İşçi olduğunu bilmeyen kadınlar

Evde çalışan kadınların emeği görülmez. Kadın, parça başına fabrikalara iş yapar, mağazalara kıyafetler diker, belki de danışmanlık hizmeti verir. TÜİK’in ev ekseninde çalışan kadın verilerine ulaşmak zordur. Bu veriler gerçeği de yansıtmaz. Çünkü çalışan kadın kendisini çalışıyor olarak tanımlamaz, dolayısıyla kayıtlara da geçmezler. Devlet, “siz zaten işçisiniz” diyor, ama kayıtdışı çalışmalarına da göz yumuyor.
 
Evlerinde maaşsız, sigortasız çalışan kadınlar, Ankara’da Ev eksenli Çalışan Kadınlar 2. Ülke Konferansı’nda buluştular. 2- 3- 4 Aralık tarihlerinde Eyüpoğlu Otel’de gerçekleşen konferans için kadınlar, ürettikleri reçeller, kazaklar, el işleri, salçaları, takıları, dantellerini de alıp, Ankara’ya geldiler. Neredeyse her ilden kadın vardı: Diyarbakır, Antalya, İzmir, Maraş, Erzurum, Ağrı... Hatta Bulgaristan, Makedonya ve Romanya’dan...
 
ÇATILAR EMEĞİN DE ÜZERİNİ ÖRTÜYOR
 
Örgütlenmek, ev eksenli çalışan kadınların görünür olabilmeleri için tek çıkar yol. Kendileri de bunun farkında ve bu yüzden biraradalar. Ev eksenli kadınlar çalışma grubu adına konferansın açılışında konuşan Nazik Işık, konuşmasına da “emek en yüce değerdir” sözüyle başladı ve “Damlar, çatılar, sadece aile içi yaşanan sorunların üzerini örtmüyor, aynı zamanda evdeki dışarıya ürün üretimini de önemsizleştiriyor” dedi.
 
Yapılan sunumlarda, kadını o çatı altında saklayanın ne olduğunu anlamak için üretim sürecine, ekonomik krizlere ve hükümet politikalarına bakmak gerektiği vurgulandı. Bunu da konferansın ikinci gününde yapılan bir sunumdan aktaralım. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nden Aile ve Sosyal Politikalar Uzmanı Şahin Metin sunumunda, ev eksenli çalışmanın 200- 300 yıllık bir geçmişi olduğunu belirtti. 1970 krizi sonrası çalışma yaşamında esnekleştirmenin yaygınlaştığını kaydeden Metin, 1980’lerde başlayan dönüşüm ve ihraca yönelik üretim sürecinin ev eksenli çalışmayı artırdığına dikkat çekti. Metin, durumu “Firmalar için ev eksenli çalışandan daha iyi bir kaynak yok. Çünkü bu çalışanlar örgütsüz” diye açıkladı.
 
YASANIN NE ÖNEMİ VAR!
 
Konferansta örgütlenme dışında, mevcut yasalar da değerlendirildi. 177 Sayılı ILO Sözleşmesi’nin ev ekseninde çalışan kadınların haklarını koruma altına almasına rağmen, iç hukukun evde çalışanların sağlıklarını korumadığına dikkat çekilen konferansta konuşan kadınlar, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na haklarının tanınması istemiyle gönderdikleri yazıya “Siz zaten işçisiniz” yanıtı aldıklarını aktardılar. Ancak kadınlar bu yanıta rağmen sendikaya üye olmak ve sendika kurmak konusunda problem yaşandıklarını ifade ettiler. Kamu Kesimi ve Ev Eksenli Çalışma panelinde Gülcan Kaçan, Bakanlığın “Siz zaten işçisiniz” cevabının devlet tarafından tanındıklarının ve muhatap alındıklarının bir göstergesi olduğunu söyledi. 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe girecek olan Yeni Borçlar Yasası’nda evde çalışan kadınların tanınacak olmasının da olumlu olduğunu belirten kadınlar, asıl önemli olanın tüm bu düzenlemelerin pratikte karşılığını bulması olduğunu vurguladılar. Kadınlar konferanstaki etkinlikler sonrası kamu politikalarına karşı nasıl bir tutum alacaklarını, yasalara ne gibi müdahalelerde bulunmaları gerektiğini açıklayacaklar. Tabii en önemlisi de örgütlenmek, sendikalaşmak için neler yapacaklarını belirleyecekler. 

 
EV EKSENLİ ÇALIŞMA NEDİR?
 
Evde veya evin civarında nakit gelir karşılığı yapılan iş, ev eksenli çalışmanın kapsamına giriyor. Yapılan işlere genellikle parça başı ücret ödenir. Bunlara parça başı çalışanlar denir. Bu işler, konfeksiyon, ayakkabı, elektronik, sigara veya tütsü yapımıdır. Ev eksenli çalışanların çoğunluğu kadınlardır. Yeni ortaya çıkan ve ev eksenli olarak tanımlanan çalışma türleri de var. Bunlar, ev pansiyonculuğu, bilgisayarda yazı yazma, danışmanlık yapma, seramik boyama gibi işlerdir. Ev eksenli çalışma fabrikalara iş yapma ve pazarlarda satış yapmak üzere ikiye ayrılır. Her gün ev eksenli çalışanlar da, bu listeye eklenen işler de artış gösteriyor. Yapılan işin de, ödemelerin de garantisi yoktur.