Kıbrıs / İş Güvenliğinde Acı Tablo 5 Yılda İşe Bağlı Olarak 40 Kişi Yaşamını Yitirdi

2011: 6 ölü
2012: 4 ölü
2013: 7 ölü
2014: 6 ölü
2015: 13 ölü
2016: 4 ölü (ilk dört ayda)
 
Kıbrıs’ın kuzeyinin kanayan yarası iş güvenliğinde acı tablo 5 yılda 40 işe bağlı ölüm ile ortaya çıkıyor. İş cinayetlerinde 64 ayda 40 işçi yaşamını yitirdi. Son yıllarda çok sayıda yaralanma ve ölümle neticelenen iş cinayetlerine karşın, inşaatlardaki ‘önlemsiz’ çalışmaların ardı kesilmedi. 2016 yılının ilk dört ayı içerisinde 4 işçi ekmek kavgası peşindeyken yaşamını yitirdi.
Bazı inşaat alanlarında özel güvenlikli iskele sistemi, fosforlu güvenlik yeleği ve kasketsiz iş yapan işçiler hayatını kaybettiği bu kazalarda, paket servisçiliği yanında farklı işlerde de emek veren çalışanların da iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği dikkat çekti.
Ülkedeki çalışma koşulları ve iş cinayetlerindeki acı tablo ortadayken, 1 Mayıs İşçi Bayramı dolayısıyla açıklama yapan Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün “ülkedeki çalışma koşullarının hak, hukuk ve özgürlüklerin dünya standartlarıyla uyumlu olduğu” sözleri ise dikkat çekti.

En fazla ölüm 2015’de yaşandı

Son altı yılda en fazla ölüm ise 2015 yılında yaşandı. Geçtiğimiz yıl yaşanan çok sayıda iş cinayetlerinde 13 işçi hayatını kaybetti. 2011 yılında ise 6 kişi, 2012’de 4 kişi, 2013’de 7 kişi 2014’de yılın da 6 kişi iş cinayetinde yaşamını yitirdi. 2016 yılında ilk dört ayda meydana gelen 4 cinayetlerinin 2’si aynı inşaat alanında gerçekleşti.  İnşaat patlaması yaşanan ülkemizde sorumlu müteahhit firmalar, işçilerine gerekli önlemleri almada ‘uyarıcı’ olmazken, işçilerin de duyarsızlığı bu noktada devam etti.

Naşit: “Sendikal örgütlenme olmaması büyük sorun”

İş kazaları dolayısıyla YENİDÜZEN’e konuşan DEV-İŞ’e bağlı Devrimci Genel-İş Sendikası Başkanı Ömer Naşit, ülkemizdeki çalışma yaşamında sendikal örgütlenmenin olmaması ve devletin denetimde bulunmaması dolayısıyla çalışma koşullarının çok kötü durumda olduğunu belirterek, son 16 ayda 17 emekçinin iş cinayetine kurban gittiğinin bunun bir göstergesi olduğuna vurgu yaptı. Başbakan Özgürgün’ün açıklamalarına da değinen Naşit, ülkede asgari ücretle çalışan kemsin açlık sınırında olduğunu ve köle gibi çalıştıklarını belirterek, Özgürgün ve UBP zihniyetinin emeğin sömürülmesine zemin hazırlamakta olduğunu ifade etti.


Devrimci Genel-İş Sendikası Başkanı Naşit: “Çalışma yaşamında sendikal örgütlenme şart”

YENİDÜZEN’e konuşan DEV-İŞ’e bağlı Devrimci Genel-İş Sendikası Başkanı Ömer Naşit, ülkemizdeki çalışma yaşamında sendikal örgütlenmenin olmaması ve devletin denetimde bulunmaması dolayısıyla çalışma koşullarının çok kötü durumda olduğunu belirterek, son 16 ayda 17 emekçinin iş cinayetine kurban gittiğinin bunun bir göstergesi olduğuna vurgu yaptı. Başbakan Özgürgün’ün açıklamalarına da değinen Naşit, ülkede asgari ücretle çalışan kemsin açlık sınırında olduğunu ve köle gibi çalıştıklarını belirterek, Özgürgün ve UBP zihniyetinin emeğin sömürülmesine zemin hazırlamakta olduğunu ifade etti.  Naşit, şunları aktardı: “Asgari ücret, bugün yine devletin kurumlarının açıkladığı verilere göre açlık ücretinin altındadır. Özel sektör çalışanları patronların iki dudağı arasında köle pozisyonundadır. Herhalde, Sayın Başbakan'ın dünya standartlarından anladığı Neo-Liberal aklın dayattığı düşünce tarzı az önce bahsettiklerimdir. Sayın Özgürgün ve UBP'nin zihniyeti emeğin sömürülmesi için zemin hazırlamaktadır. Özgürgün’ün yaptığı açıklama bizleri şaşırtmazken, toplumun da bu zihniyeti bir kez daha görmesini sağlamıştır. Bizler DEV-İŞ olarak 1976’dan beri yani 40 senedir bu gibi zihniyetlerin karşısında mücadele etmiştir. Bundan sonra da bu mücadele aynı heyecan ve kararlılıkla devam edecektir. Emekçilerin 130 yıl önce canlarıyla ödediği mücadele de kazanılanların bile tartıştırıldığı bir dönemi yaşamaktayız. Dünyada neo-liberal politikaların hedefi olan karın maksimum seviyeye ulaşması için emeğe yapılan saldırılar 130 yıl önceki boyutu da aşmış durumdadır. Yanı başımızda ki Türkiye’de kölelik yasası olan özel istihdam bürolarının kurulması meclis gündeminde, Kıbrıs'ın Güneyinde son yıllarda yaşanan ekonomik kriz emekçilerin ücretlerinin %30 oranında aşağı inmesini sağlarken, işsizlik %20’lerde seyretmektedir. Ülkemizde ise çalışan nüfusun %80'i özel sektörde güvencesiz, çok düşük maaşlara, sosyal güvence yatırımları dahi yatırılmadan çalışmaktadırlar. Çalışan nüfus mutsuz ve geleceğini görememektedir. Bugün içinde bulunduğumuz ay itibarı ile 4 çalışan evine ekmek götürmek için çabalarken, canından olmuştur. Geçen yıl bu rakam ise 13'tü. İşte tüm bu şartlar altında çalışanların ve emek kesiminin yarın emeğinin daha iyi bir karşılık bulması adına, daha iyi bir yaşam ve daha iyi bir ülkede yaşamak adına mücadele günüdür. Bugün tüm bu bahsettiğimiz sorunların iki toplum olarak Taksim Sahasında haykırma günüdür. Tüm bu kötü şartları aşacağımız nokta örgütlü bir emek mücadelesidir. Dolayısıyla tüm çalışan kesimleri, sendikalı veya sendikasız, örgütlü veya örgütsüz hayatını emeği ile kazanan herkesi bugün meydana bekliyoruz. 1 Mayıs'ın pazara düşmesi ve emeğin gücünün ortaya çıkmasından korkanların uydurduğu gibi bugün yeme-içme günü değildir. Sanırım mangal yakmak ve şeftali kebabı yemek bir hafta daha bekleyebilir. Ama emekçilerin örgütlü mücadelesi bize yani emekçilere çok kazançlar sağlayacaktır”

Başbakan Özgürgün: “Ülkedeki çalışma koşulları dünya standartlarında”

“1 Mayıs İşçi ve Bahar Bayramı” nedeniyle mesaj yayımlayan Başbakan Hüseyin Özgürgün, çalışma hayatının desteklenmesinin hükümetin öncelikleri arasında olduğunu kaydetti.
1 Mayıs’ın dostluk ve kardeşlik ortamında emek, demokrasi ve dayanışma şöleni şeklinde kutlanmasının önemine işaret eden Hüseyin Özgürgün, bu günün çalışma yaşamının iyileştirilmesi yönündeki görüşlerin ve düşüncelerin hayat bulmasına olanak sağlaması için de önemli olduğunu kaydetti. Ülkedeki çalışma koşullarının hak, hukuk ve özgürlüklerin dünya standartlarıyla uyumlu olduğunu da dile getiren Başbakan, koşulların ileriye taşınması adına çalışmaların sürdüğünü ve bunu memnuniyetle izlediklerini belirtti.
Başbakan Özgürgün, her alandaki gelişmede ve ekonomik kalkınmada emeğin ve üretimin ne kadar önemli olduğunun bilincinde olduklarını ifade ederek çalışma hayatının desteklenmesinin öncelikleri arasında yer aldığını vurguladı.

Çalışma Bakanı Ersan Saner: “Sağlık ve güvenliğin korunması çalışmaları süratle devam edecek”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hamza Ersan Saner, çalışanların sağlık ve güvenliğinin korunması, aynı zamanda demokratik bir şekilde örgütlenmelerinin önündeki engellerin kaldırılması yönündeki çalışmaların süratle devam edeceğini vurguladı. Bakan Saner, 1 Mayıs İşçi Bayramı nedeniyle yayımladığı mesajda, Bakanlığının çağdaş bir çalışma yaşamının sağlanabilmesi ve bu alandaki mevzuatın Avrupa Birliği mevzuatı ile uyumlu hale getirilmesine yönelik yasa çalışmalarına devam ettiğini kaydetti.