkarılması gerekiyor.
4.    Çevre Bakanlığı’nın suların, akarsuların analizini yapması gerekiyor. Çevre Bakanlığı’nın hızla bölgeye müdahale etmesini bekliyoruz. Bu vesileyle “çevre etki analizleri” diye bilinen prosedürlerin ne kadar doğru hazırlandığının da gözden geçirilmesi gerekiyor.
5.    Çalışma Bakanlığı’nın işletmeyi işçi sağlığı iş güvenliği konusunda denetlemesi gerekiyor. İşletmenin derhal bir işyeri hekimi istihdam etmesi sağlanmalıdır.
6.    Bölgedeki çocuklar özel olarak ele alınmalı ve hızlıca taranmalıdır.
7.    Atık havuzlarına su basılıp basılmadığının kontrol edilmesi gerekiyor. Havuzun kurumaması lazım. Buharlaşmayla beraber siyanür zehirlenmesi, sürekli yayılıyor. Havuzun kuruduğu yerlerden bu buharlaşma daha çok oluyor.
8.    Eldeki tüm bilgilerin kurumlarla ve kamuoyu ile şeffaf biçimde paylaşılması gerekiyor.
9.    Ankara’da TTB’nin de içinde olduğu Kütahya’daki sağlık ve çevre sorununu izleyen platform ile ilgili Bakanlıkların birlikte hareket etmesi beklenen ve gereken tutumdur.

Bu ciddi sağlık tehdidi karşısında durumumuzu gözden geçirmek zorundayız. Açık ki sözü edilen tehdit tüm Kütahya halkı için geçerli olabilir. Eğer böyle bir durum varsa, Sağlık Bakanlığımızın bu tehdide cevap verecek tesis ve ekip bakımından yeterli hazırlığı yoktur. Türkiye’de ciddi bir hata yaparak meslek hastalıkları hastanelerini zayıflatıyoruz. Oysa tersine daha da kuvvetlendirmemiz gerekiyor.

İşçi sağlığı alanında hepimizin bildiği gibi sorunlarımız artarken alanı taşeronlara emanet etmeye kalkıyoruz. Bu hatalardan hızlıca dönerek, insanı gözeten, insan sağlığından, halk sağlığından yana olan tedbirleri almamız gerekiyor.

Kütahya halkını bu maruziyetlerden korumak, 900 işçiyi ve bu metallere maruz kalan tüm vatandaşlarımızı uzun dönemde kanserden korumak devletin görevi olarak ortada durmaktadır.

Saygılarımızla,

ANKARA TABİP ODASI
SES ANKARA ŞUBE

 

Konuyla ilgili haberler:

Radikal Gazetesi 

t24 Haber 

Yenişafak Gazetesi

Sağlıkta Haber 

Evrensel Gazetesi 

Hürriyet Gazetesi 

" /> 'Ağır metallere maruz kalan işçileri ve Kütahya halkını korumak devletin görevidir' - İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

'Ağır metallere maruz kalan işçileri ve Kütahya halkını korumak devletin görevidir'

Kütahya Gümüşköy'de bulunan Eti Gümüş A.Ş.'ne ait maden işletmesinde çalışan işçilerin bazılarında sınır değerin üzerinde ağır metal kirliliğine rastlanması üzerine 65 işçi Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi altına alındı.

Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi’ne giderek işçileri ziyaret eden ve işçilerin sağlık durumu hakkında hastanenin başhekimi Dr. Hınç Yılmaz’dan bilgi alan Ankara Tabip Odası konu ile ilgili SES Ankara Şube ile birlikte basın toplantısı düzenledi.

29 Temmuz 2011 tarihinde Ankara Tabip Odası’nda düzenlenen basın toplantısına Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri Selçuk Atalay, SES Ankara Şube Sekreteri Erdal Tosun, Meteoroloji Mühendisleri Odası Genel Sekreteri Hüseyin Savaş ve TTB Merkez Konsey Üyesi Gülriz Ersöz katıldı.

Basın toplantısında ortak açıklamayı okuyan Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri Selçuk Atalay, Kütahya’da “zehirlenme” endişesi taşıyan birçok işçi ve vatandaşın tedirginlik içinde yetkililerden tatmin edici açıklamalar beklediğine vurgu yaptı.