Kadınlara güvence uzak, emeklilik hayal

Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi (KEİG) Platformu, sosyal güvenlik sistemini kadınlar açısından inceleyen bir bilgi notu yayımladı.

Hazırlanan bilgi notunda Türkiye'deki sosyal güvenlik sistemi anlatılırken, 1999 yılından başlanarak yapılan yasal değişikliklerle kadınların yaşadığı hak kayıpları aktarıldı. Son bölümde ise kadınların sosyal güvenlik sistemindeki konumları, toplumsal cinsiyet eşitliği açısından değerlendirildi.

Derlenen bilgi notunda, ilk olarak 1999, ardından 2008 yıllarında gerçekleştirilen yasal değişikliklerle emeklilik yaşı ve prim ödeme süresinin yükseltildiği, bunun da çalışmaları evlenme, çocuk bakımı gibi sebeplerle çoğunlukla kesintiye uğrayan kadınların emekliliğini çok zorlaştırdığı belirtildi. Ayrıca, emekli olunsa dahi, emeklilik aylığının miktarı çalışılan süredeki maaşa bağlı olduğundan, 2008'den sonra asgari ücretle çalışan işçilerin emeklilikte asgari ücretin dahi altında maaş alacakları ifade edildi.

Buna karşılık kadınlara "toplu para ödeyerek prim sürelerindeki boşlukları doldurma imkanı" olarak sunulan doğum borçlanmasının ise, kanunda oldukça ayrıntılı kriterlere ve şartlara bağlanarak zorlaştırıldığı ve kadınların çoğunun bu parayı ödemesinin mümkün olmadığı vurgulanıyor.

Yasaya göre başka birinin bakımına muhtaç ağır engelli çocuğu bulunan kadın sigortalıların emeklilik yaşı düşürülse de bunun sadece kadınlara uygulanmasının toplumda bakım sorumluluğunu kadında gören geleneksel bakış açısının devamı olduğu vurgulandı.

İSTEĞE BAĞLI SİGORTA KADINLARI GÜVENCESİZ BIRAKIYOR
Bilgi notunda kişilerin kendi istekleri doğrultusunda prim ödeyerek sigortalı olması şeklinde açıklanan isteğe bağlı sigortalılığın koşullarının ağır olduğu ifade edildi. Bu sebeple, başta kadınlar olmak üzere isteğe bağlı sigortalılığa talebin giderek düştüğü verilen rakamlar üzerinden açıklandı.

EVDE ÇALIŞAN KADINLAR İÇİN SOSYAL GÜVENCE YOK
2014 yılında geçirilen torba yasa ile ev işçileri arasında "10 günden az-10 günden fazla çalışan" ayrımı getirildiği belirtilirken, ev işçilerinin sigortalanması için gerekli işlemlerin çok zor olduğu ve işverene konuyla ilgili herhangi bir teşvik yapılmadığı aktarıldı. Yasada evde üretim yapan kadınlar için 2011 yılı itibariyle 18 gün prim yatırıp 30 günlük sigortalı sayılmaları sağlansa da, ev eksenli çalışanların geliri çok düşük olduğundan primleri ödemenin mümkün olmadığı vurgulandı.

KADININ EV İÇİ EMEĞİ GÖRÜNMÜYOR
Bilgi notunda, kadınların hane içinde ücretsiz olarak yaptıkları ev ve bakım işlerinin görünmezliği nedeniyle işçi sayılmadıkları kaydedildi. Sistemde "ev kadını" olarak geçen bu kadınların ancak sigortalı çalışan eşi, babası ya da çocuğu ile ilişkilendirilerek "bağımlı/bakmakla yükümlü olunan kişi" ya da "dul, yetim" şeklinde değerlendirilerek "hak sahipliği" statüsünde görüldüğü ifade edildi.

Bilgi notunun değerlendirme bölümünde, kadınların hala toplumda üretime katkıda bulunan kişiler olarak değil, ailenin erkek bireylerine bağımlı olarak görüldüğü belirtilirken, bu bağımlılık ilişkisi üzerinden sağlanan sosyal güvencenin düşüklüğü ise bir sorun olarak ayrıca vurgulandı.

Sosyal güvenlik sisteminin kadınların hane içinde ve dışında yaptıkları işlerin birçoğunu görmezden geldiği belirtilirken, yalnızca isteğe bağlı sigortalılığın mümkün kılındığı, bunun da kadınları güvencesiz hale getirdiği ifade edildi. Ayrıca, ücretsiz aile işçisi ya da kayıtdışı olarak başka alanlarda çalışan kadınların resmi işgücü istatistiklerine dahil edilirken, sosyal güvenlik sistemi içine alınmadıkları da belirtildi.

Kadınların bağımsız bir şekilde ayakta kalmalarını sağlayacak yeterli istihdam fırsatlarının geliştirilmediği belirtilirken, bu sebeple kadınların evlenmeye teşvik edildiği ifade edildi. Bilgi notunda sosyal güvenlik mevzuatının toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısıyla yeniden düzenlenmesi gerekliliği de vurgulandı.