Silikozis tehlikesi sürüyor

Kot kumlamada yaşanan acı deneyime rağmen, Çalışma Bakanlığı ne bu sektörde ne de başka alanlarda kumlamaya karşı önlem almıyor. Kumu satan devlet, kum torbaları üzerine uyarı bile koymadı. Cam kumlama işçilerinden silikozis haberleri gelmeye başladı.

Türkiye silikozis hastalığıyla 2008 yılında 'kot kumlama' atölyelerinde yaşanan acı ile tanıştı. İki binden fazla işçi tedavisi olmayan ölümcül silikozis hastalığına yakalandı, bugüne kadar 54 işçi hayatını kaybetti. Hükümet, açığa çıkan dram sonucu konuyla ilgili 'adım atmış göründü' ama olayın üzerinden geçen 5 yılda hiçbir önlemin alınmadığı ortaya çıktı. Konuyla ilgili tek yasak Sağlık Bakanlığı'ndan geldi ve sadece kot sektöründeki 'kumlama' işine dönüktü. Oysa 'kumlama' birçok sektörde uygulanan bir işlem. Çalışma Bakanlığı'nın ise Sağlık Bakanlığı'nın uyarılarına rağmen kot sektörü de dahil hiçbir alanda önlem alma girişiminde bulunmadığı öğrenildi. Hekimler, önlem alınmadığı için birçok sektörde çalışanların, salt 'cehalet' nedeniyle bile silikozis tehlikesi altında bulunduğu, son dönemde cam kumlama atölyelerinde çalışanlarda silikozis tespitinin arttığı bilgisini verdi.

BAKANLIK BİLE BEKLEDİ
 
Sağlık Bakanlığı kaynakları, kot kumlama işçilerinin yaşadığı dram sırasında, bakanlıklar arasında yaşanan tartışmaya ilişkin önemli bilgiler verdi. Kaynaklar, kot kumlama işçilerinde silikozisin fark edilmesinin ardından Eylül 2008'de Sağlık Bakanlığı'nın bir genelge yayınladığını, hastalığın tespit edildiği işyerlerinin kapatılmasına dönük prosedürü bildirdiğini ifade ettiler. Kaynaklar, bu genelgenin ardından Sağlık Bakanlığı'nın aylarca silikozis konusunda Çalışma Bakanlığı'nın adım atmasını beklediğini, iki bakanlık arasında tartışmalar yaşandığını ancak Çalışma Bakanlığı'nın herhangi bir adım atmadığını belirttiler. Sağlık Bakanlığı, bu bekleyişin sonunda, kamuoyunda tepkilerin giderek yükselmesini de göz önüne alarak Nisan 2009'da bir genelgeyle kot kumlama işine yasak getirdi.

NEDEN KOT KUMLAMADA FARKEDİLDİ?
 
Silikozis, birçok sektörde yetersiz iş güvenliği önlemleri altında çalışan işçilerde 10-20 yıllık süreler sonunda ortaya çıkan bir hastalık. Meslek Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Kaan Karadağ, hastalığın kot kumlamada bu kadar hızlı ve yaygın ortaya çıkma sebebinin, kumlama için kullanılan malzeme olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi: "Kumlama tersanelerden cam işlerine birçok sektörde kullanılan bir işlem. Normalde bu işlem için 'grid' denilen bir madde kullanılır ve bu maddenin serbest silika tozu oranı yüzde 1 ve daha altındadır. Bu seviyede dahi, kumlama yapılan ortamda yüksek korunaklı giysiler ve maskelerle çalışılması gerekir. Kayıtdışı kot kumlama atölyelerinde ise 'grid' değil 'kum' kullanıldı. Kumun silika tozu düzeyi yüzde 80'lere varır, kabul edilebilir ölçünün 150-160 kat üstündedir. Bu oranda silikanın bulunduğu ortamda, hiçbir korunma önlemi, en yüksek düzeyli maskeler ve giysiler dahi işe yaramaz. Kaldı ki, merdivenaltı bu atölyelerde çalışan işçiler hiçbir önlem almaksızın çalıştırılıyordu. Bizzat kumlamayı yapanlar dışında, işyerinde ve tozun yayıldığı çevredeki insanlar da silikaya maruz kaldı. Bazı işçiler, işin ardından söz konusu atölyelerde barınıyordu. Silikaya maruz kaldıkları süre 12 saatten 24 saate kadar çıktı."

Kaan Karadağ, kot kumlama atölyelerine getirilen yasağın, Türkiye'deki silikozis riskini engellemediğini, konuyla ilgili tüm sektörlerde Çalışma Bakanlığı'nın denetiminin gerektiğini ifade etti. Meslek hastalıkları hastanelerine cam atölyelerinden gelen işçilerde silikozis tespit ettiklerini belirten Karadağ, "Bugün hâlâ bilinçsiz bir atölye sahibi, herhangi bir sektörde kumlama işi için kum kullanmaya kalkabilir. Bu durumla ilgili bir denetim faaliyeti yürümüyor. Geniş kapsamlı önlemler gerekmektedir. Ayrıca silika oranı düşük 'grid'in kullanıldığı işlerde de yoğun bir iş güvenliği denetimi şarttır. Bu, Türkiye'de hâlâ yapılmıyor" dedi.
  
KUMA UYARI BİLE KONMADI!
 
2008 yılında, kayıtdışı kot atölyelerinin, kumlama işi için kullandıkları kumu Şile'de kamuya ait kum tesislerinden aldığı tespit edilmişti. Uzmanlar, devletin konuyla ilgili alabileceği ilk ve en basit önlemin, satılan kumlar üzerine 'kumlama işinde kullanılamaz' ibaresi yerleştirmek olabileceğini ancak bunun dahi yapılmadığını ifade ediyorlar.

HANGİ ADIMINA GÜVENİLİR?
 
Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan, Sağlık Bakanlığı'nın yasağının sadece 'kot sektöründeki kumlama' işine getirildiğine dikkat çekerek, Türkiye'de kumlamanın başka birçok alanda yapıldığını, bundan kaynaklı silikozis vakalarının hâlâ görüldüğünü, Çalışma Bakanlığı'nın konuyla ilgili herhangi bir adım atmaması nedeniyle sadece 'cehalet' nedeniyle bile kot kumlamada yaşanan acının yeniden yaşanma ihtimali bulunduğunu söyledi.
 
Kılıçaslan da kumlama işiyle ilgili denetim yapılmadığını ifade ederek, şöyle konuştu: "Mesele burada denetim meselesi. Çalışma Bakanlığı kumlama işleri yapan atölyeleri, işyerlerini denetleyecek adımlar atmalı, bu işin yüksek korumalı giysilerle, düşük serbest silika oranına sahip malzemeyle ve dışarıya toz sızdırmayacak mutlak korunaklı alanlarda yapılmasını sağlamalı. Ama Türkiye'nin yaşadığı acı kot kumlama deneyimine rağmen bu yapılmadı, yapılmıyor. Bu acılara rağmen konunun üzerine gidilmemişse, Çalışma Bakanlığı'nın işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda attığı hangi adıma güvenilebilir?"

İSTATİSTİKLERDE YOK
 
Kot kumlama işinden kaynaklı bugüne kadar iki binin üzerinde silikozis hastası tespit edildi, bu hastalardan 54'ü hayatını kaybetti. Ancak rakamlar, Çalışma Bakanlığı istatistiklerinde yerini alamadı.
 
Bakanlık iş kazaları ve meslek hastalıklarıyla ilgili 2011 yılı istatistiklerini geçen hafta yayımladı. İstatistiklerde, son dört yılda meslek hastalığından kaynaklı ölüm sayısı 21 görünüyor, meslek hastası sayısı ise 300-700 arası bir yerde duruyor. Bu rakamlarda kot kumlama işçileri yok. Sebebi, Çalışma Bakanlığı'nın çoğunluğu 'kayıtdışı' çalışan kot kumlama işçilerini, sigortalı olmadıkları için işçiden saymıyor oluşu. Aynı sebeple, silikozis hastalarına aylık bağlanması gündeme geldiğinde, konu Aile Bakanlığı'na devredildi. Meslek hastası işçilere, 'engelli' statüsünde aylık verildi. SGK ve Çalışma Bakanlığı işin dışında kaldı. Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan, bu durum için, "İstatistikler hem Türkiye'ye hem de dünyaya yansıtılıyor. Bu, hem Türkiy'ye hem dünyaya yalan söylemektir. Kayıtdışılık varsa, sorumlusu işçi değil devlettir. Hükümet kayıtdışılığı önleyemediği gibi, bunun vahim sonuçlarını da işçilere yansıtmaktadır" diyor.
 
Öte yandan meslek hastalığına yakalanan işçi sayısı Türkiye'de zaten doğru düzgün tespit edilemiyor. Uzmanlar, işçi sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili devletin hiçbir alanda düzgün organizasyonu olmadığı için, meslek hastalığı tespitlerinin gerçek rakamların binde birini bile bulmadığını ifade ediyor.

***

yıl    meslek hastalığı mesleki hastalığı nedeniyle ölüm    iş kazası nedeniyle ölüm

2005    519    15    1072
2006    574    9    1592
2007    1208    1    1043
2008    539    1    865
2009    429    0    1171
2010    533    10    1444
2011    697    10    1700

***

Silikozis tehdidi altındaki işler

-Taş ocakları
-Kuvars değirmenleri
-Kum püskürtme işleri
-Madenciler
-Tünel kazıcıları
-Dökümcüler
-Cam sanayi
-Seramik
-Diş protezi
-Tersaneler