Asya Avustralya İşçi Sağlığı 24 Ocak Haberleri

EZİYORLAR AMA BASTIRAMIYORLAR
Çin'in Guandong eyaletinde Wu Rongpu’nun evini sabah erken saatlerde basan bir düzine polis, eşi Zhu Xiaomei’i gözaltına aldı. Eşi baskını “Evdeki her şeye basıp ezdiler” diye anlatıyor. 36 yaşındaki Xiaomei, işçi hakları aktivisti bir kadın. Çin devlet makamlarının dikkatini çekmesi, Guandong'a bağlı Panyu'daki faaliyetlerinden dolayı oldu. Bir ay gözaltında tutulduktan sonra “sosyal düzeni bozmak amacıyla örgütlenmek” suçlamasıyla resmi olarak tutuklandı. Yasalara göre bu suçun karşılığı azami yedi yıl hapis cezası.

Çin'in dünyanın ikinci büyük ekonomisi sırasına yerleşmesinde büyük paya sahip olan Guandong'da, ekonominin yavaşlaması ile birlikte işçi eylem ve protestoları artıyor. Sendikalar bu durumda devletin en büyük korkusunu temsil ediyorlar. Ekonomik hoşnutsuzluğun örgütlü bir siyasal harekete dönüşme olasılığı. İktidardaki ÇKP'nin Polonya'daki Dayanışma sendikası hareketi deneyimi üzerine çalıştığı da belirtiliyor. Kitlesel işsizliğe karşı sarfedilen milyarlarca doların yanı sıra, bir örgütlenme mecrası haline gelmemesi için sosyal medya sıkıca kontrol ediliyor.

Eşi Zhu'nun sadece işçilerin haklarını savunmasına yardım etmek istediğini söylese de, bu devlet nezdinde kurulu düzene karşı işlenmiş bir suç. Ve bu “suçlar” sayesindedir ki, sadece Ocak ayının ilk haftasında ülke çapında 60 grev meydana geldi.

Eşinin Zhu için tuttuğu avukatla görüşmesine izin verilmedi.  


VİETNAM BURJUVAZİSİ TPP'YE, İŞÇİLER GREVE
Vietnam'da bir ayakkabı fabrikasında yaşanan ilk kitlesel grevde, grevi örgütleyenlerden Do Thi Minh Hanh gözaltına alınmış, feci şekilde dövülmüş ve dört yıl tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılmıştı. Vietnam kapitalizmi ihracata yönelik üretim yapan fabrikalarda işçilerin kendi sendikalarını kurmalarına izin vermiyordu.

Fakat Obama'nın “21. yüzyılın ticareti”nin temeli diye pazarladığı ve küresel ekonominin yüzde 40'ı arasındaki ticareti liberalize eden TPP (Trans Pasifik Ortaklık Anlaşması) ile birlikte bu durum -tabii kağıt üzerinde ve asıl olarak emperyalist ülke firmalarının rekabet koşullarını gözeterek- değişiyor.

Vietnam'da sendikaların faaliyet çerçevesinin üretimi artırmak, işçileri temsil değil kontrol etmek olarak belirlenmesinden dolayı, grevler ancak yasadışı olarak yapılabiliyor. Bu durumda işçiler “müzakere değil gösteri” yapıyorlar.  İşçi hakları ile ilgili hayal bulutları yayan TPP konusunda öncü işçiler bu nedenle iyimser değil. Devlet mülkiyetindeki aktörler yerine uluslararası şirketlerle muhatap olacaklarını düşünüyorlar. TPP bünyesindeki en yüksek büyüme hızını yakalaması öngörülen -2030 itibariyle yüzde 10- geçen yıl yüzde 6,68 büyüme gerçekleştirdi. Fakat TPP yatırımlarını çekebilmek için bir dizi neoliberal reforma daha gitmesi gerekecek.


KAMBOÇYA'DA İŞÇİLER YENİ SENDİKA YASASINA KARŞI
Kamboçya'da hükümetin yeni sendika yasasının mecliste oylanması yaklaşırken sendikalar da işçi sınıfının aleyhine hükümlere karşı son bir hamle hazırlığında. Sendikalar hükümeti önerdikleri değişiklikleri gerçekleştirmemekle eleştiriyor. 

Yasa tasarısında uyuşmazlıkların -sendikaların istediği gibi- bağımsız bir iş mahkemesinde ele alınması söz konusu. Ancak sendika yöneticilerinin asgari 25 yaşında olması ve sendikalaşma için asgari 10 işçi sınırının koyulması gibi işçi aleyhine hükümler bulunuyor. En tartışmalı konu ise sendikaların greve gitmek için üyelerinin yeterli çoğunluğunun -yüzde 50 artı bir- aranması. Kamboçya Emek Örgütü başkanı Ath Thorn, bu hükmü aşırı kısıtlayıcı bulduklarını söylüyor. İşçiler, yasanın asıl amacının işçi haklarını ve sendikal faaliyetleri kısıtlamak olduğunu belirtiyorlar.  Kamboçya Sendikalar Konfederasyonu başkanı Chuon Mom Thol'un deyişiyle, “Değişiklik yapılmazsa son çare greve gitmek.”


HİNDİSTAN'DA UCUZ OTOMOBİL ÜRETİMİ İŞÇİ YAŞAMLARINA PATLIYOR
Singh, Hindistan'ın ucuz otomobil üretimi hedefini gerçekleştirmek için günde 3 dolara 12 saat oto parçası üretiminde çalıştırılan, çoğu geçici, binlerce işçiden biri. Her yerin pislik içinde olduğu fabrikada çalışan Singh, “Makineyi kullanma eğitimim yoktu ve benden bir günde çalıştırmamı istediler” diyor. Çalıştığı fabrikada Honda ve Yamaha motorları için parça üretiliyor. Singh'in eli makinenin arasında kalıp ezildi. Doktorlar elini yerine diktiler fakat 14 ayda üç ameliyattan sonra eli neredeyse felç durumunda. Fabrika yöneticisi ise şirketin yeterli eğitim almadan makineleri çalıştırmasına izin vermediğini ve yılda en fazla 1-2 kaza olduğunu söylüyor.

Singh'in ezilen ve artık kullanamadığı elinden ne Honda'nın Hindistan temsilciliğinin, ne Scooter India'nın haberi var. Yamaha ise bu konudaki sorulara yanıt bile vermiyor. Zira 2020 yılında dünyanın üçüncü büyük otomobil pazarı olması hedeflenen Hindistan'da milyonlarca kişi ilk otomobillerini 3000 dolardan daha ucuza alacak. Hindistan aynı zamanda General Motors ve Ford Motor'un low-cost ihracat merkezi konumuna geliyor. Hindistan'ın oto parçaları sektörü 2026'da beş katına çıkarak 200 milyar dolara yükselecek.

Küçük bir atölyede günde 2,5 dolara çalışan 30 yaşındaki Kamala adlı iki çocuk annesi işçi, “Benim hayatım bir cehennem. Umarım çocuklarım aynısını yaşamaz,” diyor.

İşte bu yüzden, otomobil sanayiinde her yıl çoğu 23 yaşın altında 1000'den fazla işçi yaralanıyor ya da yaşamını yitiriyor. Hangi sektörün yükseldiğini kan izlerini takip ederek bulabiliriz kuralı, burada da geçerli. 


CİZRE'DE İŞÇİLER ÖLDÜRÜLDÜ
Cizre'de devlet güçlerinin kuşatması altındaki kasaba ve köylerden gelen bilgiye göre, Cizre Belediyesi'nde çalışan DİSK/Genel-İş üyesi Mehmet Kaplan adlı işçi evinin önünde vurularak öldürüldü. Bir ay önce de yine DİSK üyesi Ramazan Uysal öldürülmüş ve üç işçi de keyfi olarak tutuklanmıştı. Kaplan'ın vurulduğu yerden almaya çalışanlar da kurşun yağmuruna tutuldu. Biri gazetece 10 kişi ağır yaralandı.

ITUC Genel Sekreteri Sharan Burrow, “Hükümetin başta gelen sorumluluğu bütün Türk vatandaşlarının hayatını ve vücut bütünlüğünü korumaktır,” dedi. “Bir kez daha sendikacılar işçi haklarını savunurken vurulmuştur. Gerçek adalet gecikmeksizin sağlanmalıdır.” ITUC Türk hükümetine aynı içerikte bir de mektup gönderdi.


Çeviren: Nilgün Güngör