Akademisyen Özgür Müftüoğlu: Asgari ücret kimin cebinden çıkacak?

Asgari ücret, bir ekonomide emekçiye ödenebilecek en az ücret anlamına gelir. Asgari ücret işçi sınıfının mücadeleyle elde ettiği bir haktır. Sendikal örgütlülüğün zayıflaması ve emekçilerin sınıf perspektifinden kopuk, sermayeyle uzlaşmayı esas almış, bürokratikleşmiş sendikaların piyasa devleti anlayışını esas alan neoliberal politikalara karşı direnç gösterememesi diğer birçok hakkın ortadan kalkmasına neden olurken asgari ücret de bağlamından kopartılmıştır. Hele de Türkiye gibi askeri darbelerle, OHAL’lerle işçi sınıfının örgütlü gücünün kırıldığı, tüm hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırıldığı ve böylece küresel sermayenin ucuz emek alanı haline getirildiği bir ülkede asgari ücret, çalışma rejiminde asgari normları belirleyen çalışma yasaları gibi emekçilerin aleyhine kullanılan bir mekanizma haline dönüşmüştür.

ASGARİ ÜCRET BEYAZ YAKALILARIN DA ÜCRETİ HALİNE GELDİ
Her şeyden önce asgari ücretin asgari olma özelliği kalmamış, beyaz yakalıların da çalıştığı birçok sektörde asgari ücret, ortalama ücret haline gelmiştir. Sadece düşük eğitimli mavi yakalılar değil, yıllarca eğitim almış, üniversite mezunu birçok emekçi dahi asgari ücreti kimi zaman sigortasız çalışmayı kabullenerek elde edebilirken, birçoğu ise yasal zorunluluk nedeniyle aybaşında hesaplarına yatan asgari ücretin bir kısmını patrona geri vermek durumunda kalmaktadır. Ücretlerin asgari ücretin üzerinde olduğu birçok işyerinde ise sosyal güvenlik primi ve kıdem tazminatını daha düşük ödemek için patronlar, çalışanları asgari ücretli olarak göstermektedir. Uygulamada patronların hırsızlık, yolsuzluk alanı haline gelen asgari ücretin hesaplanma yöntemi de dejenere edilen bu mekanizmanın bir parçasıdır.

Asgari ücret hesaplanırken sadece bir kişinin en temel ihtiyaçları üzerinden belirlenir ki bu işçinin insan olarak görülmediği, bir hizmet hayvanı ya da bir makine olarak kabul edildiğini gösterir. Zira insan, bakmakla yükümlü olduğu bir ailesi olan ve karnını doyurmak dışında gereksinimleri de bulunan sosyal bir varlıktır.

ASGARİ ÜCRET, EMEKÇİLERİ BİR İNSAN OLARAK GÖRMEYEN ANLAYIŞI ORTAYA KOYMAKTADIR
Asgari ücretin hele de Türkiye gibi ortalama ücret haline dönüştüğü bir ülkede bir kişinin ihtiyaçları üzerinden belirlenmesi ve bunun da bugün olduğu gibi açlık sınırının altında olması, siyasi iktidarın ve patronların milyonlarca emekçi ve onların ailelerine bakışını da göstermektedir. Bugün açıklanan 2 bin 20 TL’lik asgari ücret, emekçileri bir insan olarak görmeyen, onları açlığa terk eden bir anlayışı ortaya koymaktadır.

ERDOĞAN’IN SÖZLERİ NE ANLAMA GELİYOR?
Asgari ücretin miktarını tartışırken, asgari ücretin kimin cebinden çıkacağını da göz ardı etmemek gerekir. Bu bağlamda Erdoğan’ın asgari ücret miktarını açıkladığı partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmasındaki “...2018 yılında 9 ay olarak uyguladığımız asgari ücret desteğini önümüzdeki yıl 12 ay boyunca vereceğiz...” ifadeleri en az asgari ücretin miktarı kadar önemlidir. Çünkü burada belirtilen “asgari ücret desteği” işverenin ödemesi gereken asgari ücretin bir kısmının genel bütçeden ve İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacağını göstermektedir. Bunun anlamı da emekçilerin bir ceplerine giren ücretin vergi, işsizlik sigortası primi vs ile diğer ceplerinden alınan parayla karşılanacağıdır.

Sonuç olarak, bugün açıklanan asgari ücret miktarı ile siyasi iktidar içinde bulunduğumuz ve giderek derinleşen krizin yükünü emekçilerin sırtından karşılamaya başlamıştır. Krizin yükünü emekçilere ödetilmemesi için mücadele edeceği açıklaması yapan emek, meslek örgütlerinin belirlenen asgari ücret karşısında alacakları tavır, bundan sonraki mücadele iradelerini de gösterecektir.

Evrensel