Kadın işçilerin emeği, düzenin görünmeyen yüzü

İş cinayetlerine her gün yenisi eklenirken, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) mart ayı iş cinayeti raporunu yayınladı. En az 108 işçi iş cinayetinde yaşamını yitirirken, yaşamını yitiren arasında sadece 1’i sendikalıydı. 2019 yılının ilk üç ayında ise en az 392 işçi, iş cinayetinde yaşamını yitirdi.

İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi’nden Saniye Kesici ile işçi cinayetlerini ve yaşanan ölümlerde kadın işçi emeğinin görünmezliğini konuştuk.

İş cinayetleri hakkında genel bir tablo çizmek gerekirse, ölümler en yoğun olarak hangi iller de, hangi çalışma koşullarında ve hangi nedenlerle meydana geliyor? Geçtiğimiz yıllara göre artış ne oranda?

İş cinayetlerinin en fazla İstanbul, Kocaeli, Manisa, Bursa, İzmir, Ankara gibi daha çok sanayileşmenin yoğun olduğu işçi havzalarının yoğun olduğu illerde meydana geldiğini belirten Saniye Kesici, “En fazla ölüm nüfus yoğunluğu ve sanayi kenti olması itibari ile İstanbul’da yaşanıyor” dedi.

“Nedenleri farklı olabiliyor, trafik ve servis kazaları sebebi ile işçi ölümleri fazla yaşanıyor. Bunların dışında ezilme ve göçük, yüksekten düşme gibi nedenler var ama son yıllarda artan oranda kalp krizi ve beyin kanamaları giderek artıyor. 2018 yılında işçi ölümlerinin yüzde 10’u kalp krizini nedeni ile oldu. Bu ölümlerin son yıllarda üretimin yoğunlaştırılması,fazla çalışma ve mobbing gibi sebeplerle ortaya çıktığı söylenebilir.“

İşe gidip gelirken yolda gerçekleşen her kaza, iş kazası
“Trafik ve servis kazalarını açmak gerekebilir, özellikle işe gidip gelirken trafik-servis kazaları meydana geliyor. İşverinin işçi için tahsis ettiği bir araç dışında, işçinin kendi imkanlarıyla; örneğin kendi aracıyla veya toplu
taşımayla işe giderken ya da gelirken yaşanan kazalar devlet gözünde iş kazası olarak nitelendirilmiyor ve bunlara bağlı gerçekleşen ölümlerde trafik kazası olarak geçiyor. Oysa ki işe gidip gelirken yolda geçen her kaza iş kazasıdır.“

“Bunların yanında mevsimlik işçileri söyleyebiliriz. Arkada kamyon ve traktör kasalarında istiflenen işçiler ve bir bakıyoruz ki 30 ya da 50 işçinin aynı anda ölümü gerçekleşiyor ne yazık ki. Ezik ve göçüklere gelecek olursak, daha çok maden sektörü ve inşaatlarda yoğun olarak gördüğümüz yüksekten düşme söylenebilir. İnşaat sektöründe ölümlü iş kazaları çok fazla yaşanıyor. İnşaat sektöründe yaralanma çok az oluyor, ölümle sonuçlanıyor. Son dönemlerde kalp krizi beyin kanamaları artışta demiştim. Bu durum ülkenin siyasal ve toplumsal süreci ile
alakalı. Artık yeni iş kollarına ve çalışma biçimlerine göre işçi ölümlerinin de nedenleri çeşitlilik gösteriyor, görünür oluyor. Özellikle mobing,stres, psikolojik şiddet vb. olgulara bağlı olarak kalp krizlerinin arttığı gözlemleniyor. Öte yandan son dönemde pek çok haber görüyoruz, işsizlik ve geçim sıkıntısı sebebiyle işyeri ve işçi intiharları da ayrıca üzerinde durulması gereken bir durum. Bedenini yakan işçileri, atanamadığı için , KHK ile işine son verildiği için intihar eden öğretmenlerin haberlerini görüyoruz.”

Kayıt dışı çalışma işçi ölümlerini gizliyor
İş cinayetlerine iş kolları özelinde de ayrıca bakılması, değerlendirilmesi gerektiğinin önemli olduğunu vurgulayan Kesici, “Kayıt dışı çalışmanın artışıyla birlikte işçi ölümlerinin de artacağını düşünüyoruz. Yıldan yıla artan işçi ölümleri mevcut. 2018 yılında 1923 iş cinayeti gerçekleşti. 2017 yılında 2006 iş cinayeti gerçekleşti. 2019 yılı
ilk 3 ayında da işçi ölümlerinde aylar itibariyle düşüş var . Bu durum İSİG alanındaki mücadelelerin kamuoyu baskısı, daralan üretim politikalarının etkisi, kayıt dışı çalışmanın artması gibi sebeplerle işçi ölümlerinin tespitinin zor olması söylenebilir. Bu nedenle İşçi ölümlerinin tespiti çok güç olduğundan hep en az vurgusu yapıyoruz.“

İşçi ölümlerinde meslek hastalığı boyutu dikkate alınmalı
İşçi ölümlerinde, artan rakamlarla beraber önemsenmesi gereken başka etkenlere dikkat çeken Kesici, “Buraya eklenmesi gereken çok önemli bir detay var aslında, meslek hastalığı boyutu var ve bu hiç tespit edilen bir şey değil. Meslek hastalıkları boyutu Türkiye’de tespiti oldukça zor ve doğru düzgün meslek hastalığı tanısı konulmuyor. Belirli bir sistematiği de yok, dolayısı ile bunu da dahil edersek hem iş kazası hem de meslek hastalıklarına bağlı işçi ölümleri görünenden çok daha fazla aslında. Çünkü DSÖ ve ILO’ya göre her bir iş kazası sonucu ölüme karşılık 6 katı kadar meslek hastalığı sonucu işçi ölümü gerçekleşiyor. Biz basından, SGK kayıtların ve ailelerden, işçilerin çalışma arkadaşlarından öğrenerek tespit ettiğimiz kadarıyla iş cinayetlerinde ölenleri raporlamaya çalışıyoruz. Bu yüzden 2018’de en az 1923 işçi diyoruz ama bunun çok daha ötesinde meslek hastalıkları ve tespit edemediklerimiz ile beraber çok daha fazla işçi ölümü var.“

Kadın ve çocuk işçi sayısı nedir? Pek çok iş cinayeti gündem olurken kadın cinayetleri görmezden mi geliniyor? İş cinayetinde hayatını kaybeden kadınlar yok mu?

En az tespit edilen iş cinayetlerinin kadın işçi ölümleri olduğunu ifade ederek “Kadın işçilerin çalıştığı sektörler özellikle kayıt dışı, rakama dökecek olursak 2018’de 1923 işçinin sadece 119’unu kadın işçiler oluşturuluyor. Kadın işçi ölümlerinin daha az gerçekleştiği anlamına gelmiyor. 2013 yılında yüzde 8 ölüm oranı ama 2018’de yüzde 6’ya düşüyor. Bu oranların düşmesinden kadın işçi ölümlerinin azaldığı değil aslında şöyle bir yorum yapmak lazım, kadın işçiler hakkında tespiti zorlaştıracak emek ve istihdam politikalarının kayıt dışılığının yaygınlaştığını görmek lazım. Neo-Liberal politikalarla kadın emeği kayıt dışı sektörlere itiliyor. Kadınlar esnek, kuralsız, örgütsüz ve güvencesiz iş yerlerinde çalışma koşullarında mahkum ediliyor. Keza taşeron şirketlerdeki işçi ölümlerinin fazla olmasının temel sebeplerinden biri de bu aslında. Bu kayıt dışı çalışma da çok fazla yoğun ve üzerinde durduğumuz konu iş cinayetlerine cinsiyet temelli bakabilmemiz gerekiyor, ayrı bir çalışma alanı lazım. İş cinayetleri nedenlerine baktığımızda trafik kazaları ve mevsimlik işçiler özelinde kadın işçi ölümleri daha görünür. Ezilme, göçük, yüksekten düşme gibi iş cinayetlerinin olduğu sektörler inşaat sektörü ve maden sektöründe görülüyor. Bu gibi sektörler de erkek emeğinin yoğun olduğu bu yüzden kadın emeği sanki çok tehlikeli sınıfta değil ve kadın işçi ölümü bu alanlarda gerçekleşmiyor gibi ama aslında öyle bir şey yok. Raporları ve tespiti çok zor” dedi.

Kadın işçilerin emeği düzenin görünmeyen yüzü
“Kadın emeğinin en yoğun olduğu tarım orman iş kolu. Kadın işçi ölümlerinin yarısı tarım, mevsimlik işçiler diyebilirim. Bunun dışında tekstil evleri, ticaret büro, sağlık turizm konaklama kollarında yaşanan işçi cinayetlerinin yaşandığı diğer iş kolları. Bakacak olursak buradaki ölümler de servis trafik kazaları temelinde. Bunlar SGK kayıtlarında yer almıyor. Kadın işçiler bu düzende emeğin görünmeyen yüzü aslında.”

Kadın işçiler SGK kayıtlarında işçi olarak bile görünmüyor
“Kadınların kayıt dışı sektörlerde çalıştıklarını düşündüğümüzde SGK kayıtlarında bırakın tespiti, işçi olarak bile görünmüyor. Devletin kadınlar açısından en çok iş kazası yaşanan sektörleri verilerin dışında tutması kadın işçi emeğinin görünmezliğinin bilinçli politika ile hepten derinleştiriyor.Öte yandan bu işlerin evde de mesai süreçleri var. Son dönemlerde kadın işçi ölümlerine bakıldığında iş yerinde veya işe giderken yolda bir erkek şiddeti sonucunda ölümleri yaşanıyor. 2018 yılında kadın işçilerin ölümlerinin yüzde 7’si erkek şiddeti ve iş yerinde gerçekleşti. Kadın işçiler de meslek hastalığının tanısı konması başlı başına bir ayrımcılık süreci, sanki yaşadıkları sağlık problemleri iş dışında bir nedenden dolayıymış gibi öne sürülüyor, tanı bu şekilde konulmaya çalışılıyor.”

Kadın günde 15 saat çalışıyor
“Kadınlar sadece iş yerlerinde değil evde de çalışıyorlar. Çocuk, hasta bakımı da bunların bir parçası. Kadın günde 15 saat çalışıyor ama buradaki alanda da kadın emeğinin görünmezliği bir kez daha ortaya konuluyor. Ev işçisi kadınların cam silerken düşmesi, tekstil fabrikasında kadınların ölmesi, tarım işçisi bir kadının işe giderken ölmesi, bir erkek tarafından öldürülmesi gibi ölümlerde cinsiyet temelli baktığımızda kadın işçi ölümü olarak nitelendirilebilir.“

Her 5 çocuktan 3’ü mevsimlik tarım işçisi
“Bir diğer kısım da çocuk işçi ölümleri. Çocuk işçiliği ölümleri de yıldan yıla artmakta. 2018 yılında en az 67 çocuk iş cinayetlerinde yaşamlarını yitirdi. 2017’de 60’tı. Üstelik bu yıl çocuk işçiliği ile mücadele yılı ilan edildi. Tezat bir durum! Özellikle çocuk işçi cinayetleri tarımda yaşanıyor. Tarım sektöründe çalışan her 5 çocuktan 3’ü zaten mevsimlik tarım işçisi veya çobanlık yaparken yaşamını kaybediyor. Diğer yandan çiftçi çocuklar ücretsiz aile emeği diyebilirim. Çalışma yaşı ise inanılmaz düşük. 10 yaş 11 yaş altındaki işçi çocuklardan bahsediyoruz. En kötü çalışma biçimleri aslında tarım kolu. Bunun dışında sanayide de çok fazla var, inşaatlarda madenlerde küçük atölyelerde, tamirhanelerde de işçi ölümleri ile karşılaşıyoruz.“

Göçmen ve mülteci çocuk işçi emeği arttı
“Çocuk işçiliğinde son dönemlerde mültecilerin çalışma yaşamına girmesi ile birlikte göçmen çocuklarında emeği fazlalaşıyor. 2018 yılında 68 çocuk yaşamını kaybetti, bunlarda 11 tanesi mülteci göçmen çocuklar. Bu veri bile çalışma koşulları üzerinden baktığınızda çocuk işçilerin bu düzen ve emek politikalarında nasıl bir sömürü ile karşı karşıya kaldıklarını gösteriyor. Şu da önemli, diyoruz ki kadın işçilerin ölümleri toplam işçi ölümlerinin içerisinde daha az, ama çocuk işçilerin ölümlerinde de kız çocuklarının ölümleri içerisinde oradaki oranın iki katı kadar. Tarım sektöründe en fazla çocuk ölümü kız çocuk işçilerin ölümleri. 2018 yılında tarım sektörü kolunda hayatını kaybedenlerin yarıya yakını çocuk işçiler.”

Kadın ve çocuk emeğini korumaya dönük yasak yok
“Hem kadın hem de çocuk işçilerin özelinde emek politikalarının düzenlenmeden işçi ölümlerinin engellenmesi mümkün değil. Emek yoğun sektörlerde özellikle kadın ve çocuk emeği en fazla sömürülen cinsiyet ve yaş grupları diyebilirim. Ucuz iş gücü olarak bakıldığı için kadınların ve çocukların en fazla kayıt dışı çalıştırıldıklarını biliyoruz. Bunların içerisinde mültecilik ve göçmenlik gibi unsurlarda eklendiği zaman sömürüye kat kat daha fazla maruz kaldığını görüyoruz. Bu tamamen cezasızlık politikasıyla alakalı.Kadın ve çocuk emeğini korumaya yönelik bir yasa yok.”

İş cinayetleri politikaların ürünü mü? Sendikalı işçiler de, iş cinayetinde hayatına kaybedenler ne oranda?

İş cinayetleri kesinlikle politikaların ürünü olduğu söyleyen Kesici, işçi cinayetlerinin devlet politikası ürünü değilmiş gibi suçu işçinin dikkatsizliğine ya da kadere dayandırmaya çalıştığını belirtti. “İSİG meclisi olarak vurguladığımız bir nokta var, iş cinayetleri yüzde yüz önlenebilir. İşçi ölümlerinin nedenlerine baktığımızda ve araştırıldığında nasıl önlenebilir? Mesela yüksekten düşmeyi örnek verelim. Bir işçi neden ölür? Gerekli iş güvenliği önlemleri alındığında, iş yeri denetimi yapıldığında iş cinayetini önlemiş oluyorsunuz. İnşaatta çalışan işçi, eğer iskele- halat düzgün yapılmamışsa, güvenlikli kurulmamışsa ya da asansör düzenli bakım yapılmadığı sürece ölmesi kaçınılamaz. Buna kader ya da fıtrat diyemeyiz.”

İş kazası değil, cinayet
“Bu yüzden işçi ölümleri bizim için iş kazası değil cinayet diyoruz. Esnek kuralsız güvencesiz ve örgütsüz çalışma biçimleri ve emeği hiçe sayan politikalar devam ettikçe işçi ölümleri her gün haberlerde görülen metinler olarak kalıyor. Ucuz iş gücü, daha az maliyet, daha fazla kar mantığı ile hem patronların hem de devlet ile sermayenin ortak ideolojisi haline gelmiş. Neo-Liberal politikalar ile iş cinayetlerine yönelik hiçbir şey yapılmıyor. Aksine işçiden daha fazla nasıl kar edelim deyip işçinin kanı ile beslenen emek politikası uygulanıyor. Bu politikalar öyle bir hale geliyor ki, diyelim ki görünür kılındı. Biz diyoruz ki 1923 kişi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi, davalar oluyor ya da verilen demeçlerde bunların hesabı sorulduğunda karşımıza çıkan şey, sanki bu emek politikalarının iş yerinde ki politikaların bir sonucu değilmişcesine suçu doğrudan işçiye atan, doğrudan suçu iş güvenliği uzmanlarına atan bir politika ortaya çıkıyor.“

Ölümlerin temel sebebi emek politikalarıdır
“Deniliyor ki işçi neden öldü? İşçinin dikkatsizliğinden öldü, o kadar komik ve alışılagelmiş bir söylem haline geldi ki artık sermaye ve devlet tarafından, eğer ki ölüyorsa da bu onun kaderinde vardır, fıtratında vardır. Tabi ki de böyle bir şey yok. Bunu reddediyor olması zaten kendi politikasını reddediyor olması lazım. Kapitalist düzende işçiye daha az ücret, daha kötü koşullarda maliyeti kısacağım diye bu şekilde sömürüyorsunuz, işçi ölümlerinin olacağı çok açık. Devlet kendi meşruluğunu sağlamak için suçu işçinin kendi dikkatsizliğine veriyor ve yasalarla bunun önünü açıyor. İş veren o kadar rahat ki çünkü arkasında devlet desteği var. Maliyet oluşturacak diye önlem almıyor. İşçinin güvenli önemli değil ben kar edeyim diyor ve yasalar bunu meşrulaştırıyor. Ölümlerin temel sebebi emek politikalarıdır.”

Sendikal yaptırım çok önemli
“Örgütlülük duruma bakarsak ölen işçilerin yüzde 98’i sendikasız. Burada çok net şunu söylüyoruz örgütsüz olunan yerlerde işçi ölümleri gerçekleşiyor. İnşaat sektörü sendikalaşmanın en düşük olduğu alan. En fazla işçi ölümü de inşaat sektöründe yaşanıyor. Buradaki sendikal yaptırım çok önemli. İSİG meclisi kurulduğundan bu yana en temel vurgumuz örgütlenmek gerektiği, biz ne kadar örgütlenirsek işçi ölümleri o kadar azalacaktır.”

İş cinayetlerinde hayatını kaybeden yüzlerce insan var açılan dava sonuçlarında durum nedir?

“Davalar görünür kılmak ve kamuoyu oluşturulması açısından davaları takip etmek önemli bir yerde duruyor. İş cinayetlerinde hayatını kaybedenlerin ailelerinin oluşturduğu ağ, vicdan ve adalet nöbetleri var davalar daha çok bu ağlar üzerinden takip ediliyor.”

Davalarda verilen para cezası bile taksitlendiriliyor
“Davalardan çıkan sonuçlar da patronların ve iş cinayetlerin sorumlu olan devlet erbablarının korunduğunu görüyoruz. Ceza iş güvenliği uzmanlarına kesiliyor, işçi kusurlu buluyor ve kısaca patronlar korunuyor. Çok fazla örneği var, Soma Torunlar gibi. Bazı dava sonuçlarında ise ceza veriliyor diyelim ama para cezası veriliyor. Öyle bir şey ki para cezası taksitlendiriliyor. Ya da ailelerin davadan çekilmesi için kan parası teklif ediliyor bu da bir sömürü mekanizması.”

Cinayetlerin son bulmasına yönelik ve kadın işçiler hakkında eklemek istediğiniz neler var?

“En önemlisi ve tekrardan hatırlatmak istediğim şey iş yerlerinde örgütlenmek, sendikalaşmak çok önemli. İş cinayetlerinin son bulması için devletin emek politikalarına karşı bulunulan iş yerlerinde örgütlenmek. Emek politikalarının değişmesi şart, devlet tarafından buna yönelik adım atılmıyor.

Kadın işçilerin tehlikesiz ve basit işlerde çalıştığı ön yargısından sıyrılmak gerekiyor. Denetimsiz ve ve kayıt dışı çalışma ile mücadelede küçük bir yasal düzenleme bile iyileşme sağlayacakken bu bile yapılmıyor.”

“Hem kadın örgütleri hem de sendika ve meslek örgütlerinin başlıca faaliyet alanı İSİG, biz şuan farklı illerde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisleri oluştu. İl İstanbul’da 2011 yılında merkezi olarak başlamıştı. İş cinayetlerini engellemek en azından öncesinde öngörmek ve cinayetleri görünür kılmak için Kocaeli, Ankara ve şimdi İzmir’de İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisleri oluşturuldu. Farklı illerde de olmasını hedefliyoruz. Çok genişleyen bir sanayi ağı var işçi havzası var. Bölgesel bile haberleşebilmek çok önemli, bu nedenle daha fazla yerde olmayı hedefliyoruz.”

Gazete Yolculuk