'Suriyeli işçiler, Türkiye işçi sınıfının bir parçası haline geldi'

Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu tarafından düzenlenen Suriyeli İşçilerin Çalışma ve Yaşam Koşulları başlıklı panel dün Ankara Tabip Odası toplantı salonunda gerçekleştirildi.

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesinden araştırma görevlisi Ayçin Özoktay’ın ve Ankara İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi'nden Kansu Yıldırım’ın panelist olarak yer aldığı toplantıda Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin kendi içerisindeki katmanlaşma ve tabakalaşmalarına değinilerek Suriyelilere göçmenlik ve mültecilik statüsü üzerinden toptancı yaklaşmanın Suriyeliler içerisinde de giderek belirginleşmekte olan sınıfsal ayrımları açıklamakta yetersiz kaldığı belirtildi.

Panelde Suriyeli işçilerin Türkiyeli işçilerden sendikal haklar, çalışma, barınma ve yaşam koşulları, ücret ve güvenceli çalışma bakımlarından nasıl ayrıştıkları çeşitli saha araştırmalarından ve sektörel çalışmalardan derlenen somut verilerle ortaya konuldu. Güvencesiz emeğin işgücü piyasasında ve Marksist sınıf analizinde tam olarak neye karşılık geldiği her iki panelist tarafından teorik çerçevesi çizilerek aktarıldı. Panelde Suriyeli işçilerin proletaryadan bağımsız bir "prekarya" olduğu yaklaşımlarına karşı Suriyeli sığınmacıların nesnel olarak Türkiye işçi sınıfının bir parçası haline geldiği vurgulandı.

Son dönemde yaşadıkları mahallelerde çok sayıda saldırılara maruz kalan Suriyelilere karşı gelişen tepkilerin ele alındığı panelde, sınıf içi rekabetin nesnesi haline gelen Suriyeli işçilerin halihazırda Türkiye'li sermayedarların hizmetindeki en geniş yedek işgücünü oluşturduğu vurgulandı.

İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisinin ve Birleşik Metal İş sendikasının raporlarına göre inşaat, tarım ve tekstil sektöründe en uzun sürelerle, en ucuza ve kayıtdışı çalışanlar Suriyelileri, Afgan işçiler takip ediyor. Yapılan saha çalışmaları kayıtdışı, güvencesiz ve neredeyse yarı ücretle çalışmaya zorlanan Suriyeli işgücünün, Çukurova gibi bölgelerde özellikle de mevsimlik çalışan Kürt işçilerin yerini almaya başladığını, en fazla vasıfsız işgücüne gereksinen sektörlerde Suriyeli işçilerin başat hale geldiğini gösteriyor.

Panelistler Suriyeli işgücünün bu nitelikleri nedeniyle Türkiye kapitalizmi açısından vazgeçilmez olduğunu ve artık yerleşik düzene geçmiş, “Türkiyeli” olmuş bu işçilerin de Türkiye işçi sınıfının bir parçası olarak sınıfın içinde örgütlenmesi gerektiğini belirttiler. Bugüne kadar ağırlıklı olarak mültecilik ve göçmenlik statüsüyle ilişkili hak ihlalleriyle gündeme gelen ve dolayısıyla sivil toplum kuruluşlarının projeksiyonlarından yansıyan Suriyeli işçilerin devletin bir entegrasyon politikası geliştirmediği koşullarda sınıf örgütlerinin ve siyasi partilerin kadrajına girmek zorunda olduğunu, örgütlenme için gerekirse Arapça dahi öğrenilebileceğini vurguladılar.

Sol.Org