Save the Children’dan Gemma Parkin: AB, binlerce çocuğu ölüme mahkûm etti!

NEDEN?

Geçen ayın sonunda yaşadığımız iki büyük facia bütün dünyanın gözünü göçmenlerin üzerine çevirdi. Libya’dan dört botla denize açılan ve Sicilya Kanalı üzerinden Avrupa’ya ulaşmak isteyen en az 300 kişi, teknelerin alabora olması sonucu can verdi. Ardından ise Libya açıklarında batan teknede en az 800 kişinin öldüğü belirtiliyor. Uluslararası yardım kuruluşu Save the Children’dan (Çocukları Kurtarın) Gemma Parkin, önceki hafta Sicilya’da bu kazadan kurtulan 28 kişiyle beraberdi. Parkin, yıllardır onlarca facianın yaşandığı Akdeniz sularında göçmenlerin verdiği ölüm kalım savaşının en yakın tanıklarından biri.


SAVAŞTAN VE ZULÜMDEN KAÇIYORLAR

>>Özellikle medyada göçmenlerin “kaçak” ya da “yasa dışı” şeklinde tanımlandığını görüyoruz. Oysa sizin de anlattığınız gibi onlar hayatta kalmak için geliyorlar.  O halde yasa dışı olan ne?
Gelen göçmenlerin çoğu bizim deneyimlerimize göre Suriye, Somali ve Eritre’den geliyorlar. Gambia yine göçmenlerin çokça geldiği başka bir ülke. Bu ülkelerde insanlar savaştan ve zulümden kaçıyorlar ve sığınma istiyorlar. Bir de ekonomik nedenlerle gelenler var. Bunlar umutlarını yitiren ve yoklukla yüz yüze kalan insanlar.  

 
>>Saydığınız ülkelerin hepsi ama özellikle Suriye, yaşananlarda Avrupa’nın sorumluluğunu akla getiriyor. Ne yapılmalı?
Suriye’nin çevre ülkelerinde  4 milyon Suriyeli göçmen yaşıyor. Hangi ülkenin ne kadar göçmene ev sahipliği yapabileceğini ortaya koymak lazım. Çünkü çocuklar, bütün çocuklukları boyunca bir göçmen kampında yaşayamazlar. Ülkelerin alabilecekleri göçmen sayısı kendi nüfuslarına ve ekonomik güçlerine bağlı olarak belirlenmeli. Birleşik Krallık, Japonya ve Avustralya gibi ülkelerin yeterli sayıda göçmen aldıklarını düşünmüyorum.  Almanya, 20’den fazla Suriyeli göçmen aldı. İngiltere 500 aileyi yerleştirmeye söz verdi ama buna rağmen sadece 150 aile aldı.
 
 
2. DÜNYA SAVAŞI'NDAN BERİ EN KÖTÜ DURUM

>>Türkiye’deki Suriyeli göçmenlerin durumuyla ilgili bilginiz var mı?
Suriyeli göçmenlerin çoğunun acı çektiğini biliyorum. Türkiye, Lübnan, Ürdün  gibi çevre ülkelerin göçmenler için iyi koşullar sağlamasını bekleyemezsiniz. Varsıl değiller çünkü. Şu anda Lübnan nüfusunun yüzde 25’i Suriyeli göçmenlerden oluşuyor. Oysa yeterli maddi kaynak ya da okul yok.  Kamplarda ve şehrin belirli bölgelerinde yaşam devam ediyor ama bu sürdürülebilir bir çözüm değil. Dünya göçmenler açısından İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en kötü durumu yaşıyor ve bu krize bir çözüm bulmamız gerekiyor.
 
 
>>Geçen hafta Sicilya’daydınız ve 800 kişinin öldüğü kazadan kurtulan 28 kişiyle görüştünüz. Neler gözlemlediniz?
850 kadar yolcunun olduğu kazadan yalnızca 28 kişi kurtuldu. 100 kadar çocuğun öldüğünü tahmin ediyoruz. Kadınlar ve çocukların içeride kapalı tutulduklarını, bu nedenle ilk boğulanlar olduklarını anladık. Kurtulanlar sadece erkeklerdi.  Yaşları 18’in altında dört erkek çocuk vardı.
 
 
>>Çocukların durumu nasıl?
İkisi Somalili. İkisi Bangladeşli. Dördü de yolculuğu tek başına yapmış. Sicilya’ya deniz yoluyla gelen göçmenlerin yüzde 10’u kimsenin eşlik etmediği çocuklardan oluşuyor. Somalili çocuklardan biriyle görüşme yaptık. Çok trajik bir hikâyesi vardı. Bu seyahati tek başına yapması için ona anne ve babası yardımcı olmuş.  Ailesi insan kaçakçılarına yolculuğun ilk kısmı için para ödeyebilmiş. Bu nedenle çocuk, yolculuğun ikinci yarısı için para ödenene kadar, tam dokuz ay Libya’da beklemiş. Trablus’un kenar mahallelerinden birinde bir evde kalmış. Gözleri önünde, sayısız çocuk açlık ve susuzluktan ölmüş. Kaldığı yerde göçmeyi bekleyen 100’den fazla insan varmış. Bu kişilere çok az yiyecek ve çok uzun aralıklarla su veriliyormuş.
 
 
>>Kaza anında neler yaşamışlar? 
Kaçakçılar tekneye mümkün olduğu kadar çok kişiyi dolduruyor. Bu nedenle insanlar adeta paketlenmiş gibi gidiyorlar yol boyunca. Elbette denizin ortasında bu şekilde gitmek onları çok korkutmuş. Tekne su almaya başladığı andan itibaren ise çok büyük bir telaş başladığını söyledi. Her yerde kurtarma gemilerini gördüklerini anlatıyor… 850 kişinin bulunduğu gemiden kurtulan bu çocuklar çok şanslı bir azınlığa mensuplar... Bu onlar için çok büyük travma, ancak görevli arkadaşlarımız güvende ve iyi olmaları için çalışıyorlar.
 
 
>>The Guardian’a yazdığınız bir yazıda, insan kaçakçılarının göçmenlerin üzerine benzin döküp yaktığını yazmıştınız… 
Evet, bunu da çocuklar anlattı. Kaçakçı gruplar, göçmeye çalışan insanları birbirlerine devrediyorlar. Mesela yolculuk Somali’den, Eritre’den başlıyor, buradaki kaçakçılar sizi Libya’dakilere veriyorlar. Buradan da tekneye bindiriyorlar. Bazı çocuklar bu seyahatlerde bindirildikleri kamyonetlerde kurallara uymayan ya da konuşanlar olunca bu şekilde öldürüldüklerini anlattı. Evet, üzerine petrol püskürtülüp yakılanlar olduğu söylendi. Kadınların bu kamyonlarda rutin şekilde tecavüze uğradığını ve taciz edildiğini biliyoruz. Somali’den bir oğlan çocuğu kaçakçıların bütün kadınlara tecavüz ettiğini, bunların arasında yedi aylık hamile bir kadın olduğunu anlattı. Tecavüzün akabinde kadın intihara kalkışmış, diğer göçmenler engel olmuş. Kendini suçluyormuş olanlar için, ‘Senin suçun değil’ demişler, intihardan vazgeçirmişler ama ölümler seyahat boyu devam etmiş.  Çocuklar tekneden indiğinde onları karşılayan Save the Children ekibi, uzun zaman sonra onlara kibar davranan ilk kişi oluyor. Hatta bazıları yıllar sonra ilk kez kendi dilini konuşan birini görüyor.    
 
 
>>Aileler çocukları neden tek başına gönderiyor?
Çocuklarının hayatta kalmayı başarıp Avrupa’ya gidebilme ihtimali için bütün umutları üzerine kumar oynuyorlar. Çünkü o çocukların geride bıraktıkları hayatta, bir gelecekleri yok. Ölümle yüz yüzeler, eğitim alamıyorlar; yani gerçek bir hayatları yok. 
 
 
>>Gelenler nedenlerini nasıl açıklıyorlar?
‘Sadece insan olmak istemiştim’ diyenler var. Ya da Gazze gibi yerlerden gelenler mesela ‘Kurşunların altında daha fazla yaşamak istemiyordum’ diyorlar. Hayatları üzerine kumar oynuyorlar çünkü kendi ülkelerinde zaten çok da fazla yaşama şansları yok. Eğitim ya da sağlık gibi temel hizmetleri alma şansları dahi olmayan ülkeler var. Bazıları da para kazanarak geride kalanlara biraz daha iyi bir hayat yaşatmak için ülkesini terk ediyor.


POLİTİKACILAR ÜZERİNDE BASKIMIZI SÜRDÜRMELİYİZ

>>Mare Nostrum programı  durdurulduğunda çok çarpıcı bir uyarı yapmıştınız, politikacılar dinlemediler. Şimdi yaptığınız bu uyarılara ne kadar kulak asılacak? 
Save the Children, geçen yıl Mare Nostrum’un bütçesinin kesilmesi kararının binlerce çocuğu ölüme mahkûm ettiğini ve bu karardan dönülmesi gerektiğini söyledi.  Karar trajik olarak yüzlerce ailenin canına mal oldu. 

Bu bakımdan odaklanmamız gereken arama kurtarma bütçesini artırmak. Fazla sayıda alınacak botla devamlı devriye faaliyeti göstermek birçok insanı ölümden kurtaracaktır.  İhtiyacımız olan şey Avrupa Birliği karasularında kurtarma faaliyetlerine ait fonun kesilme kararından dönülmesi ve arama kurtarma faaliyetlerinin mümkün olduğunca artırılması. Ancak operasyon bölgesinin tanımlanması da önemli, çünkü AB sularını operasyon bölgesi olarak alırsanız Libya açıklarında batan gemiyi kurtaramazsınız. 

Geçen ayın sonunda yaşadığımız iki felaket sonrası toplum ciddi tepki gösterdi.  Bence bu, politikacıları utandırarak doğru yöne doğru hareket etmelerini sağlayabilir. Aynı şekilde Mare Nostrum da 2013’teki çifte trajedinin üzerine gelmişti, iki ayrı kazada 600 kişi ölmüştü. Bence haziran ayındaki toplantı yaklaşırken, Avrupa Birliği politikacıları üzerindeki baskımızı sürdürmeliyiz.