Çocuk işçilik: Sömürünün en ağır biçimlerinden biri

Türlü sömürü biçimlerinde olduğu gibi çocuk işçilik ve çocuk işçi ölümlerinin de kaynağı emperyalist-kapitalist sistemdir. Çocuklara ağır fabrika koşulları, savaşlar, taciz-tecavüz, uyuşturucu ve fuhuş bataklığından başka yaşam alanı açmayan bu kokuşmuş düzene karşı kurtuluşun tek umudu devrimci mücadeledir.

“Bir çocuk işçi direnir,

  Sağ gövdesi tam anlamıyla abluka içinde.

  Karaya oturmuş düşleri

  Beyaz dişlerinin saydamlığında..”

 Cihan Balcıoğlu

“Sanayinin kapitalist temel üzerinde hızla gelişmesi emekçi yığınların yoksulluk ve sefaletini toplumun bir yaşam koşulu haline getirmiştir. Sanayi devrimi ile fabrika sistemindeki gelişme ve onunla beraber tarımdaki devrim ve diğer sanayi kollarındaki üretim değişmekle kalmamış bunların niteliklerini de değiştirmiştir. Böylece çocuklar (ve kadınlar) iş bölümünün olanaklı olduğu her yerde makine olsun olmasın geniş üretim kollarında, evlerde, tarım işletmelerinde, küçük işyerlerinde ucuz iş gücü olarak kullanılmaya başlanmıştır. Aynı zamanda çocukların (ve kadınların) ucuz iş gücü kapitalistlerin rekabet gücünün en önemli dayanağını oluşturmuştur.” (Kadın ve Aile – Marx-Engels-Lenin)

Çocukluk ve işçilik.. Bu kapitalist düzen içerisinde ikisinin de “ayrı ayrı yeri” olan özel sömürü biçimleri. Kapitalist düzende çocuk olmak sermayenin çarkları arasında, savaşlarda ve türlü şekillerde ölüm demektir. Yine bu düzende işçilik ise dünyayı yaratmanın en ağır şekilde cezalandırıldığı kölelik biçimidir. İkisinin birleşmesi ise sömürünün ve köleliğin boyutlarını kat be kat arttırmaktadır.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre 18 yaşından küçük her birey çocuk kabul edilmektedir. Buna rağmen Uluslararası Çalışma Örgütü ise 15 yaşın altındaki çalışanlara çocuk işçi, 15-24 yaş grubunu genç işçi olarak kabul etmektedir.

Dünya
Uluslararası çalışma örgütlerinin raporlarına göre dünya genelinde 1 milyar 600 milyon civarı birey çocukluk döneminde. Bunların 300 milyon kadarı çocuk işçi.

UNICEF tarafından hazırlanan raporlara göre dünya genelinde 5-17 yaşları arasında yaklaşık 300 milyon çocuk çalıştırılıyor. Bu 300 milyon çocuğun 171 milyonu maden ve taş ocakları gibi çok ağır ve kötü koşullarda çalışmaya zorlanıyor. Dünya genelindeki çocuk işçilerin 120 milyonu “tam gün” çalışıyor. Çocuk işçilerin yüzde 61'i Asya, yüzde 32'si Afrika ve yüzde 7’si ise Latin Amerika ülkelerinde.

Çocukların oransal olarak en fazla çalıştığı kıta Afrika. Bu kıtada çocukların yaklaşık yüzde 41’i çalışıyor. Asya’da yaşları 5-14 arasında değişen 127.3 milyon çocuk işçi çalıştırılıyor. Afrika’da 4.8 milyon çocuk işçinin üçünden biri 15’inin altında. Latin Amerika, Afrika ve Pasifik ülkelerinde yaklaşık 17.4 milyon çocuk işçi var. Dünya genelinde çalışan çocukların yüzde 15’i Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da bulunuyor. Dünyadaki çocuk işçilerin yüzde 70’i tarım sektöründe çalıştırılıyor, ILO’ya göre 12-17 yaş grubu 283 milyon çocuk, çalıştığı için okula devam edemiyor. “Gelişmiş ülkeler” nispeten iyi durumda olsa da halen bu sorunu çözebilmiş değil. Örneğin AB üyesi İtalya’da resmi rakamlara göre 14 yaşından küçük çalışan çocuk sayısı 300-500 bin arasında değişiyor.

 ILO’nun raporlarına göre dünya genelinde 60 milyon çocuk, fuhuş, uyuşturucu kaçakçılığı, kölelik gibi “kabul edilemez” alanlarda zorla çalıştırılıyor. Dünya genelinde 10 milyon kız çocuğunun fuhuş sektöründe çalıştığı tahmin ediliyor. Dünya genelinde çocuk işçilerin yüzde 80-90’ının kayıt dışı olduğu tahmin ediliyor.

Türkiye
Türkiye’de yaklaşık bir milyon çocuk işçi var. Çocuklar ağırlıklı olarak tarım sektöründe çalıştırılıyor. Oransal olarak baktığımızda çocuk işçilerin %60’ı tarım, %20’si sanayi, %20 si ise ticaret ve hizmet sektöründe çalıştırılıyor.

Asgari ücretin açlık sınırının bile altına düştüğü ülkede çocuklar ev ekonomisine katkı sunabilmek için çalışmak zorunda kalıyor. Sömürünün katmerlenmesinde yine devletin çeşitli kurumlarının yoğun çabası var. M.E.B ile sermayenin ortak çalışmasıyla çocuk işçi sömürüsü “staj” uygulaması ile okullarda mecburi hale getiriliyor. Asıl amacın sermayeye ucuz işgücü temin etmek olduğunu saklayamadıkları bu uygulamalar, çocuk işçi ölümlerinin de artışının önünü açıyor. 2013 yılında Türkiye'de 59 çocuk işçi, 2014’ün ilk sekiz ayında ise 39 çocuk işçi hayatını kaybetti. Çocuk işçilerin 25’i tarım, 8’i metal, 8’i ticaret, 6’sı inşaat, 4’ü tekstil, 2’si gıda, 1’i kimya, 1’i maden, 1’i çimento, 1’i iletişim ve 2’si genel işlerde çalışıyordu. Plastik enjeksiyon makinesinde sıkışarak can veren 13 yaşındaki kimya işçisi Ahmet Yıldız’ın hastaneye trafik kazası geçirdi diye götürülmesi ve patrona açılan davada 24 taksite bölünerek ödenecek şekilde 30 bin 40 TL ceza verilmesi Türkiye’de çocuk işçiliğin özetidir.

Türlü sömürü biçimlerinde olduğu gibi çocuk işçilik ve çocuk işçi ölümlerinin de kaynağı emperyalist-kapitalist sistemdir. Çocuklara ağır fabrika koşulları, savaşlar, taciz-tecavüz, uyuşturucu ve fuhuş bataklığından başka yaşam alanı açmayan bu kokuşmuş düzene karşı kurtuluşun tek umudu devrimci mücadeledir. Kapitalist düzen içerisinde de bu konuda belli kazanımlar elde etmenin de tek yolu devrimci mücadeledir. Çocuklar bu pislikten kalıcı olarak ancak işçi ve emekçilerin kuracağı sosyalist düzende kurtulabilir.