Mücadelenin Simgesi: İqbal Masih - Nami Temeltaş

Bu yazı, birlik, dayanışma ve mücadelenin acil ve elzem duruma geldiği günümüzde, dayanışma ve birliğin yaratılması için böyle bir örneğe ihtiyaç duyulabileceği düşüncesiyle yazılmıştır.

1983 yılında Pakistan/Lahor/Muridke’de dünyaya geldi. Hayatındaki şanssızlıkların ve çektiği acıların tek nedeni doğduğu kent ve ülkenin koşullarıydı. Ülke genelinde ekonomik yaşam çok kötüydü. Yaşam standartları düşük, hayat koşulları acımasızdı.

Çocuk işçi çalıştırılması yaygındı. Hatta çocuk işçi yerine “köle çocuklar” demek daha doğruydu.

Çocuklar aileler tarafından fabrikalara satılıyor, fabrikalar çocukları çok ağır koşullarda çalıştırıyorlardı. Yaşam koşulları o kadar ağırdı ki ailelerin birçoğu borçlarına karşı çocuklarını satmak zorunda kalıyorlardı.

Masih 4 yaşındayken ailesinin 600 rupi borcu karşılığında (günün koşullarında 7 – 8 dolar civarında) halı dokuma atölyesinde çalıştırılmak üzere satıldı. Ülkede çocuk çalıştırılması ve köleleştirilmesinin yasaklanmaya başladığı dönemlerdi. Bu tür çocuk çalıştıran fabrika ve atölyeler gizli çalışıyordu.

Günde 14 saat çalışıyordu. Halı dokuma tezgâhının önünde kıpırdamadan sadece yemek molalarında kalkmak koşuluyla 14 saat çalıştırılıyordu. Verilen yemek ve su sadece ölmemesini sağlayacak miktardaydı. Yemek bilerek az veriliyordu. Çocukların gelişmesi istenmiyordu. Halının güzel dokunması için ellerin küçük olması gerekiyordu ve bu nedenle de çocukların bedensel gelişmesine yemek azaltılarak engel olunuyordu.

Diğer çocuklardan farklıydı. Yaşadığı kötü ortama ve çalışma şartlarına alışamamıştı. Alışmak da istemiyordu. 6 yaşına geldiğinde çalıştığı yerde itirazlarına başlamıştı.
 
Günde 14 saat kıpırdamadan aynı biçimde oturmaktan omurgası bozulmuş, böbrekleri susuzluktan çalışamaz hale gelmişti. 10 yaşına geldiğinde fiziksel yapısı 5 yaşındaki çocuk gibiydi. Boyu büyümemiş, kilosu artmamıştı.

İçerisinde yaşadığı koşulları bir türlü kabul edemeyen, içine sindiremeyen bir yapısı vardı. Haksızlıklara tahammül edemiyordu.

Defalarca kaçmayı denedi. 10 yaşına geldiğinde işyerinden kaçmayı başardı. Kaçmayı başardığı dönemde çevresinden, çocuk çalıştırmanın yasaklandığını, yasal olarak suç olduğunu öğrendi. Kendisini ve birlikte çalıştığı diğer çocukları bu ortamdan kurtarmak istiyordu. Sadece kendisini düşünseydi işi kolaydı. Kaçardı. Ama arkadaşlarını ve kendisi gibi çalışan, çalıştırılan, köleleştirilen diğer çocukları da düşünüyordu. Bu konuda bir şeyler yapması gerekiyordu. Yetkililere, kendisine yardımcı olabileceklere ulaşmak için çabaladı.

Özgürlüğü kısa sürdü. Polisler tarafından yakalandı ve tekrar çalıştığı yere götürüldü. Çocuk çalıştırmak yasaklanmıştı ancak uygulama henüz oturmamıştı, sistem eskisi gibi çalışmaya devam ediyordu. Karşılıklı menfaat ilişkileriyle işler yürüyordu.

Dışarıdayken bir örgüt ismini öğrenmişti: Bonded Labor Liberation Front (BLLF / Emeğin Serbestleşmesi için Birleşik Cephe). Bu örgüt, 1980 yılında Yeni Delhi'de halı endüstrisinde çocuk emeğinin kullanılmasına karşı bir kampanya başlatmıştı. 1984 yılında Hindistan’da kurulan Rudmark vakfı da çocuk emeği ile üretilen halılara ve çocuk işçi çalıştırılmasına karşı bir kampanya başlatmıştı. (1)

Bu örgütün kendi bulunduğu kasabada bir toplantı yapacaklarını öğrenmiş, örgüte ulaşmanın yollarını arıyordu. Riski ne olursa olsun yapacaktı.


Birlikte çalıştığı diğer çocuklar kendisine güveniyordu. Onların da yardımıyla ve onlara “geri döneceğim” sözü de vererek yeniden çalıştığı yerden kaçtı. Amacı BLLF çalışanlarına ulaşmak, onlardan kendisi ve arkadaşları için yardım istemek, bu konuda mücadele etmenin yollarını bulmaktı.

BLLF’ye ulaştı. Örgüt yöneticileri kendisini çok iyi karşıladı. Cesaretine hayran kaldılar. Onu sevdiler.

Konuşmalardan Pakistan devleti tarafından peshgi’nin (bir çeşit tefecilik borcu) yasadışı ilan edildiğini öğrendi. Örgütün lideriyle konuşup yardımını istedi. Kısa sürede onu köle taciri patronlarının elinden kurtaracak gerekli evrakları hazırladı.

Evraklarını fabrika sahibine bizzat elden verme konusunda ısrar etti. Amacı, orada arkadaşlarına seslenebilmekti. Arkadaşlarına, “Korkmayın. Her şeyi öğrendim. Benimle gelin. Sizler özgürsünüz“ demek istiyordu.

Fabrikaya geri dönüp evrakları patrona verdiğinde patron öfkesinden kendini kaybetse de hiçbir şey yapamadı. Evrakların hepsi doğruydu. Yapacak bir şeyi kalmamıştı. Ayrıca arkasında BLLF vardı. Yanlış yaparsa örgüt gereğini yapar, tüm işleri bozulurdu.

Başarmanın mutluluğunu yaşıyordu. Söz verdiği gibi geri dönmüş, arkadaşlarına “Korkmayın. Her şeyi öğrendim. Benimle gelin. Sizler özgürsünüz“ diye bağırmıştı. Kendi işini bitirdikten sonra birlikte çalıştığı diğer çocukları da peşine takarak ilk gününde kendisiyle beraber 34 çocuğu özgürlüğüne kavuşturmuş oldu.

Bu olayın yankısı kentte, ülkede ve hatta dünyada büyük olmuştu. 10 yaşında ama fiziksel yapısı/görünüşüyle 5 yaşında gibi görünen bir çocuk, kendisini ve birlikte çalıştığı arkadaşlarını özgürlüğe kavuşturmuştu. Küçücük bedenine uymayan iş başarmıştı.

Arkasında BLLF vardı. Korkmuyordu. Köle çocukların özgürleşmesi ve çocuk işçi çalıştırılmasının yasaklanması için mücadelesine devam etti.

İsviçre ve Amerika’da birçok okula davet edildi. Konuşmalar yaptı. Mücadele ettiği konuda destekler kazandı. Güzel konuşuyor ve çabuk ikna ediyordu. Mücadeleci azmi sayesinde yaşından ve bünyesinden beklenmeyen enerjiyle yorulmak bilmeden çalışıyordu.

Onun kazandığı haklı onur ve ün birçok insanı ve çocuk işçi çalıştırılmasından faydalanan/nemalanan kişileri ürkütmüştü. Gelirleri elden gidecek, işlerini kaybedeceklerdi. Konuşmalarının birisinde, “Şimdi işler değişti. Eskiden ben patronlarımdan korkuyordum. Şimdi onlar benden korkuyor" demişti.

16 Nisan 1995 tarihinde Amerika’daki bir okul konuşması ertesi ülkesine döndüğünde suikast ile öldürüldü. Öldüğünde 12 yaşını henüz tamamlamıştı. Kendisini vuran, çocuk köle çalıştırıcısıydı. Olayın üzeri hemen kapatıldı.

Onun ölümüyle kurtulacaklarını sanan köle tacirleri hüsrana uğradılar. Onun etkilediği ve mücadele ruhunu kazandırdığı çocuklardan birisi olan Craig Kielburger onun bıraktığı yerden mücadeleyi sürdürmeye devam etti. Free The Children derneğini kurdu ve 650’den fazla okul açtı. 

İqbal Masih.

Rahat uyu küçük çocuk. Dünya hala bildiğin gibi, kirli… 

Dipnotlar:

1.http://bianet.org/bianet/insan-haklari/9872-insan-haklarinda-taktikler
 
Nami Temeltaş

1977 Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler öğretmenliği mezunu. 6 yıl kadar Diyarbakır, Eskişehir ve Antep cezaevlerinde siyasi tutsak olarak yattı. Siyasal nedenlerle öğretmenlik yapamadı.