Adalet Arayan İşçi Aileleri 56. Vicdan ve Adalet Nöbeti eylemini gerçekleştirdi

Adalet Arayan İşçi Aileleri’nin her ayın ilk Pazar günü, iş cinayetlerine dikkat çekmek için tuttuğu Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin 56.’sı bugün Galatasaray Lisesi önünde gerçekleştirildi.

Saat 13.00’te başlayan eylemde ilk olarak basın açıklaması okundu. 2008 yılında gerçekleşen Davutpaşa patlamasında eşini kaybeden İdris Çabuk tarafından okunan açıklama 2015 yılında gerçekleşen iş cinayetlerine dair veriler sunularak başladı.

“2015’te en az 1703 işçi katledildi”
Açıklamada 2015 yılında en az 1703, Ekim ayında en az 165, 2016’nın ilk on ayında ise en az 1596 işçinin iş cinayeti sonucu yaşamını yitirdiğine dikkat çekildi. Açıklamanın devamında inşaatlarda ve hafriyat kamyonları nedeniyle yaşanan iş cinayetlerine değinildi, bu iş cinayetlerine dair şu ifadeler kullanıldı: “12 Mayıs’ta 23 yaşındaki Şule İdil Dere, parkta yürüyüş yaparken Kurbağalıdere ıslah çalışmasından çamur taşıyan bir kamyonun geri geri gelirken çarpması ile hayatını kaybetti. 2016 yılında sadece Kadıköy ilçesinde 5 yaya, alan güvenliği sağlanmayan inşaatlar sebebiyle hayatını kaybetti.

“Katledilen işçinin bedeni 1,5 gün sonra bulundu”
Bir diğer iş cinayetinde ise işçinin cansız bedeninin inşaattan taşındığı ve ancak 1,5 gün sonra bulunabildiği belirtilerek şunlar söylendi: “27 Eylül’de Eroğlu İnşaat’a ait Skyland İstanbul projesinde çalışan 21 yaşındaki Veysel Karani Keleşoğlu 45. katta çalışırken ustasının merdiven getirmesini istemesi sonrası 1-2 saat gelmeyince işçiler meraklanıp Veysel’i aramaya başladılar. Bütün aramalara rağmen inşaat sahasında bulunamayan Veysel kardeşimiz, 1,5 gün sonra 1,5 kilometre ötede moloz yığınları içinde bulundu. Bu iş cinayeti, iş cinayetlerinde kelimelerin tükendiği yerdir.” Şimşekoğlu’nun bedeninin teşhis edilemez halde bulunduğu da eklendi.

Basın açıklaması 28 Nisan’ın İş Cinayetlerinde Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü ilan edilmesi istenerek sonlandırıldı.

“Üreten biziz, biz ölüyoruz!”
Açıklamanın okunmasından sonra İstanbul Üniversitesi (İÜ) Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’ndeki besin zehirlenmesini araştırdığı için işten atılan taşeron işçisi Cemal Bilgin konuştu. Türkiye’nin her yerinde iş cinayetleri gerçekleştiğine, hiçbir önlem de alınmadığına dikkat çeken Bilgin eylemi izleyenlere duyarlılık çağrısı yaptı. İşçi sağlığı ve güvenliği temsilcisi olarak besin zehirlenmesini araştırdığı için işten atıldığını hatırlatan Bilgin, “Oradaki işçiler ölse miydi? Hastalar ölse miydi? Biz işçiyiz, Türkiye’nin her yerinde üreten biziz. Ölen de biziz. Ölüyoruz” dedi. Çevredekilere duyarlılık çağrısı yapan Bilgin mücadeleye devam edeceklerini söyledi, yargıyı teşhir etti.

Eylemde konuşan Şule İdil Dere’nin babası Berdan Dere de kızının katledilmesiyle ilgili henüz dava açılmadığını söyleyerek duyarlılık çağrısı yaptı.

“Adalete güvenim kalmadı”
Özel Doğa Hastanesi’nde oğlunu kaybeden Erdinç Eroğlu da “Adalete güvenim kalmadı. Davutpaşa davası 8-9 senedir bitmedi” diyerek, yargının iş cinayetinde sorumluluğu bulunan devlet yetkililerinin ve zenginlerin yanında olduğuna dikkat çekti. Mevcut raporlara rağmen Özel Doğa Hastanesi’nin 3 yıldır kapatılmadığına dikkat çeken Eroğlu konuyla ilgili “süreç devam ediyor” cevabı aldıklarını söyledi. Esenyurt Belediye Başkanı’nın da hastaneye plaket verdiğini aktaran Eroğlu “Böyle bir sistem oldukça iş cinayetleri sürecek. İş cinayetleri her sene artarak rekora koşuyor. Sorumlulara dokunulmadıkça da devam edecek” diye konuşarak duyarlılık çağrısı yaptı.

Önlemler alınmıyor, sorumlular cezalandırılmıyor
Yaşamını yitiren işçi yakınları için gönüllü avukatlık yapan Berrin Demir de 11 Mart 2012 tarihinde Marmara Park AVM inşaatında 11 işçinin yanarak katledilmesiyle ilgili davaya dair bilgi verdi. İnşaat sahipleri ve Marmara Park AVM firmasından kimsenin sorumlu tutulmadığına dikkat çeken Demir yangından önce 8 kere aylık işçi sağlığı ve iş güvenliği toplantısının yapıldığını, buradaki ilk gündem maddesinin de işçilerin kaldığı çadırlardaki yangın tehlikesi olduğunu belirtti. Bu toplantılara yönetici olarak Kayı İnşaat yetkilisinin de katıldığını ancak beraat ettiğini aktaran Demir, Yargıtay’dan kararın bozulmasını talep ettiklerini söyledi.

Demir konuşmasının devamında 19 Temmuz 2015 tarihinde Gemlik Gübre fabrikasında gerçekleşen patlama sonucu yaşamını yitiren Uğur Çavdar’a dair bilgi verdi. Gübre fabrikasının üretimde kullandığı malzemelerin patlaması ihtimali nedeniyle böylesi fabrikaların yerleşim yerlerinin uzağına kurulması gerektiği bilgisini veren Demir, yaşanan patlamalardan sonra bile kâr hırsı nedeniyle fabrikanın taşınmadığına dikkat çekti. Uğur Çavdar’ın katledilmesiyle ilgili davanın bir sonraki duruşmasının Salı günü olduğunu aktaran Demir, keşif kararı bile verilmediğini söyledi.

İşçi yakınlarının konuşmalarının ardından iş cinayetlerinin sorumluları lehinde rapor düzenleyen bilirkişiler, yargı sistemi ve OHAL teşhir edildi. Örgütlü mücadele çağrısı yapılarak eylem sonlandırıldı.