Kayıt dışı ekonomiye giriş şartı: Rahmini aldır

Her yıl muson sonrası, Gouri Bhiwde ve eşi Maharaştra’nın batı bölgesine şeker kamışı toplamak için göç eden binlerce işçiye katılıyorlar. Bhiwde’nin ifadesine göre kendisi ve diğer kadın işçiler, şefleri ve arazi sahiplerinin cinsel tacizine maruz kalıyor.  

Zorlu bir doğum’dan sonra Bhiwde’nin eşi ve ailesi onu Beed bölgesinde bir doktora götürürler. Doktor, olası komplikasyonları önlemek için histerektomi (ameliyatla rahimin alınması) önerir ve Bhiwde’nin söylediğine göre “Çıkaralım gitsin, bu ancak başına dert açar” der. 

Aktivistlere göre Batı Maharaştra’daki şeker kamışı tarlalarında çalışan kadınlar, düzenli olarak arazi sahiplerinin ve borçları karşılığı para yerine doğrudan işçilik talep ederek onları köleleştiren komisyoncuların taciz ve tecavüzüyle karşı karşıya kalıyorlar.

Beed bölgesindeki şeker kamışı tarlalarında çalışan yüzlerce kadınla görüşen ActionAid isimli kuruluşun bölge yöneticisi Nirja Bhatnagar, bunu “akıl almaz bir saldırı” olarak niteliyor ve “Sizi umursamayan kayıt dışı ekonomiye girebilmek için rahminizi aldırmak zorunda kalmanız kadar kötü bir insan hakları ihlali yok” diyor. 

'MEMNUN DEĞİLLERSE NEDEN GERİ GELİP DURUYORLAR?'

Öte yandan, şeker fabrikaları kooperatifinin sözcülerinden biri, kadınların istismar edildiğini kabul etmiyor. 

Maharaştra Bölgesi Kooperatifi Şeker Fabrikaları Federasyonu genel başkan yardımcısı Sriramji Shete, “Biz böyle bir olay duymadık eğer maaşlar ya da koşullardan memnun değillerse neden geri gelip duruyorlar?” diyor.  

Hindistan, dünyanın ikinci büyük şeker üreticisi ve Maharaştra, Hindistan’ın en çok şeker üreten eyaleti. Yaklaşık 500 bin yerli yoksul, şeker kamışı toplamak için Beed, Solapur, Kolhapur, Sangli ve Satara bölgelerine her yıl göç ediyor.

Aktivistlere göre işçiler çiftler halinde işe alınıyor. Çoğu borç esaretinde ve 6 aydan 8 aya kadarki çalışmalarına karşılık 50 ile 60bin rupi kazanıyorlar. Bu dönem sonunda, işçilere genellikle hala borçları olduğu söylenerek gelecek sezonda geri gelmeleri talep ediliyor. 

Kasım’dan Mayıs’a kadar süren hasat zamanında göçmen işçiler, içinde yaşamak için hasır ve plastikten derme çatma barakalar kuruyorlar. Akan su, elektrik ve tuvalet yok. 

Hasat için gelen çiftlere bazen büyük çocukları da eşlik ediyor. Çiftler, sabah 4’ten öğleden sonra geç saatlere kadar çalışıyorlar. Sonra, ağır şeker kamışı yüklerini taşıyarak öküzlerin çekip kırılmak üzere fabrikalara götürdüğü el arabalarında istifliyorlar. 

Kesik ve burkulmalarla ilgilenmek üzere doktor oluyor ancak işçiler başlıca hastalıklar ve gebeliklerle kendileri ilgilenmek zorunda. 

Satara’da çalışan bir eylemcinin söylediğine göre çocuk emeği epey yaygın çünkü yalnızca çiftler işe alınıyor ve kız çocukları, yasal evlenme yaşı olan 18 yaştan önce evlendiriliyor. 

Kadınlar sık sık düşük yapıyor ve çocuklu olanlara da tek çarenin kısırlaştırma ya histerektomi olduğu söyleniyor. 

İşçileri zor durumda bırakmak istemediği için isim vermeyen aktivistlerden biri “Bu köle emeğinin en kötü hali ve bunun en zor haline kadınlar katlanıyor.” diyor ve ekliyor: “Aileleri suçlayamazsınız çünkü kader diyerek razı geliyorlar. İtismar olduğunun farkındalar ancak çalışmak zorundalar.” 

FABRİKA SAHİPLERİ ZENGİN POLİTİKACILAR

ActionAid’den Bhatnagar ve bilgi veren aktivist histerektomi uygulayan doktorlarla görüşmüş. İşlemin yaklaşık 35 bin rupiye mal olduğunu ve aileler daha fazla borca batırdığını söylüyorlar. Belirttiklerine göre, kadınlar genellikle ameliyattan sonra ağır işler yapmanın risklerini ve genç yaşta işlemin etkilerini bilmiyorlar.  

Aktivistlere göre işçileri örgütlemek onlara destek ve koruma sağlayabilir ancak bu çabalar çoğu fabrikanın sahibinin zengin politikacılar olduğu şeker lobisi tarafından bastırılıyor. 

Bombay’da bir kadın hakları örgütü olan Majlis’in kurucu üyelerinden Flavia Agnes’e göre “Borç esaretine ve istismara karşı yasalar mevcut, ancak bu insanlar toprak sahiplerinden korkan yoksul düşük kast üyesi işçiler.”