Tersane işçisi hastalanınca işten atıldı

Meslek hastalıkları, Türkiye'de işçilerin yaşadığı en büyük sorunlardan biri. İşçilerin çoğunun meslekleri nedeniyle yakalandıkları hastalıklar, meslek hastalığı olarak görülmüyor. Sürece yayılan ölüm anlamına gelen hastalıklar nedeniyle işçiler bir bir ölürken, işveren, hastalığa yakalandıktan sonra işçiyi kapı önüne koyuyor. Bunun son örneği Turgut Çalağan. 

16 yıldır gemi sanayinde çalışan Turgut Çalağan, 1 Nisan'dan beri Tuzla Tersanesi'nde bulunan Logos Denizcilik Mühendislik ve Turizm Şirketi'nde kimyasal maddeler ile işlemlerin yapıldığı bölümde çalışıyordu. 

50 işçinin çalıştığı işyerinde "epoksi" denilen kimyasal sıvı ile elyaf ve köpük ıslatılarak yata monte ediliyor. İşyerinde marangoz, boru, boya ve diğer işlemler yapılıyor. Bütün bölümlerin bir hangar içerisinde bulunduğunu belirten Çalağan, çalışma ortamının işçilerin sağlığı için müsait bir yer olmadığına dikkat çekiyor.

Çalağan, çalışma koşullarını şöyle anlatıyor: “Çalışma koşullarımız, iş güvenliğimiz çok kötü. Akşama kadar kimyasal içerisinde çalışıyoruz. Eldiven ve maske takıyoruz ancak bunlar yaptığımız iş için gerekli korumayı sağlamıyor. Kimyasal maddeye karşı daha korunaklı olan gaz maskesi kullanmamız gerekiyor. Oysa bize verdikleri maskeler sadece toza karşı koruyor. Eldivenler ise doktorların kullandığı ince eldivenlerden. Bu kadar işçinin çalıştığı bir yerde sadece 1 tane gaz maskesi var."

'ÇALIŞMA İZNİ VERMEZLER'

Özellikle yazın kimyasal maddelerle temaslarının daha çok olduğunu aktaran Çalağan, “Yazın kısa kollu giyiyoruz, çalışırken epoksi denilen kimyasal kollarımıza ve kafamızı sıçrıyor. O durumda aseton yada tinerle silmemiz gerekiyor. Onlar da kimyasal olduğu için etkileşimi cildimize zarar veriyor. Zaten hemen etkisini görüyoruz, cildimizde kızarıklıklar ve şişmeler oluyor, kaşıntı yapıyor” dedi. Çalağan, “Koşullarımız çok kötü. Yani Çalışma ve Sağlık Bakanlığı'ndan denetlemeye gelseler sanmıyorum ki o iş yerine bir daha çalışma izni versinler” diye ekliyor. 

Turgut Çalağan, işe başladıktan 4 ay sonra, sürekli kimyasal maddeyle temas etmesi nedeniyle ellerinde yaraların çıktığını belirtiyor. Bunun üzerine Süreyyapaşa Meslek Hastalıkları Hastanesi'ne gittiğini ifade eden Çalağan, yapılan tahlil ve tetkiklerde bazı değerlerin yüksek çıktığını söyledi. Çalıştığı bölümün değiştirilmesi yönünde kendisine heyet tarafından rapor verildiğini aktaran Çalağan, daha sonra yaşadıklarını ise şöyle anlattı: “Raporum bittikten sonra kontrole gittim. Heyete aldılar. Heyet hastalığımın 'meslek hastalığı' olduğu ve bölüm değiştirmem gerektiği yönünde rapor verdi. Raporumu işyerine verdim ve durumumu anlattım. İstirahatte olduğum halde, 'Bizim içinde senin içinde iyi olur gel çalış' diyerek çalıştırdılar. Ben de evimi geçindirmek zorunda olduğum için reddetmedim. Çalışmam yasadışı olduğundan, şikayet olur kaygısıyla 4 gün sonra, 'çalışma' dediler. Çıkışımı vermek istediler, kabul etmedim. İstirahatim bittikten sonra ise işbaşı yaptım.”

''SANA BAKMAK ZORUNDA DEĞİLİZ' DEYİP ATTILAR'

Birkaç ay sonra ellerindeki yaraların daha da şişmesi ve patlamaya başlaması üzerine yeniden hastaneye gittiğini aktaran Turgut Çalağan, heyetin yeniden bölüm değişikliği yapması yönünde kendisine rapor verdiğini aktardı. Çalağan, ikinci istirahat raporunun süresinin dolmasının ardından işe geri döndüğünde, durumunun gözardı edilerek, yeniden kimyasal bölümünde çalıştırılmak istendiğini kaydetti. İtirazı üzerine elyaf kesme bölümüne gönderildiğini belirten Çalağan, eşi doğum yaptığı için kullandığı doğum izninin ardından işe geri döndüğünde ise işten atıldığını belirtti. İşten atılmadan önce, istifa etmesi yönünde kendisine baskı yapıldığını ifade eden Çalağan, “Haklarımı kaybetmemek için kendi isteğimle çıkmayı reddettim. 'Biz sana bakmak zorunda değiliz' diyerek beni işten attılar” dedi. 

'HASTANE SÜRECİNDE HİÇ DESTEK GÖRMEDİM'

Hastaneye gidiş geliş sürecinde şirketin hiçbir koşulda kendisine destek olmadığını kaydeden Çalağan, “Ben bu iş yerinde yaptığım işten dolayı bu rahatsızlığı yaşıyorum. Bana destek olmaları gerekirken, sahip çıkmadılar. İstirahatte olduğum günlerin parasını alamadım. Ağustos ve Eylül aylarında sadece 10'ar günlük paramı verdiler. İstirahatte olduğum günlerin parası için ise 'sigorta karşılayacak 'dediler, ama daha bir gelişme yok. Maddi olarak destek vermelerini bırakın, manevi olarak dahi destek vermediler. Bir de üzerine işten attılar” diye konuştu. 

Şirketteki tüm bölümlerde koşulların olumsuz ve ağır olduğunu kaydeden Turgut Çalağan, kimyasal bölümünün daha ağır olduğunu, bütün gün kimyasal soluduklarını aktarıyor. 

Aynı bölümde çalıştıkları diğer işçilerin ellerinde de aynı yaraların çıktığını kaydeden Çalağan, “Ama onlar da işlerini kaybetme korkusuyla doktora gitmiyorlar. Benim başıma gelenlerin ardından sanırım hiç gitmezler” dedi. 

'İŞÇİLERİN DEĞERİ PATRONLAR İÇİN BU KADAR'

“İşlerine yaramayacağımı düşünerek kapı önüne koydular” diyen Çalağan şöyle devam ediyor: “Aylarca benim, bizim üzerimizden milyarlar kazandılar. İşverenin işinden dolayı hastalandım ama işveren işine yaramayacağımı düşünerek kapı önüne koydu. İşçilerin değeri patronlar için işte bu kadar.”

Turgut Çalağan şimdi işe geri iade talebiyle dava açmaya hazırlanıyor. Uğradığı haksızlık karşısında mücadele edeceğini belirten Çalağan, hukuki mücadelesine sonuna kadar sürdüreceğini vurguladı.