O Gömleği Yırtan Air France İşçileri Mahkemedeydi - Nilgün Güngör

Geçtiğimiz yılın Ekim ayında 2900 işçinin işten atılacağının açıklandığı toplantıyı basarak şirket yetkililerinin gömleğini yırtmalarıyla anımsadığımız Air France işçilerinin 27 Mayıs'ta mahkemesi vardı. Pek kolay unutamayacakları bu olaydan dolayı tekelci burjuvazinin kesin ceza istediği CGT üyesi -içlerinde temsilcilerin bulunduğu- işçilerinin mahkemesi öncesinde dayanışma çağrısı yapıldı. Mahkemenin karşısındaki alanda, sabah 10'dan saat 17'ye dek bir dayanışma programı hazırlanmıştı.

Aynı sabah BFM TV'de başbakan Manuel Valls'la teke tek röportaj vardı. Röportaj saatini beklerken bir önceki günün eylem görüntülerini, öncü işçilerin konuşmalarını izleyen Valls'ın yüzünden burjuvazinin sınıf kini okunuyordu. Hiçbir tercümeye gerek bırakmaksızın!

Dayanışma için hazırlanan programın 14.00'deki kısmına yetişmek için bindiğim otobüsün şoförü,  yolun yarısında “Son durak” diyerek bizi indirdi. Saatler sonra baktığımız son duraktaki ekranda “Mahkemede eylem var, otobüs çalışmayacak” yazılı bir karton yapıştırılmıştı.

Dayanışma için toplamda 500'den fazla işçi gelmişti. CGT genel başkanı Martinez bir ara görünüp basının ilgisini çektiyse de, sahne asıl olarak sendika üyesi işçilerindi. Goodyear gibi kendisi de işten çıkarılma ile karşı karşıya olan işyerlerinin yanı sıra, Marsilya'dan gelenler vardı. Hem onlardan, hem de iş bırakan rafinerilerden kürsüye çağrılıp konuşma yapanlar oldu. 

Alandaki sohbetlerde duruşmanın 27-28 Eylül'e ertelendiğini öğrendik. Bu kadar geniş bir zaman aralığı, bizce alışıldık bir şeydi tabii. Belki de o yüzden bu konudaki olası bir eleştiriyi atlamış olma pahasına soru sormadık! İyi ama neden üst üste iki gün? İşçiler, savunma avukatlarının iki olayı birbiriyle ilişkilendirerek savunma yaptığını, bunlardan birincisinin işten çıkarmalar, ikincisinin de gömlek meselesi olduğunu anlattılar. Mahkeme işten çıkarmalar konusunda hiçbir yetkiye sahip olmadığına göre bu konunun avukatlar tarafından gündemleştirilmesinin anlamı neydi peki? İşçiler mahkemenin bu konuda prosedürel bir görüş bildirebileceğini, avukatların müvekkillerini iki olay arasında neden-sonuç ilişkisi kurarak savunmaya çalıştıklarını anlattılar. Aslında yapılan savunmanın içeriği de dahil, işçilerin olayla ilgili kafasındaki ana fikir, bu eylemin meşruluğuydu. 

CGT'nin Air France temsilcilerinden Karine Monségu ile kısa bir röportaj yaptık:

Karine Monségu: İnsanlar işlerini kaybetmekten bıktılar. 2900 kişi için işten çıkarma kararı var. İşten çıkarma kararı herkesi öfkelendirdi. 

- Air France zarar ediyor diyorlar!

6 yıldır zarar ediyorlardı ama bu yıl kazandılar. Ayrıca kaybetseler bile bu onların stratejisi. Kapitalizm bu işte! Esas olan şu ki insanlar kendileri fedakarlık edip zenginlere para kazandırmaktan bıktı. 

- Sorun sadece yırtılan gömlek mi?

Değil. Onlar sendikaları gömmek istiyor. El Khomri yasasının ruhunda var bu. Özellikle de CGT'den kurtulmak istiyorlar. Çünkü biz hayır diyoruz. Sanayi kapitalizmindeki parayı finansal kapitalizme aktarıyorlar. Biz finansal kapitalizm altındayız. Para, paraya gidiyor. Anlıyor musun, para paraya gidiyor... Gömlek değil mesele. Şiddet var. Onlardan yalnızca bizi dinlemelerini istiyoruz. 

- Peki yırtılan gömlek, kırılan cam için şiddet deniyor. Ya 2900 işçinin işten çıkarılması, tüm geleceğinin elinden alınması?

Bu da toplumsal şiddet işte. Öfkeliyiz biz. Sistem bize karşı çok sert. 

- 3 yıl önce Türk Hava Yolları'nda da bir grev yapıldı. Ve bunun sonunda 301 işçi işten çıkarıldı. Pilotlar, hostesler... 

Evet evet, pilotlar, hostesler. Önemli bir kadro... Sistemi değiştirmek istiyoruz biz. Bıktık fedakarlık yapmaktan. Biz bir çeşit köleyiz.

- Ücretli köle.

- Evet, ücretli köle! Patron çocuklarını seviyorsa biz de seviyoruz. Ama bir farkla ki biz çocuklarımız için mücadele etmek zorundayız. Onlar dünyanın değişmesini istemezler, çünkü dünya onlar için fazlasıyla iyi. Bizim içimizden kimse çocukları kendisi gibi yaşasın istemez. İşten atılmasını, işini kaybetmesini... 

- Eylemlere bütün işçiler katılıyor mu?

Katılanların çoğu sendikalı. İnsanlar korkuyor. Yeni kuşak sosyal güvenliği, tatil hakkının nasıl alındığını falan bilmiyor. İktidar değişimi yaratamasınlar diye insanları korkutuyor. Bizim amacımız siz iktidarı alabilirsiniz demek. 

- Bu hepimizin mücadelesi... En son ne söylemek istersin?

Onların milyarları varsa, biz de milyarlarız. 


**

Air France işçileri, proletaryanın can alıcı bölüklerine doğru genişleyerek güçlenen grevin de etkin bir bileşeni olmaya devam ediyor... 
 
Haber: Nilgün Güngör