Suriyeli Mehmet Kunduracı Mehmet Türkmen Mehmet…

Gündemimize ırkçı saldırılara maruz kaldıkları zaman giren Suriyeli işçiler, Kayseri’de Türkiyeli inşaat işçileriyle birlikte verdikleri mücadeleyle girdi. Yaptıkları eylem sırasında Türkçeyi kullanımıyla dikkatleri üzerinde toplayan Mehmet… Suriyeli Mehmet… Kunduracı Mehmet… İki çocuk babası Mehmet… Türkmen Mehmet’ten, kendi ülkesinin yoksulluğundan başka bir ülkenin yoksulluğuna uzanan hikayesini dinledik.

Suriye merkezinde kundura işçiliği yapan Mehmet, çatışmalar nedeniyle doğum yeri olan Halep’e gidiyor. Bir süre sonra ülkede yaşanan çatışma hali Halep’e de sıçrayınca ülkesini terk etmek zorunda kalıyor. Ve kısa röportajımıza, anlamı uzun sözüyle başlıyor: “Olan hep yoksula oluyor.”  

SURİYE’DE BİRLEŞİK MÜCADELE EDENLER KAZANDI!

Röportajımızın başlangıcında bugün yaşadığı sorunlardan önce Suriye üzerine konuşuyoruz. “Ne oldu Suriye’de?” diye soruyorum.  “Suriye o hale geldi ki parası olan yanına on, on beş adam alıp örgüt kuruyor” dedikten sonra devam ediyor: “Tüm ülkeler Suriye halkına yardım yaptığını söylüyor. Yalan. Bütün paralar sadece silahlı örgütlere gidiyor. Olan yine halka oluyor.”

ABD’nin dönem dönem Esad’a dönem dönem muhaliflere yardım yaptığını dile getiren Mehmet usta, “güce göre planlarını değiştiriyorlar. Türkiye’de muhaliflere çok destek gönderdi. Ama ne sağlam yapabildi ne eksik” dedikten sonra Türkiye’ye dair sözlerini “Ne Esad’ı devirebildiler ne de Suriye’den çıkabildiler” diye devam ettiriyor. Bu yapılan yardımların halkı birbirine kırdırtmaktan başka hiç bir şeye neden olmadığını anlatan Mehmet usta, “Rusya Esad’ı destekliyor. ABD güce göre davranıyor.  Bana kalırsa en son büyük ülkelerden biri ‘Demokrasi getiriyoruz’, ‘Sizi kurtaracağız’ sözleriyle ülkede hazıra konacaklar” diyor. Memleketlerinde ise tek kazançlı çıkanların Kürt halkı olduğunu söylüyor. “Kobanê mesela, birleştiler kazandılar. Esad’a, muhaliflere ve dış güçlere karşı açıkça kendilerini savunuyorlar. Birlik olan tek halk oraydı o nedenle Kürt halkı kazandı. Birleşenler kazandı” diye konuşuyor.

BÖCEKLERİN, PİSLİĞİN İÇİNDE

Kaçak sigarasını yaktıktan sonra Türkiye’de yaşadıklarını anlatmaya başlıyor: “Beraber aynı sorunları yaşıyoruz ama beraber mücadele etmiyoruz. Çocuklarımız Kayseri’nin çocuklarına yaklaştığında aileleri uzaklaşmasını söylüyor. Çocuktan ne olabilir ki? Oysa onlar da yoksul bizler de...”

“AKP Suriye’den gelenlere kira veriyor” sözünün yalan olduğunu söyleyerek, “Hele bir çalışmayıp parayı hazır etme abi, hemen kapının önüne koyarlar. Bazıları ise Suriyeli oldukları için parası olsa da evi kiraya vermiyorlar” diyor. Sonra  evlerini göstererek “Tüm Suriyeliler böyle evlerde yaşıyor. Böceklerin, pisliğin içinde” diyor. Bazı evlerde kırk beş kişi yaşadığını söyleyen Mehmet, devam ediyor: “Hele bir de kadınlar var ya eşleri savaşıyor ya da eşlerini savaşta kaybetmiş. En çok onlar zorluk çekiyor sığınacak yer bulma konusunda.”
 
SURİYELİLER BAYRAMA NASIL GİRİYOR…

Geçen sene bayram kapıya dayandığında “sadece yaşa” diyebilecek miktarda para aldıklarını söyleyen Mehmet’le hem bayram hem de çalışma koşulları üzerine konuşmamıza devam ediyoruz.

Herkes tarafından sıkça ifade edilen “Suriyeliler ucuz iş gücü olarak kullanılıyor” sözünün yerinde bir söz olduğunu söylüyor. “Benim komşum karton topluyor ona da müsaade etmiyor bazıları, durduk yere Suriyeli olduğu için topladığı kartonları yakıyorlar” sözleriyle komşusunun durumunu anlatırken, engelli olması nedeniyle çalışabilmesi, karton toplayabilmesi için arabanın şart olduğunu ifade ediyor.  Mehmet, “Komşuma araba sattılar. Önce parayı aldılar sonra gelip arabanın başkasının üstüne olduğunu söyleyip arabayı da aldılar” diyerek komşusunun dolandırıldığını, Suriyeli olması nedeniyle de hakkını arayamadığını kaydediyor. Mehmet ustanın “İşte bu koşullarda bayrama giriyoruz” sözlerinden bayramın hayatlarında ciddi bir gündem oluşturmadığını anlıyoruz.

SON SÖZ: BİRLİKTE MÜCADELE EDEN KAZANIR!

Halkların üzerine halktan başka herkesin konuştuğunu söyleyen Mehmet, “Irkçılık, milliyetçilik çok kötü, insanları böylelikle birbirine kırdırıyorlar” diye konuşuyor. Geçtiğimiz günlerde maaşlarını alamadıkları için Türkiyeli işçilerle birlikte eylem yapan Mehmet, “İşte böyle olmalı. Suriyeli, Türk, Kürt demeden işçiler yaşadığı sorunlara karşı birleşmeli. Biz birleştik hakkımızı almamız en fazla iki saat sürdü” diyor. Birleşenin her zaman kazanacağını özellikle tekrar vurguluyor. Tüm işçilere de, “Birleşelim. Suriye’de de yoksulluk var burada da. Tüm ülkelerde olan, yoksul işçilere oluyor. Suriye’den gelen zenginler yeni yerler açıyorlar (Mersin’de özellikle yoğun olduğunu söylüyor) onlar zengin olarak kalıyor ama oranın yoksulu buranın açı haline geliyor.” Mehmet ustanın son sözü ise şu: Birlikte mücadele eden kazanır.

OLMAYAN KONSOLOSLUKTAN BELGE İSTERLERSE…

Tüp fabrikasında çalışmaya başladığını, sigorta yapabilmesi için evrakların gerekli olduğunu söyleyen Mehmet, “Emniyete gittim, yabancı şubeye. Bana banka hesabı açmam gerektiğini söylediklerinde bankaya gittim orada bana ‘En az içinde de üç bin TL’ olması gerektiğini söylediler. Hayret ettim. Nereden bulabilir ki bizim gibi durumda bir insan. Adamın birisi bana yardımcı oldu kendi parasını geçici süre ile hesabıma yatırarak hesap açmaya çalıştı. Hallettik yani bir şekilde. Sonra bir belge kaldı. Emniyete gittim ‘Nedir bu belge?’  diye sordum ‘Suriye’deki Türkiye konsolosluğundan getir’ dediler. Oysa Türkiye konsolosluğu Suriye’de dört yıldır yok” diyor.  Bunu söylediğinde ise neredeyse içeri atacaklarını söyleyen Mehmet, “Sonra o iş olmadı ben de çiftlikte çalıştım. Boya alçı işleri yaptım, saman taşıdım. Yapmadığım iş kalmadı anlayacağın” diyor.

YA ÇOCUKLAR…

Babalarının kaşlarının eğikliğine neden olan dertlerin farkında olmayan çocuklar… Röportajımız süresince anlatılan onca soruna rağmen sürekli gözümüzün içine bakıp kendi aralarında tatlı, bizi geçmişimize, çocukluğumuza götüren gülüşmeleri… Gülüşmeleri nedeniyle Mehmet Usta, “Çocuk olasım geliyor. Onlara hayat bedava” diyor. Bugün nasıl kendileri sorunlarla boğuşuyorsa yarın da çocukların sorunları yaşayacağını ya da sorun olduğunu anlamaya başlayacaklarını düşünüyor. “Bu çocukların en fazla yapabildiği karton toplamak. Peki, nereye kadar” diyerek çocuklarının geleceğinin karanlık olduğunu, göremediğini söylüyor.