KESK-AR: 'Kadın emeği değersizleştiriliyor'

8 Mart Dünya Kadınlar gününde kadınların istihdamdaki yerleri kapitalizmin ihtiyaçları doğrultusunda şekillenmeye, “güvencesizleştirme-emeğin değersizleşmesi” sürecinde araç olarak kullanılmaya devam ediyor. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (KESK-AR) tarafından yapılan Türkiye'de 'Kadın İstihdamı Raporu'na göre, emeğin her daim ucuzlamasından, değersizleşmesinden beslenen kapitalist sermaye, kadın emeğinin ikincil olma durumunu da her zaman gerici ve cinsiyetçi zihniyeti ile durmadan pekiştirmeye devam ediyor. Raporda kadın emeğinin bir yandan piyasada erkeklere ikame edilecek ucuz işgücü olarak görülürken, diğer bir yandan da genel istihdam biçimine sirayet edecek bir “güvencesizleştirme-emeğin değersizleşmesi” sürecinde araç olarak kullanılmakta olduğu bilgisi verildi.

KADINLARIN YÜZDE 23'Ü İŞSİZ
 
Raporda işgücünde kadının yerine dair istatistikler de paylaşıldı. Rapora göre, okuma yazma bilen fakat bir okul bitirmeyen, işgücü içinde yer alan kadınların sayısı 2000 yılında 24 bin iken, bu sayı 2011 yılında 159 bine yükseldi. 10 yıl boyunca okuma yazma bilmeyen, eğitim hayatının dışında kalmış kadınların işgücüne katılımın, yükseköğretim mezunu kadınların sayısının 5 katı olduğuna vurgu yapılan raporda, "Kent ve kır ayrımına bakıldığında ise 10 yılda 15-19 yaş arası kadınların kırsal yerlerde 2000 yılında yüzde 37,2 olan işgücüne katılım oranı, 2011 yılında yüzde 22,2’ye düştüğü; kentlerde de aynı dönemde işgücüne katılımın yüzde 41,1’den yüzde 40,2’ye düştüğü gözlenmektedir. Tarımın gerilemesine bağlı kırlardan kentlere zorunlu sürgün edilen kadın emekçilerin kentlerde de istihdam edilemediği açıkça izlenmektedir. Gerçekte işsizliğe mahkûm edilen kadınlar, ev içi işlere doğru itilerek işsizlik hesaplaması kapsamına alınmamakta, resmi istatistikler tarafından da emekleri gibi “görünmeyenleri” oluşturmaktadırlar" bilgilerine yer verildi. Raporda, TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketi 2012 yılı sonuçlarına göre Türkiye genelinde geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 15,3 olurken, kadınlar için ise geniş tanımlı işsizliğin oranının yüzde 23’e yükseldiği hatırlatıldı.

'HİZMET' İŞSİZLİĞİ GİZLİYOR
 
Hizmetler sektöründe yoğunlaşmanın güvencesizliği yaygınlaştırdığı belirtilen raporda Türkiye genelinde istihdam edilenlerin yüzde 24,6'sının tarım, yüzde 19,1’inin sanayi, yüzde 6,9’u inşaat, yüzde 49,4’ü ise hizmetler sektöründe yer almakta olduğu ifade edilerek, "Hizmetler sektöründe yüzde 50’ye yaklaşan oran, TÜİK’in açıklamasında yer verdiği “bir yılda 711 bin kişi daha istihdam ettik” cümlesinin ardındaki gerçeği açıklamaktadır. Güvencesizliğin, kayıt dışı çalışmanın ve düşük ücretin ‘kaynadığı kazan’ haline gelen hizmetler sektörü, bugün AKP hükümetinin iş arayanlara işaret ettiği ‘yeni’ istihdam kapısı olarak öne çıkmaktadır. İşte bu sayede Türkiye genelinde işgücüne katılım oranı, 2012 yılında bir önceki yıla göre 0,1 puan artarak yüzde 50’ye yükseltilebilmiş, erkeklerde bu oran yüzde 71 olurken, kadınlarda yüzde 29,5 olarak gerçekleşmiştir" dendi.

KAYITDIŞILIK KADINLARI VURDU
 
Raporda dikkat çeken bir diğer noktayı ise kadınların yüzde 57'sinin güvencesiz-kayıtdışı olarak çalıştığı bilgisi oluşturdu. Çalışma çağındaki her üç kadından yaklaşık sadece biri çalışma hayatı içinde yer alabilmekte olduğuna dikkat çekilen raporda, kayıtdışılık arttıkça haftalık çalışma saatlerinin de artmakta olduğu, haftada 50 saat ve üzeri çalışan kadınların toplam istihdamın yüzde 39 gibi yüksek bir rakamı oluşturduğu ifade edildi. 
 
Ev işçiliği kayıtdışılığı artırıyor
 
Raporda Prof. Dr. Gülay Toksöz ve Doç. Dr. Seyhan Erdoğdu tarafından Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) için hazırlanan “Türkiye’de Ev İşçileri Raporu”ndaki saptamalar da yer aldı:
*Ev işçisi olarak çalışanların sayısına ilişkin güvenilir istatistikler mevcut değildir. Hizmetçi, aşçı, garson, uşak, temizlikçi, bahçıvan, kapıcı, bebek bakıcısı, özel öğretmen, sekreter vb. bu kapsamda değerlendiriliyor. TÜİK verilerine göre Türkiye’deki ev işçilerinin sayısı yaklaşık 150 bin 600. Ancak bu sayının gerçek sayıyı ne kadar yansıttığı ise kuşkulu.
*Özellikle lisanssız firmalar aracılığıyla bulunan işlerde ev işçisi kadınları mağdur eden psikolojik, fiziksel, cinsel taciz gibi ciddi sorunlar ortaya çıkmakta.
*Ev hizmetlerinde süreksiz çalışanlar yasal olarak sigorta dışında bırakılmaktadır. Sürekli ve aylıkçı olarak çalışanlar ise sosyal sigorta kapsamındadır. Ancak yüksek primler, prim gün sürelerinin uzunluğu, aylık bağlama oranlarının düşüklüğü ve sigorta işlemlerindeki bürokratik zorluklar karşısında çoğu ev işçisi ve işvereni kayıtsız bir istihdam ilişkisi sürdürmektedir. Sosyal güvenceye ilişkin denetim de bulunmamaktadır.
*Ev işçilerinin neredeyse tamamı bireysel iş ilişkileri bağlamında Borçlar Yasası’na göre tanınan haklardan yararlanamamakta. Gerek ev işçileri, gerekse de çoğu kadın olan bireysel işverenler bu yasa hükümlerinden haberdar bile değillerdir.