Davutpaşa mağdurları: 'Asıl sorumlular yargı önünde değil'

İstanbul Davutpaşa'da 20 kişinin hayatını kaybettiği 117 kişinin de yaralandığı patlamada mağdur olan aileler, 11 Mayıs'ta duruşma öncesi Bakırköy Adliyesi önünde toplanarak eylem yaptı

Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek davanın 6. duruşması öncesi mağdur aileler, Bakırköy Adliyesi önünde toplandı. Grup adına açıklama yapan Hakkı Güleç, Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı adına eksik de olsa bir sorumluyu sanık sandalyesine oturtmayı başardıklarını söyledi. Güleç, “Patlamanın olduğu zaman İstanbul Bölge Çalışma Müdürü'nün sanık olarak ifadesine başvuruldu. Ama bu yetmez. Çalışma Bakanlığı adına doğrudan teftiş ve denetim sorumluluğunu yerine getirmekle yükümlü olan iş teftiş kurulu başkanlığının da sanık olarak davaya dahil edilmesi gerekir. Adil yargılanmanın gerçekleşebilmesi için bilirkişi raporunda belirtilen kurumların yargılamaya dahil edilmesi gerekir" şeklinde konuştu. OSTİM’de 8 kişinin, daha bilirkişi raporu tamamlanmadan tutuklandığına işaret eden Güleç, ancak aynı olayın benzeri olan Davutpaşa’da bina sahiplerinin bile davaya gelmediklerini vurguladı.

Aileler basın açıklamasının ardından duruşma salonuna geçti.

Davada patlamada hayatını kaybenlerin yakınlarıyla avukatları ve sanıklar Servet Kırna, Hatice Küçükakyüz, Rüstem Tekin, Şevket Yıldırım, Hasan Altay, Feruz Kutsal ve avukatları hazır bulundu.

Binalara ruhsatsız olduğu halde elektrik verilebilir mi?

Duruşmada tanık olarak dinlenen Hafız Osman Şenol, sanıkları tanımadığını beyan ederek, "Ben daha önceden BEDAŞ'ta görevliydim ve 1996 yılında emekli oldum. Çalışma yerim Gaziosmanpaşa'ydı ve Bayrampaşa'yla ilgim olmadı. Ayrıca ben şebeke mühendisi olarak çalıştım ve sadece trafolarla ilgiliydim. Ruhsatsız binalara elektirik verilip verilemeyeceği konusunda bir bilgim yok. Bunun için görevli birimlere sorularak bilgi alınabilir" dedi.

Tanık Süheyl Doğruel ise verdiği ifadede, Bayrampaşa BEDAŞ'ta mühendis olarak çalıştığını, 1995 yılında ise emekli olduğunu beyan ederek "Abonelik işlemleri ve elektrik bağlamada görevli değildim. Bayrampaşa'da meydana gelen patlama esnasında görevli değildim. Elektrik bağlanması döneminde ise görevliydim. Binalara elektrik bağlanırken iskan ruhsatı istenir yoksa da yapı ruhsatıyla elektrik verilebilir" dedi.

'Denetim için zaman kalmıyordu'

Tanıklardan Yılmaz Kuru duruşmada verdiği ifadede, sanıklardan Feruz Kutsal ve Rüstem Tekin'i tanıdığını belirterek, olay tarihinde Belediye Zabıt'ta memur olarak görevli olduğunu söyledi. Patlama yerinde yapı denetimine gitmediğini ifade eden Kuru, bunun nedenini ise şu şekilde açıkladı: "Genelde ruhsat müdürlüğünün göndermiş olduğu evrakları tebliğ ediyorduk. Mesaide bu şekilde bitiyordu. Tebligatlar nedeniyle denetime zaman kalmıyordu. Amirlerimize bu konuda herhangi bir şey söylemedik. Aynı kurumlarda olduğumuz için amirlerimiz sorunları biliyordu."

Tanık ifadeleri doğrultusunda tekrar ifade veren sanıklardan Faruz Kutsal, zabıta memurları olarak ekip halinde çalıştıklarını ifade etti. Kutsal, yapıların ruhsatların denetimiyle ilgili zaman bulamamaktan kaynaklı kendisine şikayet gelmediğini, konuyla ilgili bir bilgisinin de olmadığını iddia etti.

Sanıklardan Rüstem Tekin ise, 2004 yılından bu yana Ruhsat Denetim Müdürlüğü yaptığını söyleyerek, "Ruhsat başvurusundan sonra ruhsat işlemleri yapılmaktadır, ruhsat verildikten sonra da biz denetim yapıyorduk. Yönetmelik gereğince 5 gün içinde ruhsat vermemiz ve 1 ay içinde de denetlenmemiz istenir. Aynı zamanda ihbar ve itiraz halinde de denetleme yapılır" dedi.

Cumhuriyet Savcısı'nın "Birçok ruhsatsız işyeri var, bundan haberdarsınız değil mi?" diye sorması üzerine Tekin haberdar olduğunu belirterek, "İstanbul'un birçok yerinde bu türde işletmeler var" diye cevap verdi.

'Mahkeme yönlendiriliyor'

Sanık avukatlarından Fehmi Biçer, "Duruşmada dinlenen zabıt memurlarıdır, bu nedenle farklı beyanlarda bulunmuşlardır. Belediye'de de o tarihte çalışan ve denetim işi yapan personelin araştırılarak dinlenmesi ve varsa soruşturma evraklarının istenmesini talep ediyoruz" dedi. Biçer, müdafiilerine sorulan sorularla da mahkemenin yönlendirilmeye çalışıldığını iddia ederek duruma itiraz etti.

'Suçluları açığa çıkarmak benim görevim'

Bunun üzerine söz alan Cumhuriye Savcısı, "Ortada bir sorumluluk varken bu durumdan haberden iken sanığa görevini yerine getirip getirmediğini sormak zorundayım. Ben duruşma savcısıyım, soruşturma savcısı değil ve bu yüzden de bunları sormak zorundayım. Ortada bir suç varsa onu açığa çıkarmak ve gerekli işlemleri yapmak benim görevim" dedi.

Kısa süren tartışma devam ederken Mahkeme Başkanı Seval Yıldırım duruşmanın gerekçeli kararını okuyarak duruşmayı 30 Eylül 2011'e erteledi.

'Sorumlular ve denetim memurları değil, emekliler getirilmiş'

Duruşma sonrasında davanın gidişatına dair tepki gösteren ve patlamada eşini kaybeden Güssü Vuran, "On yıldır emekli olan insanlar getirilmiş, mahkeme sürekli oyalanıyor. Hiç sorumlu, denetim yapan memur, müdür yok. Bir an önce sorumluların yargılanmasını istiyorum. Yeter artık üç çocuğum yetim kaldı. Daha fazla oyalanmak istemiyorum" dedi.

'Böyle adalet olmaz'

Patlamada hayatını kaybeden Orhan Saday'ın babası Adnan Saday, ise mahmeme salonunda Cumhuriyet Savcısı'yla sanık avukatı Fehmi Biçer arasında yaşanan tartışmaya değinerek, tepkisini şu sözlerle dile getirdi: "2008'den bu yana sessizliğimizi koruduk. Adliye Sarayı'na efendiliğimizi taşıdık. Ama bundan sonra böyle yok. Bir belediye avukatı Cumhuriyet Savcısı'na sert tepki gösterirken, sessiz kalan bir Mahkeme Başkanı olamaz. Böyle bir durumda adaletin, hukukun olması mümkün değil. Bizim içimiz yanmış, acı içerisindeyiz, acı. 26 yaşında oğlumu kaybetmişim. Suçu ne, ekmek parasını kazanmaya çalışması. Simit çalan bir çocuğu hapise atan adalet, şu anda sessiz bir biçimde eli kolu bağlı. Niye? Adli tıp raporu var, OSTİM patlaması sonrasında 9 kişi tutuklandı. Niye bu sessizlik. Böyle adalet olmaz. Biz davamızın takipçisi olacağız, oturma eylemiyse oturma eylemi, ölmekse ölmek. Bırakmayacağız peşini. Bir hakime lakayıt davranışlarla bağırıp, çağırma. Canımız Karacabey'de yandı, İzmir'de yandı, Zonguldak'ta yandı, Ankara'da yandı. Yeter ya... Biz insanız, çıldırtmasınlar bizi... "

'Muammer Güler'in de yargılanmasını istiyoruz'

İdris Çabuk ise davanın biran önce sonuçlanması için ellerinden geleni yaptıklarını belirterek konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Davaya sanık olarak Çalışma Bakanı'nı, Büyükşehir Belediye Başkanı ve o dönemin valisi Muammer Güler'in dahil edilmesini istiyoruz. Muammer Güler şu anda milletvekili adayı ve insanlar şimdi ona oy verecek. Ancak böyle bir insanın milletvekili olarak meclise girmesinin ise bu ülkenin hayrına olmadığı bir gerçek. İnsanları da bu tür davalara sahip çıkması için uyarıyoruz. OSTİM'deki ailelerin açtığı davada onlara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Çünkü haklarımızı aramak gerekiyor."

'Belgeselle Davutpaşa için adalet arayışını anlatacak'

Davutpaşa patlamasıyla ilgili olarak belgesel film hazırladığını söyleyen Ayten Başer, "Hukuk süreci boyunca, hak arama eylemlerinde onların başından sonuna kadar yanında oldum. Onların haklı mücadelesini ekranlara taşımak için böyle bir çalışma başlattım ve OSTİM sürecine kadar olan bir sürecin öyküsü. Adı ise Davutpaşa'nın külleri" dedi.

ETHA / Ajanslar