Kadir Topbaş'a Mektup: Kurbağalıdere Hakkında Şule İdil Dere'yi Anmadan Tek Kelime Etmeyin

18 Ağustos günü Anadolu Ajansı, Kadıköy'deki Kurbağalıdere'nin temizlenme çalışmalarına ait fotoğraflar paşlaştı. Haberin başlığı "Kurbağalıdere'de hayat başladı" idi.

Oysa 12 Mayıs günü gecesi Şule İdil Dere bu temizlik çallışmalarında kullanılar bir kamyon tarafından ezilmişti. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi Şule İdil Dere, evine giderken Kurbağalıdere'nin yanındaki Yoğurtçu Parkı'ndan geçiyordu.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş yaptığı açıklamada "Dereye balıklar geldi. 2017 Temmuz sonuna doğru Kurbağalıdere'de ıslah çalışmaları tamamen bitmiş olacak" dedi.

Topbaş ne Şule İdil Dere'den, ne de temizlik çalışmaları sırasında metan gazı zehirlenmesi dolayısıyla hastaneye kaldırılan işçilerden sözetti.

Şule İdil Dere Ailesi ve Arkadaşları, Kadir Topbaş'a seslenen bir mektup yazdı.

Şule İdil Dere'nin anısına hazırlanan Facebook sayfasında yayınlanan mektupta şu ifadelere yer verildi:
 
 

Sayın Kadir Topbaş

Kurbağalıdere'nin renginin maviye dönmesine çok sevindik.

Kurbağalıdere'de dolaşan balık fotoğraflarına umutlanarak baktık. İdil görseydi o da sevinirdi.

Sayın Topbaş, Kurbağalıdere'yi temizleme çalışmasının maliyetini çıkarmışsınız ancak bedelini çıkarmamışsınız.

O bedel bizim canımızdı. Kurbağalıdere yaya yolunda canını aldığınız insan, kızımız, arkadaşımız İdil idi. �#ŞuleİdilDere�

Sayın Topbaş, bundan böyle Kurbağalıdere ile ilgili bir açıklama yaptığınızda ihmalinizin bile bile aldığı canımızı Şule İdil Dere'yi anmadan tek kelime etmeyin lütfen.

12 Mayıs 2016 Perşembe günü Kurbağalıdere'den balçık taşıyan hafriyat kamyonunuz ezdi hatırlarsanız.

Bugüne kadar hiç, ama hiç ses çıkarmadınız.

Üzüntünüzü dile getirmediniz.

Üzüldünüz herhalde, değil mi?

Başsağlığı dilemediniz.

Halbuki ölümlere çok duyarlısınızdır.

İşi ihale ettiğiniz, yine belediyenizin bünyesindeki İSTAÇ da hiç ses çıkarmadı.

Şoför onun personeliydi.

İdil'i ezip ertesi gün serbest kalan şoförünüz bile, "bir can aldım, üzüldüm" demedi.

Şoförün bir yakını bile "o arayamıyor, onun adına biz arayalım" demedi.

Siz bugüne kadar tek bir açıklama yapmadığınız gibi sorumluları bulmak için avukatlarımızın size başvurusunu 58 gün sonra, yani cevap verme yasal süresinin bitimine 2 gün kala "şu birimden toplayıp size belgeleri versinler" diye cevapladınız.

Bizi gönderdiğiniz adres, belediyenize bağlı Deniz Hizmetleri Müdürlüğü idi.

Onlar da 10 gün sonra gönderdi sorumuz ve isteğimiz üzre birtakım evrakı.

E-posta ile de olur dedik ama postayla gönderdikleri için 15 Ağustos'ta ulaştı elimize evrak.

Yani, 3 ay 3 gün sonra ancak teyit edebildik Kurbağalıdere'den balçık taşıma işini belediyenizin ve size bağlı Deniz Hizmetleri Müdürlüğü'nün yaptığını.

Teressübatı temizleme işini de İSTAÇ'a verdiğinizi...

Deniz Hizmetleri Müdürlüğünüz diyor ki:

"... İş makinelerinin çalışmaları sırasında manevralarını güvenli bir şekilde yapabilmeleri için işaretçi (manevracı) personel çalışma alanında görevlendirilmiştir.

İş makinelerinin çalışmaları sırasında yapacağı manevraların çevreden rahatça fark edilebilmesi için sesli ve ışıklı uyarı sistemi ile donatılmıştır."

Sayın Kadir Topbaş, İdil'i kaybettiğimiz gecenin olay yeri görüntüleri çoktan basına yansımıştı.

Gözünüzden kaçmışsa savcılıktan isteyebilirsiniz kamera kayıtlarını.

Görüntüler 500 metre ileriye kurduğunuz şantiye ile Yoğurtçu Parkı bisiklet yaya-yolunun çıkışı arasında yaklaşık 400 metrelik alanı gösteriyor.

O kayıtlarda İdil'i yürürken gördük o gece o yolda.

İdil'in yürüdüğü yolda, yanında, önünde, hatta 400 metrenin tamamında bile görmedik dediğiniz gibi yayalar için uyarı tedbirlerini. O gece İdil dışında sadece kamyonun girdiği yaya yolundan 46 kişinin girip çıktığı görülüyor parka.

Yayalar için ne bir uyarı ışığı, ne bir uyarı tabelası...

Size hayatımızın mektubunu yazmıyoruz Sayın Kadir Topbaş.

Diyeceğimiz şu: Bundan böyle Kurbağalıdere ile ilgili bir açıklama yaptığınızda ihmalinizin aldığı canımızı Şule İdil Dere'yi anmadan tek kelime etmeyin lütfen.

İş makineleriniz çalışırken tedbir almazsanız can alırsınız, bunu bile bile tedbir almazsanız meydana gelen şey "kaza" değil "cinayet" olur.

Kurbağalıdere'yi temizleme çalışmanız sırasında bir cinayet işlendi Sayın Topbaş.

Hem de balçık taşıma işinin yapılabileceği tek tek yol Yoğurtçu Parkı yaya-bisiklet yolundan tahliye değilken.

İdil’in ölümünden birkaç gün sonra balçık taşıma işini AKOM tekneleriyle deniz yoluyla yapmaya başladınız.

Demek ki kaçınılmaz değilmiş bu cinayet.

Bugüne kadar tek bir açıklama bile yapmadığınız için olayı nasıl değerlendirdiğinizi bilmiyoruz.

Eğitimli, çocukları, torunları, ailesi olan bir belediye başkanı olduğunuz için, olsa olsa "İstemeden oldu" dersiniz diye düşündük.

İstemeden oldu demenize inanmamız için de bundan böyle Kurbağalıdere ile ilgili bir açıklama, hele “maliyeti yüksek” “başarılı sonuç alınan bir çalışma” diyebilmeniz için ne yazık ki ihmalimiz de oldu, bir can gitti bu sırada demeden, Şule İdil Dere'yi anmadan bir açıklama yapmayın bizce.

Siz İstanbul gibi bir dünya kentinin belediye başkanı olarak halkın can ve mal güvenliğini sağlayarak bir kenti yönetmekle sorumlusunuz.

Sahi başkanı olduğunuz ve merkezi Barselona'da olan dünya Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Dünya Teşkilatı (UCLG) toplantılarında diğer ülkelerden gelen belediye başkanlarına ne diyorsunuz?

Belediyelerin ihmalinden dolayı biri öldüğünde onlara kendiniz gibi sessiz kalmayı, öyle bir şey olmamış gibi devam etmeyi mi örnek gösteriyorsunuz? (HK)

Bianet