Mevsimlik Göçmen İşçiler Raporu: "Yoksulluk Nöbetinden Yoksulların Rekabetine"

Kalkınma Atölyesi, “Yoksulluk Nöbetinden Yoksulların Rekabetine: Türkiye’de Mevsimlik Tarımsal Üretimde Yabancı Göçmen İşçiler Mevcut Durum Raporu” başlıklı çalışmasını yayınladı.

Rapor, Türkiye’de mevsimlik tarımsal üretimde çalışan Gürcü, Azeri ve Suriyeli göçmenlerin çalışma ve yaşam koşullarına odaklanarak, Türkiye’de tarımsal üretim, yoksulluk, işgücü piyasası ve etnik ilişkilerin değişen yüzlerine ayna tutmaya çalışıyor.

196 sayılı rapor, “Türkiye’de Mevsimlik Tarımsal Üretimde Yabancı Göçmen İşçiler”, “Göç Akımları, Göç Teorileri ve Mevsimlik Tarımsal Üretimde Göçmenler”, “Türkiye’de Mevsimlik Gezici Tarım İşçiliği ve Göçmen İşgücü Yoksulların Rekabeti mi?” ve “Türkiye’de Mevsimlik Tarımsal Üretimde Yabancı Göçmen İşçiler Mevcut Durum Araştırması Bulguları” şeklinde dört ana başlıkta şekilleniyor.

Kalkınma Atölyesi, Hollanda Büyükelçiliği’nin finansal olarak desteklediği araştırmayı göçmenlere ifade ettiğini belirtirken “Hiç kimsenin daha iyi bir yaşam ya da hayati tehlike nedeniyle göç etmek zorunda kalmadığı, çalışmak için göç edilen yerlerde insan haklarına uygun çalışma ve yaşam şartlarının bulunduğu bir dünya hayal ediyoruz” diyor.

Azeri, Gürcü, Suriyeli göçmenler

Rapordan öne çıkan başlıklar şöyle:

* Kars, Ardahan ve Iğdır gibi doğu illerinde çalışan göçmenler genelde ot biçme ve hayvan bakım işinde çalışırken; Karadeniz, Doğu Anadolu, Güney Anadolu, Ege ve Orta Anadolu Bölgelerinde hayvan bakımı, fındık, çay, pamuk, kayısı, bakliyat, şeker pancarı, narenciye, üzüm, Antep fıstığı ve sebze gibi bitkisel ürünlerin hasadında yabancı göçmenler mevsimlik tarım işçisi olarak çalışıyor.

* Hayvancılıkta Azeri göçmenler, çay ve fındık toplama işinde Gürcü göçmenler yoğun olarak çalışıyor. Adana-Mersin-Şanlıurfa-Gaziantep bölgesinde yaygın olarak çalışan Suriyeliler ise 2011 yılından itibaren birçok ürünün tarımsal üretiminde yerli işçilerin yerini alan asıl işçiler haline gelmeye başladılar.

* Türkiye’de mevsimlik gezici tarım işçisi olarak çalışan göçmenlerin hemen hemen hepsi düzensiz göçmenler olarak çalışma izinleri olmaksızın kayıt dışı çalışıyor.

Azeri Tural 21 yaşında ve son üç yıldır aralıklarla Nahçıvan’dan Türkiye’ye gelip çalışıyor. 11 yıllık eğitimin sonunda liseyi bitiyor, fakat yoksulluktan üniversiteye gidemiyor. Yaşı gelince üç ayı Bakü’de olmak üzere toplam 18 ay zorunlu askerliğini yapıyor. Matematiği iyi olduğu için askerliği de top mermilerinin düşeceği rotaların hesaplandığı çok teknik bir iş yapıyor. Askerliğini bitirince köyüne geri dönüyor, geçim derdi başlıyor. İş bulamıyor. Annesini daha önce kaybediyor, kardeşlerinin bakım sorumluluğu da Tural’ın omuzlarına biniyor. Babası, abisi ve bir akrabası ile birlikte iş bulmak ve çalışmak için Ardahan’a geliyor. Memleketinde de hayvancılıkla uğraştığından, Ardahan’da ot biçme işlerini yapıyor. Genellikle günlük ot biçme işlerine gidiyor, fakat diğer Azerilerin eğer iş olursa duvar örme ve benzeri inşaat işlerine de gittiğini söylüyor. Ot biçme işinde sabah 7’den akşam 7’ye kadar çalışıyor ve günde 90-95 TL kazanıyor. Eğer ot biçme işi götürü ise dekarını 70 TL’ye biçiyor. O zaman daha hızlı ve daha uzun süre çalışıyor ve günlük kazancı 200 TL olabiliyor. Ot biçtirenler onlara öğle yemeğini ve eğer sigara içiyorlarsa birer paket sigaralarını da veriyorlar. Ardahan’da 5-6 köylüsü ile beraber aylık 500 TL’ye bir ev kiralayarak hep birlikte kalıyorlar. Zaman zaman Ardahan’a gelen diğer göçmen işçiler de Tural’ın kiraladığı evde kalıyor. Evde kalanların sayısı işlerin yoğun olduğu zamanlarda bazen 15 kişiye kadar çıkıyor. Kendi yemeklerini kendileri yapıyorlar, çamaşırlarını ise çamaşırhanede yıkıyorlar. Aylık 100 TL elektrik, 100 TL su parası ödüyorlar.
 
"10-12 saatlik çalışma süreleri"

* Hemen hemen bütün göçmen işçi gruplarının Türkiye’ye göçleri akrabalık ilişkileri sayesinde başlıyor.

* Mevsimlik tarımsal üretimde çalışan göçmen işçilerin günlük çalışma saatleri günün farklı periyodlarında gerçekleşse bile 10 ile 12 saat arasında.

Günün en derin sessizliğinin yaşandığı saatler olan gece sabaha karşı 03.00 veya 04.00, Adana’nın Doğankent mahallesinde anormal derecede hareketli saatler olarak yaşanıyor. Bu yaşananın ola- ğan bir olduğunu bilmek ise kentli yabancılar için pek mümkün değil. Adeta bir düğün yeri telaşı ile etrafta koşturan insanları görmek, arabaların telaşlı motor seslerini ve kornaları duymak mümkün. Bu saatler Doğankent’in sakinleri için olağan bir günün işe başlama saatleri. Böylesine telaşlı bir sabaha her gün başlayan Diyarbakır Çermikli Ahmet henüz 16 yaşında. İşe beraber gittiği arkadaşı da kendisi gibi. Her ikisi de sigara içiyor ve henüz sekiz yıllık eğitimlerini bile tamamlayamamışlar. Fakat pek tamamlamaya da niyetleri yok. Mevsimlik gezici tarım işçiliği için aileleriyle birlikte Adana’ya Doğankent’e gelmişler. Sabahın beşinde iş için yola çıkmadan önce fırının önünde ekmek ve poğaça kuyruğunda bekliyorlar. Saat sabah dörtte uyanmışlar ve onları beşi on geçe alacak olan oldukça eski işçi servisi için gecenin karanlığında bekliyorlar. Geçim derdi onları aileleriyle birlikte narenciye hasadına getirmiş. Fırından alınan iki ya da üç poğaça ve yanında plastik bardakta çay Ahmet ve arkadaşının kahvaltısı. Günün sıcak ve zorlu geçecek çalışma şartlarında ihtiyaç duyacakları enerjilerini yalnızca bu poğaçalardan alacaklar. Ahmet ve arkadaşıyla ayaküstü yaptığımız kısa sohbette, bundan sonra okula gitmeyeceklerini, annesinin açık liseye kaydolmasını istemesine rağmen oraya da kaydolmayacağını söylüyor. Onlara Suriyelileri soruyoruz. Kendilerinden daha ucuza çalıştıklarını, sayı- larının yakın zamanda çok arttığını ve eğer böyle giderse yakında kendilerinin işsiz kalacağından söz ediyorlar.
 
* Uzun çalışma günleri bütün tarım işçileri için geçerli ve çalışma genellikle gün doğumuyla başlayıp gün batımı ile son buluyor. Narenciye toplama işinde olduğu gibi bazı ürünlerin hasadı ise gün doğmadan başlayıp öğleden sonra bitebiliyor.

* Göçmen işçiler daha çok bahçe/tarla sahiplerinin kendilerine sağladıkları konutlarda ya da bahçe/tarla kenarlarında kurdukları plastik veya branda çadırlarda konaklıyor.

* Göçmen işçilere ödenen ücretler her ürün için farklılık gösteriyor. Ücretleri belirleyen en önemli ölçüt mevsimlik tarım işçileri arasında rekabet olup olmadığı. 2015 yılında çay toplama ve ot biçme işlerinde günlük yevmiye ortalama 100 TL’ye (35 USD) yaklaşırken, kayısı ve fındık toplamada 40-45 TL (15 USD) arasında seyretti.
 
 
 
* Göçmen kadın emeği tarımsal üretimin en önemli katılımcılarından. Ardahan ve Kars illerinde çalışan Azeri göçmenler dışında incelenen hemen hemen her yerde ve ürünün yetiştirilmesinde kadınlar görünür bir biçimde tarımsal üretime katılıyor. Kayısı toplama ve patikleme (kayısı çekirdeğinin çıkarılması) işinde çalışan Suriyeli göçmen kadınlar, çay ve fındık toplama işinin asıl çalışanı Gürcü kadınlar.

* Hayata Destek Derneği’nin 2014 yılında 1,353 kişiyi içeren araştırmaya göre, mevsimlik tarımda çalışan nüfusun yüzde 49,7’si kadın, yüzde 50,3’ü erkek.

"Nöbetleşe yoksulluktan nöbetleşe rekabete"

* Araştırma, çocuk işçiliğinin en yaygın olarak Suriyeli göçmen çocukları tarafından yapıldığını gösteriyor.

* Türkiye’de mevsimlik geçici tarım işçiliği toplumun hep en yoksul kesimi tarafından yapılagelmekte. Toplumsal gelir seviyesinin en altında bulunanlar zamanla üst basamaklara çıktıkça, onların boşalttıkları yoksulluk nöbetini başka toplumsal gruplar devralıyor. Mevsimlik gezici tarım işçiliği bir nevi yoksulluk durağı olarak adlandırılabilir.

* En yoksul grupların tuttukları yoksulluk nöbetini yoksulluktan kurtulup, yeni yoksul gruplara devretmesi olarak nitelendirilen ‘nöbetleşe yoksulluk’ hâli artık birden fazla grubun aynı anda tutuyor. Böylece yoksulların arasında bir çeşit yoksulların rekabeti yaşanıyor. Yoksulların rekabeti farklı etnik kökene sahip yerli işçilerin yanı sıra farklı ülke vatandaşı yabancı göçmen işçilerin de katılması ile körükleniyor.

* Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.