Güvencesiz ve baskı altında

Ev işçiliği denilince ilk akla gelen güvencesiz çalışma oluyor. Ev işçisi Suna Yıldırım’ın yaşadıkları da bunu doğruluyor. 15 günde bir Alev Y. isimli işverenin evine temizliğe giden ve tehlikeye rağmen işverenin zorlaması ile merdivene çıkarak camları silmek zorunda kalan Yıldırım, düşerek iki kolunu kırdı ve hastaneye dahi kendi imkanları ile gidebildi. Ayrıca, günlük alacağı para da kendisine eksik verildi. Yıldırım, olayın ardından savcılığa başvurarak mücadele etmeye karar verse de bu işi tekrar yapmaya devam edeceğini belirtiyor.

Ucuz emek ucuz yaşam

Ev işçileri, birçok eşitsiz, haksız, kötü muamele karşısında güvencesiz bırakılmaya devam ederken, iş mevzuatları kapsamına dahil edilmedikleri için istihdam ilişkilerine dair çoğu resmi düzenlemenin de dışında kalıyor. Uzun çalışma saatleri, ev işçilerinin yaşadığı en önemli sorunlar arasında yer almakta ve bu saatler cüzi rakamlarla ücretlendirilmenin yanı sıra taciz, psikolojik şiddet ve ağır iş temposunun beraberinde oluşan kronik hastalıklara yakalanıyor.

Ev İşçileri Dayanışma Sendikası (EVİD-SEN) Genel Başkanı Gülhan Benli ise Suna Yıldırım’ın bir simge olduğunu, yüzlerce hatta binlerce ev işçisi kadının aynı durumla karşı karşıya kaldıklarını söyledi. “Parmakları bile kesilse bu iş kazasıdır” diyen Gülhan, “İşveren önlem almadıysa yaşadığımız her şeyden şikayetçi olmalıyız” dedi.

Örgütlenme çağrısı

İşçi olarak görülmediklerini dile getiren Benli, “Sorunların hepsi 1 saat içerisinde çözülebilir ama bu sorunlar görülmüyor. Ölümler yaşadık, gittiğimiz yerde tacize uğruyoruz” diye konuştu. “Yasalarla güvencesizliği resmiyet altına alıyorlar” diyen Benli, “Kırık kollarımızla iyileştikten sonra yeniden ev işine geri dönüyoruz. Sigortamız yok, güvencemiz yok. Fazlasıyla mobbing yaşıyoruz” diye belirtti. Ev işçisi kadınlara çağrıda bulunan Benli, “Gelsinler örgütlensinler. Artık bir sendikamız var. Biz ancak birlikte güçlü oluruz. Haklarımıza sahip çıkıp, insani koşullarda çalışacak güzel bir hayat yaratalım” dedi.