Dövüldü, tartaklandı, ‘şüpheli’ oldu!

İddiaya göre, yatılı ev işçisi H.Ç., çalıştığı tripleks villada önce patronu tarafından darp edildi, sonra da patronunun çağırdığı polisler tarafından tartaklandı. Ancak şimdi ‘şüpheli’ durumunda. Patron ile 4 erkek polis, H.Ç.’nin kendilerini darp ettiğini iddia ediyor!

H.Ç. 40-45 yaşlarında, 1.50 boylarında ufak tefek bir kadın. Yıllardır evlerde yatılı olarak aşçılık yapıyor. Bir süredir istihdam büroları aracılığıyla iş buluyor. Çoğunlukla sosyal güvenceden yoksun çalışıyor.

Yine istihdam bürosu aracılığıyla bulmuş bu işi. Bu yılın başında İstanbul Kemerburgaz’da lüks bir sitede 3 katlı bir villada yatılı çalışmaya başlamış. Villada kendisi dışında çalışan, biri yatılı biri haftalık, iki ev işçisi daha var. Bir de özel şoför. Sosyal güvencesi yine yok.

H.Ç., 5 aydır sabah 6.30’dan gece 00.00’a kadar çalışıyor, hem villa sahiplerine, onların misafirlerine, hem de çalışanlara yemek hazırlıyor. Görevi olmamasına karşın, patronun talebi üzerine ütü de yapıyor. Hala travmasını yaşadığı bu son olaya dek ciddi bir sorun yaşamamış evde. “Maaşımı düzenli alıyordum” diyor, “Ancak mayıs ayında maaşımı vermediler, gerekçe de söylemediler.”

 12 Mayıs Anneler Günü’nde 40 kişilik bir piknik davetinde yemek vermiş. Patronunun kendisini tebrik ettiğini, misafirlerin çok memnun kaldıklarını anlatıyor gururla. “Beni seviyorlardı, yemeklerimi beğeniyorlardı” diyor.

İŞÇİ B.K KOYSAN YEMEK ZORUNDA!

12 Mayıs’tan sonra ise bu lüks villa cehenneme dönüşüyor H.Ç. için. Anlattığına göre, geçtiğimiz pazartesi günü yatılı kalan diğer ev işçisiyle bir tartışma geçiyor aralarında. Nedeni diğer işçinin çalışanlar için ayrı hazırlanan yemeği yemek istememesi. H.Ç. de piknikten kalan yemekleri koyuyor önüne, ‘ne yemek istiyorsun peki?’ diye soruyor. İddiasına göre, kadın patronu S.A. bu tartışmayı duyuyor ve H.Ç.’ye sert tepki gösteriyor: “Senin bizim yemeklerimizi bunun önüne koymaya hakkın yok, b.k koysan yemek zorunda!” Hızını alamıyor patron, yemek tabaklarından birini alıp yere çalıyor.

‘YENİ ELEMANLARI EĞİTMEDEN GİDEMEZSİN’

Bu tepki H.Ç.’yi korkutuyor, “Bana yol verin, maaşımı verin, gideyim” diyor. Yine iddiaya göre, kabul etmiyor patron, “Ben istihdam bürosunu arayacağım, 2 eleman isteyeceğim, siz onlara işi öğreteceksiniz, öyle çıkacaksınız işten. Beklerseniz bir maaş daha vereceğim” diyor. “Ben nasıl iş bulacağım peki, ne zaman iş arayacağım?” diye soruyor H.Ç.  

Cevap: “Orası beni hiç alakadar etmez!”

‘PATRON BOĞAZIMA SARILDI’

H.Ç. bu tuhaf teklifi kabul ediyor. İzin günlerinde iş arayabileceğini düşünüyor. Ancak 15 Mayıs Salı günü aynı ev işçisiyle yine aynı konuda küçük bir tartışma daha geçiyor aralarında. Patronu mutfağa geliyor. Sonrasında olanları H.Ç. şu sözlerle anlatıyor: “S.A. geldi ve saçlarımı tutup çekmeye başladı. ‘Şaka mı yapıyorsunuz efendim?’ dedim. ‘Aşağı iniyoruz, toparlanıyorsun, 10 dakika içinde çıkacaksın’ dedi. ’10 dakikada ben nasıl toparlanayım?’ dedim. Şoförü çağırdı, ‘Bunun kıyafetlerini al, garajın önüne at’ diye emretti. Sonra valizi doldurmaya başladı. ‘Yapmayın, ben kendim toplanırım’ dedim. Alamadığım maaşımı ve sözleşme evrakımı istedim. ‘Sen kim oluyorsun?’ diye bağırdı ve boğazıma yapıştı. Şoför ile ablası durdurmaya çalıştılar. Üzerimdeki çıtçıtlı aşçı kıyafetini ‘Bu bana ait’ dedi ve çıkardı, içimde sadece iç çamaşırım vardı. ‘Bırakın vurup öldüreceğim bunu, karışmayın’ dedi. Beni gırtlakladı. Çok korktum. Bayılmışım.”

H.Ç ayıldığında sırılsıklam bir halde yerde yatarken buluyor kendini. Kalkmaya çalışıyor, ama kalkamadığını fark ediyor. Belden aşağısı tutmuyor çünkü. Ambulans çağırıyorlar. “Evraklarımı almadan gitmem” diyor, hastaneye gitmeyi reddediyor.

‘POLİSLER TARTAKLADI, TEHDİT ETTİ’

Bunun üzerine S. A. polis çağırıyor. Üç polis odaya giriyor, kollarından tutup H.Ç.’yi silkelemeye başlıyorlar. H.Ç., şöyle anlatıyor: “Polisler ‘kalk ayağa, numara yapıyorsun!’ diye bağırdılar. Ben de ‘Bana böyle mi yardımcı oluyorsunuz? Kalkamıyorum’ dedim. Evraklarımı vermeden gitmeyeceğimi de söyledim. ‘O zaman sürükleyerek götürürüz, fotoğraflarını çekeriz, polise direnmiş olursun’ dediler. Resimlerimi çektiler. Kalkamadığım için beni sürüye sürüye polis arabasına götürdüler.”

H.Ç.’nin iddiasına göre, işkence polis arabasında da devam ediyor. Polisler arabada kolunu kıvırıyorlar H.Ç.’nin, itip kakıyorlar. Kemerburgaz’daki Göktürk Karakolu’na götürüyorlar. Bir odaya kapatıyorlar H.Ç.’yi. İddiasına göre, sivil polislerden biri ‘Seni 6 ay içeride yatıracağım’ diyerek H.Ç.’yi tehdit ediyor. Polisler sürekli H.Ç.’yi azarlıyorlar. H.Ç. karakolda yanına arkadaşının da gelmesiyle toparlanıyor, bir süre sonra bacakları düzelmeye başlıyor.

Ancak hikaye burada bitmiyor.

H.Ç. ŞÜPHELİ OLDU!

H.Ç. patronundan şikayetçi olduğunu söylüyor. Ancak “şüpheli” sıfatıyla ifadesi alınıyor. Çünkü patronu H.Ç.’nin onu dövdüğünü iddia ediyor. Üstelik 4 polis de şikayetçi oluyor H.Ç.’den. Polislerden biri H.Ç.’nin burnunu ısırdığını, bir diğeri kolunu ısırdığını, bir diğeri ise kendisini tekmelediğini iddia ediyor. “Tutmayan bacaklarımla polisi tekmelemişim!” diyor H.Ç., “Ben ufacık kadın 4 polis dövmüşüm! Üstelik odada 3 polis vardı, 4 de değil.”

SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAK

H.Ç. yaşadığı olayın travmasını atlatabilmek için Ev İşçileri Dayanışma Sendikası’nın (EVİD-SEN) da desteğiyle psikologa gitmeye başladı. Kollarında ve boynunda morluklar olan H.Ç.’ye hastane darp raporu verdi. H.Ç. sendika avukatlarıyla birlikte hem eski patronu S.A. hem de polisler hakkında suç duyurusunda bulunmaya hazırlanıyor.

***

EVİD-SEN BAŞKANI GÜLHAN BENLİ: H.Ç. işçi değil mi?

Ev İşçileri Dayanışma Sendikası (EVİD-SEN) Başkanı Gülhan Benli, “Böyle olaylarla çok sık karşılaşıyoruz” diyor. H.Ç.’nin götürüldüğü Göktürk Karakolu’nun mimli bir karakol olduğuna dikkat çeken Benli, “Daha önce de o karakolda patronu tarafından alıkonulan bir ev işçisi arkadaşımızı tehdit etmişlerdi, arkadaşımıza ‘Şikayetçi olma, parayı kırışalım’ demişlerdi. O karakolun nasıl bir karakol olduğunu iyi biliyoruz” diye konuşuyor.

“Ev işçileri çalıştıkları evlerde darp ediliyor, rehin tutuluyor, aç bırakılıyor, tacize tecavüze uğruyor” diyen Benli, şöyle devam ediyor: “ Bir de üstüne suçlu ilan ediliyoruz. Bu da yetmiyor, en doğal, yasal hakkımız olan sendikamız kapatılmak isteniyor. Yargıtay, ‘Siz işçi değilsiniz, başkasının hesabına çalışmıyorsunuz, sendika kuramazsınız’ diyebiliyor. H.Ç. kimin hesabına çalışıyor peki? Kim yaptı bunu H.Ç.’ye? Ev işçiliği yasalarda tanınmadığı sürece, iş tanımımız olmadığı sürece; bizler iş güvenliğinden, güvencesinden yoksun çalışmaya devam edeceğiz ve bu gibi olaylarla daha çok karşılaşacağız.”

AKP hükümeti eliyle istihdam bürolarının yaygınlaştırıldığına da işaret eden Benli, “Arkadaşımız da istihdam büroları aracılığıyla iş bulmuştu ve sigortasızdı. İş güvenliğinden, güvencesinden yoksundu. İstihdam büroları, bizleri kölelik koşullarında çalışmaya mahkum ediyor”