Faşizmin ‘ev’deki silueti

Evlere temizliğe giden, verdiği emek görünmeyen ve gittiği evlerden birinde kaza sonucu yaşamını yitirse dahi, ölümü bile göz ardı edilecek ev işçisi kadınlar... AKP Hükümeti kadının istihdamına yönelik düzenlemeler yapacağını uzun zamandır söylüyor. Pakette yer alan ve özellikle neoliberal politikanın hizmetine sunulan esnek çalışma modeli ile kadın üretime ancak hükümetin istediği sınırlarda, yani “ev”de dahil olabiliyor. Ev işçisi kadınların sosyal hakları ili ilgili ise herhangi bir düzenleme yok. İşçi statüsünde olmadıkları için kıdem tazminatından doğum iznine, işsizlik parasından sağlık hakkına kadar birçok sosyal haktan faydalanamayan ev işçisi kadınlar, bir de çalıştıkları evlerde aşağılamalara maruz kalarak faşizmin bir başka yüzüyle karşı karşıya kalıyorlar. Ev işçisi kadınlardan Nuray Akkaya, “Sınıf farkından dolayı gittiğim evlerde çoğu zaman aşağılamalara maruz kalıyorum” diye konuştu.

Paralı cahiller!

Hiçbir sosyal güvencelerinin olmamasının yanı sıra ev işçisi kadınlar olarak çalıştıkları evlerde aşağılamalar ile karşı karşıya kaldıklarını anlatan Akkaya, cehaleti parasızlık olarak değerlendirdirenlerin evlerine temizliğe giden her kadına böyle davrandığını anlatıyor. Kürt kadınlarının da sık sık ‘Nerelisin’ sorusuyla karşılaşıp hakarete maruz kaldığından bahseden Akkaya, “Kürt değilim ama Kürt olduğu için böyle davranışlara maruz kalan arkadaşlarım var. Bizi ya sınıf farkından ya da etnik kimliğimizden dolayı aşağılıyorlar. Kürt isen daha çok aşağılanırsın” diyor. Böylesi aşağılamalar yaşadığında aklına çocuğunu ya da elektrik faturasını getirdiğini söyleyen Akkaya, “Mecburen sessiz kalıp çalışmaya devam ediyorum” diyor. Yoğun bir emek harcadığından, ancak emeğinin karşılığını alamadığından bahseden Akkaya, yaşadığı bu adaletsizliği işverene söylediğini ve “Doğanın kanunu bu” şeklinde cevap aldığını söylüyor. Hiçbir sosyal hakkını elde edemediğinin altını çizen Akkaya, “Doğanın kanunu insanın insanı sömürmesi mi? Devlet bizi işçi statüsüne almadığı sürece bu durumdan faydalanan çok insan çıkar” dedi. Temizlik işçilerinin işveren tarafından sömürüldüğünü ve genelde işçilerin ekonomik sebeplerden dolayı baskılara katlandığına dikkat çeken  Akkaya, “Bazen yaşadığım kötü deneyimlere dönüp baktığımda, neden katlanmışım diyorum. Ama aklıma kiram 5 gün geçtiğinde kapıma dayanan ev sahibi gelince cevabı bulmak hiç de zor olmuyor” dedi.

Yalnız değilmişim

Çalışma koşulları çok ağır olduğundan meslek hastalıklarının da baş gösterdiğini anlatan Akkaya, aynı zamanda gittiği evlerde taciz ve tecavüze maruz kalan kadınlar da olduğunu söylüyor.  Genelde referans üzerine evlere çalışmaya gittiğini anlatan Akkaya, “Tanımadığım eve gittiğim zaman korkuyorum, başıma ne gelecek diye tedirgin oluyorum” diyerek ev işçisi kadınların korkusunu anlatıyor. İmece Kadın Sendikası Girişimi’nde yer aldığını kaydeden Akkaya, “İmece ile tanıştığım andan itibaren haklarım olduğunu, sosyal haklarımı elde etmek için mücadele etmem gerektiğini anladım. Her şeyden önce yalnız değilmişim. Benim gibi kadınların olduğunu bilmek ve birlikte mücadele etmek benim için çok anlamlı” dedi. Hükümetin açıklayacağı kadın istidamı paketinden umutlu olmadığını vurgulayan Akkaya, son olarak “Ancak kendi mücadelemizle haklarımıza kavuşacağız” dedi.