Göçmen işçilerin kitlesel sürgünü

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Suudi Arabistan’da göçmen işçilere dönük 2013 yılından beri uygulanan sert göçmen politikasıyla ilgili bir rapor yayımladı.

36 sayfalık bu rapor Suudi Arabistan’dan ülkeleri, Yemen ve Somali’ye sınır dışı edilmeleri sırasında ciddi ihlallere maruz kalan altmış göçmen işçi ile yapılan röportajlardan yararlanarak oluşturuldu*. Genel olarak sınır dışı edilmeleri sırasında fiziksel şiddete maruz kaldıklarını ve gözaltı koşullarının kötü olduğunu belirten işçilerden bazıları ise Suudi yetkililerin gelişigüzel bir şekilde kişisel birikimlerine el koyması nedeniyle ülkelerine gıda veya ulaşım masraflarını karşılayacak güçten yoksun şekilde dımdızlak gönderildiklerini ifade etti.

Suudi Arabistan’ın geçen bir buçuk yılda yüz binlerce göçmeni sınır dışı ettiğini ifade eden, HRW Ortadoğu ve Kuzey Afrika Yöneticisi Sarah Leah Whitson gerekli olan yaklaşımı şöyle özetledi: “Suudi Arabistan, kaçak veya resmi olup olmasına bakmaksızın tüm göçmen işçilere saygılı ve anlayışlı davranmalı, onların sınır dışı edilme durumuna itiraz edebilme hakkının da dahil olduğu bir yasal süreci temin etmelidir.”

SINIR DIŞI ETMEDE YEMEN KRİTERİ

Suudi Arabistan, bu yılın mart ayında Suudi yönetiminin de dahil olduğu Yemen’de artan çatışmalar nedeniyle Yemenli işçilerin sınır dışı edilmelerini durdurdu. Nisan ayında da tüm kayıt dışı Yemenlilere altı aylık ülkede yaşama ve çalışma izni veren yenilenebilir vize hakkı tanıdığını duyurdu. Bu hak sadece Yemenli göçmen işçilere tanındı. 

HRW ise Suudi Arabistan yönetimine yaptığı çağrıda insan haklarına saygılı bir tehcir politikası uygulayabilene kadar Yemenli veya değil tüm göçmen işçileri sürgün etmekten vazgeçmeye davet etti. 
Röportaj yapılan işçilerden hiçbiri, iltica başvurusuna veya sürgüne direnmelerine izin verilmediğini ifade etti. Ne yazık ki Suudi Arabistan’da, göçmenlerin geri döndükleri takdirde özgürlüklerinin veya yaşamlarının tehdit altında olacağı yere gönderilmeye direnebilecekleri bir iltica politikası uygulanmıyor.

YEMENLİ İŞÇİLERİN KİTLESEL GÖÇÜ

Suudi yönetimi, 2013 yılının hicri takvime göre ilk günü olan 4 Kasım’da polis ve çalışma bakanlığı yetkilileri eliyle kayıt dışı göçmen işçilere yönelik yerlerini belirleme, gözaltı ve ardından sınır dışı etmeye dönük sert uygulamalara başladı. Öncesinde, nisan 2013’de iş kanununda yapılan değişiklikle bu politikaya yasal zemin hazırlandı. Değişiklikle beraber polise ve ilgili yetkililere, belirli bir işveren için çalışmayanları tutuklama ve sınır dışı etme izni de dahil olmak üzere kayıt dışı göçmen işçilere dönük iş kanununu uygulama izni verildi. Bu kapsamda ev ve işyeri baskınları yapıldı, polis noktalarında kimlik kontrolleri yapıldı. Bunun sonucunda uygulamanın ilk iki gününde 20 bin işçi gözaltına alındı ve bu böyle sürüp gitti. Arab News gazetesinin 14 Aralık 2014 tarihli haberine göre uygulamanın ilk kırk gününde ülke çapında 108 bin 345 göçmen işçi gözaltına alınırken bunlar arasından 90 bin 450 kişi sınır dışı edildi. Nisan 2014’te İçişleri Bakanlığının açıkladığı rakamlara göre geçmiş altı ayda 427 bin kayıt dışı yabancı sınır dışı edildi. 

Tuval sınır kapısında, sürgün edilen Yemenlilere insani yardım sunan Uluslararası Göç Örgütünün (IOM) hesabına göre ise haziran 2013 ve kasım 2014 tarihleri arasında sadece Yemenli 613 bin 743 işçi sınır dışı edildi. 

Suudilerden, Yemenli işçilere dönük benzer bir tutum 1990-91 yıllarında da yaşandı. Irak’ın Kuveyt’i işgalinde, Yemen’in Irak’ı destekler tutumu nedeniyle o dönemde 750 bin Yemenli işçi krallıktan sürgün edildi.

* Araştırma, Kasım 2013-Şubat 2014 tarihleri arasında 60 göçmen işçi ile görüşülerek hazırlandı ve mayıs 2015’te rapor olarak yayımlandı. 

(Çeviren: İlyas Coşkun)

2015’TE, 5 AYDA 300 BİN SINIR DIŞI

2015 yılının ilk çeyreğinde kayıt dışı göçmenlere dönük uygulamalar devam etti. Suudi yetkililerin 23 Mart’taki açıklamasına göre geçmiş beş ayda 300 bin kişi sınır dışı edildi. Bu neredeyse günde 2 bin kişinin sürgün edildiği anlamına geliyor. 

Etiyopya ve Yemen’den gelen göçmenlerin çoğu iş bulmak umuduyla Suudi Arabistan’a gerekli izinleri olmadan, yani kaçak olarak Yemen sınırından geçiş yapan işçilerden oluşuyor. Ancak bazıları da, yasal olarak çalışmaya başladıkları işteki kötü koşullar nedeniyle oradan kaçarak başka iş aramaları üzerine kaçak işçi durumuna düştüğünü belirtiyor. Suudi Arabistan’daki kefalet sistemi* nedeniyle çoğu göçmen işçi, işverenleriyle anlaşmaksızın iş değiştiremiyor veya ülkeden ayrılamıyor. Bu sistem nedeniyle işçiler hak ihlallerine veya istismara karşı korumasız kalıyor. 

HEM POLİSTEN HEM SİVİLDEN ŞİDDET GÖRÜYORLAR

Röportajlarda işçiler, polisler kadar sivil vatandaşlardan da şiddet gördüklerini ifade etti. Suudi yönetiminin bu sert politikaları özellikle kasım 2013’te vatandaşların polislerle birlikte mahallelerindeki göçmenlere dönük fiili saldırılarına da zemin hazırladı. Saldırıların en yoğun olduğu 9 Kasım’da şiddetin adresi Riyad’ın güneyinde yer alan, çoğunluğu Etiyopyalı göçmenlerin yaşadığı Manfouha semtiydi. HRW’ye konuşan Manfouha sakinleri, olaylar sırasında en az üç Etiyopyalı işçinin öldürüldüğünü söyledi. 

Gözaltı sırasında kötü beslenme ve sağlıksız koşullarda tutulduklarını ifade eden göçmenler arasında, gardiyanlardan dayak yediğini belirtenler de oldu. Yemenli bir göçmen işçi gözaltında başına gelenleri şöyle anlattı: “İnsanları sınır dışı etmeye başladıklarında Cidde’de çalışıyordum. Uygulamadan korktuğum için kendin teslim oldum. Beni Briman cezaevinde 15 gün boyunca tuttular. Bazen yemek verirlerdi ancak bu çok yetersiz olurdu. Mahkumlar yemeği paylaşmak için kavga ederdi. Sağlık hizmeti yoktu. Bazen de bizi kemerleriyle döverlerdi.”

Cizan bölgesinde yasa dışı olarak çalışırken Kasım 2013’de yakalanan ve sınır dışı edilen başka bir Yemenli de yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Nezarethane koşulları kötüydü. Tuvaletler temiz değildi ve kabinleri birbirinden ayıran engeller yoktu. Telefonlarımızın bataryalarını ve sim kartlarını aldılar, direnenleri ise kablolarla dövdüler.” 

 *Buna göre Suudi Arabistan’da çalışma izni alabilmek için Suudi yahut ülkede çalışan yabancı bir firmadan kefalet alınmalıdır. Kefalet sitemine göre ülkeden çıkış, ev kiralama, banka hesabı açtırma, hastanede tedavi gibi işlemler kefil olan kişinin izni ile yürütülmelidir.

GÖÇMENLERE YÖNELiK iNSANi BiR POLiTiKA!

HRW’ye göre Suudi Arabistan yönetiminin hızla atması gereken adımlar ise şunlar:

Suudi Arabistan kitlesel sürgünlere bir an önce son vermeli ve gelecekte olası sınır dışı etme vakasında, kişinin geri dönüş koşullarının bireysel değerlendirilmesinin esas alınmasını garantiye almalı. 
Binlerce işçiyi kayıt dışı hale getiren çalışma yasalarını değiştirmeli, hak ihlallerine maruz kalan işçilerin işlerini değiştirebilmelerine izin vermeli. Mültecilerle ilgili uluslararası anlaşmalara imza atmalı, yine uluslararası anlaşmalarla uyumlu mülteci yasası oluşturmalıdır. Kendi ülkelerinde belki de işkence riski ile karşı karşıya olan yabancılar için adil iltica prosedürü tesis etmelidir. 

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine göçmen ve sığınmacıların durumunu saptamak ve mültecilerin Suudi Arabistan’a uyum sağlamasını temin etmek de dahil, sağlam çözümler sunma konusunda yardım etmesine izin vermelidir. 

Suudi hükümeti, yasa dışı göçmenleri sınır dışı etme konusunda meşru otoritedir. Fakat uluslararası anlaşmalara uymalıdır ki böylece geri gönderildiğinde gerçekten risk altında olacak kişileri sınır dışı etmemeli ve göçmenlere her zaman haysiyetle yaklaşmalıdır. Göçmenlere iltica fırsatı sunulmalı, olası korunma ihtiyaçlarına özen göstermelidir. 

“Göçmenlere karşı uyguladıkları yasalar ki, işçileri kayıt dışına iten hak ihlallerini de özendiriyor” diyen Whitson esas soruna şu sözlerle dikkat çekiyor: “Suudi Arabistan, sistematik hale gelen hak ihlallerini emek piyasasından kökünden söküp atmadıkça, kayıt dışı istihdam sorununu asla çözemeyecek.”